05 Nisan 2023

Türküsü kaldı yadigar: "Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana"

AKP iktidarında kuru soğan bile lüks. Hâlâ AKP'ye oy veren kitle ne yiyor, ne içiyor, nerede oturuyor?..

Patlıcan:

Kilosu 17 lira... 49 lira.

Taze Fasulye:

Kilosu 17 lira... 63 lira.

Kuru soğan:

Kilosu 5.5 lira... 25 lira.

Dolmalık biber:

Kilosu 15 lira... 50 lira.

Pırasa:

Kilosu 9 lira... 18 lira.

Limon:

Kilosu 9 lira... 20 lira.

Taze Bakla:

Kilosu 18 lira... 35 lira.

Kuru fasulye:

Kilosu 29 lira... 88 lira.

Makarna:

Kilosu 9 lira... 22.90 lira.

Beyaz Peynir:

Kilosu 95 lira... 190 lira.

Sele zeytin:

Kilosu 40 lira... 125 lira.

Armut:

Kilosun 13 lira... 27 lira.

Dana Kıyma:

Kilosu 130 lira... 290 lira.

Tavuk But:

Kilosu 43 lira... 130 lira.

Yoğurt:

Kilosu 22 lira... 44 lira...

Yumurta:

Tanesi 2.30 lira... 4.5 lira.

Yukarıdaki fiyatlar İzmir Karşıyaka'dan, iktisatçı bir arkadaşımın not tuttuğu market fiyatları.

Her ürünün karşısındaki ilk fiyat geçen Mart ayına, ikinci fiyat bu yılın Mart ayına ait.

Başka gıda ürünlerini de eklersek, gıda fiyatlarında bir yılda artış yüzde 106.

Ben pazara bakıyorum, kağıt üstünde açıklanan TÜİK verilerine zerre kadar inanmıyorum.

Bir yıllık gıda fiyat artışı bizde yüzde 100'ü geçmişken, dünyada gıda fiyatları bırakın daha az artmayı,  yüzde 7 geriliyor, eksi yüzde 7!..

Bu da AKP'nin ekonomi politikasının, tarım politikasının nasıl çöktüğünü gösteriyor.

Lokantalar cep yakıyor

Batı Anadolu'da bir kıyı kasabası.

Çevresinde sebze, meyve yetişiyor, büyük ve küçük baş hayvan besleniyor. Yani, ürünler pazara çıkarken, aracı yok, derler ya, tarladan doğrudan tüketiciye satılıyor.

Oradaki pazar fiyatlarının da benzer biçimde, büyük kentlerden pek farkı yok.

Aynı kasabada bir lokantada...

İki işkembe çorbası, bir porsiyon semizotu, bir porsiyon kadınbudu köfte, bir güllaç, 495 lira!..

Aynı kasabada ünlü bir köftecide, işin içine et girince, tablo daha vahim.

İki mercimek çorbası, iki porsiyon kuzu şiş, iki kase yoğurt, iki su, 896 lira!..

Pazar fiyatları zaten cep yakıyor, o yangın lokanta fiyatlarına misliyle yansıyor.

Anadoluda bir kasabada bile, en sıradan bir lokantada bir kişi 250 liradan aşağı çıkamıyor. Hele de, yemekte et ürünü varsa, geçmiş olsun, bir kişi 500 liraya çıkabiliyor.

İstanbul'da bir porsiyon döner, bir ayran 225 lira.

Bir sosisli sandviç, bir ayran 90 lira.

Kiralar ve kiralar

Gıda ürüleri ve lokantaların yanı sıra...

Kiralar...

Son bir yılda İstanbul'da yüzde 137, Ankara'da yüzde 150, İzmir'de yüzde 180, Bursa'da yüzde 200 artmış!..

Ne bu be!..

İnsanlar beslenemiyor, beslenmek lüks, aç kalıyor, barınamıyor.

Sokaklara çıkın, ev arayın, dudağınız uçuklar.

Ama, TÜİK'e bakarsanız, kiralardaki artış sadece yüzde 63.

Fiilen artan kira ile TÜİK'in açıkladığı kira artışı arasında, illere göre, iki ve üç kat fark var.

TÜİK bilmecesi

TÜİK verileri...

TÜİK başkanlarının macerasına denk bir bilmece.

76 yıl boyunca 18 başkanın görev yaptığı TÜİK'te, AKP'nin yirmi bir yıllık döneminde 9 başkan değişiyor.

Son altı yılda altı başkan değişiyor.

Son yıllarda neden bu kadar sık değişiyor?..

Çünkü, son iki yıldır enflasyon dünya rekoru kırıyor, enflasyon rekor kırdıkça,TÜİK'te başkan değişiyor.

Enflasyonun boyutunu görmek için TÜİK'ten filan vazgeç, pazardaki sebze, meyve fiyatlarına, kiralara ve de 200 liranın alım gücüne bak, yeter!..

2009 yılı Ocak ayında tedavüle giren 200 liranın o günkü değeri 130 dolar 15 cent iken, bugün 200 dolar sadece 10 dolar 40 cent ediyor.

Bu değerler yoksulluğun, sefaletin göstergesi.

Aşık Mahzuni Şerif

Yirmi yıl önce aramızdan ayrılan Aşık Mahzuni Şerif'in yaktığı bir türkü var:

"Yoksulun sırtından doyan doyana,

Bunu gören yürek nasıl dayana,

Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana,

Bilmem söylesem mi, söylemesem mi?.."

Kuru soğana muhtaç olmak... Artık hiç parası yok, sonunda ancak kuru soğana yetecek kadar parası var, kuru soğan en ucuz, en sıradan yiyecek...

Ama, bir zamanlar...

AKP iktidarında kuru soğan bile lüks.

Hâlâ AKP'ye oy veren kitle ne yiyor, ne içiyor, nerede oturuyor?..

Yalçın Doğan kimdir?

Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesi'ni, 1969'da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyet'te ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı.

1989'da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyet'te önce Yayın Koordinatörü, 1999'da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003'te Hürriyet Gazetesi'nde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24'te köşe yazarlığına devam ediyor.

Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'in çeşitli ödülleri yanında, 2014'te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TV'nin 'Kırılmayan Kalemler' ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı.

Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almanca'dan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir.

Yazarın Diğer Yazıları

Erdoğan'ın ikinci yenilgisi: Kelebeğin ömrü

Gerilim ve sertlik siyasetinin mimarı Bahçeli'nin yumuşamaya darbesi Erdoğan'ı yolundan çeviriyor...

Erdoğan'ın zor tercihi: O dosya ile "yeni anayasa" hayali arasında 

Erdoğan - Bahçeli ittifakı bozulur mu?.. Bunu Erdoğan belirler. Ya Sinan Ateş dosyasında, Ayşe Ateş'e verdiği söz doğrultusunda sonuna kadar gider... Ya da o dosya, bazı zanlıları dışarıda bıraktığı söylenen iddianame ile sınırlı kalır

Erdoğan'la görüşme: CHP halka anlatamadı, oysa Özgür Özel içeride...

İletişim!.. Döne dolaşa iletişim!.. CHP'deki bu eksiklik CHP'yi geriye düşürüyor