16 Haziran 2021

Erdoğan Biden'a karşı "cici çocuk" rolünde

Bir bize bakıyorum, bir onlara... "Kendi içine kapanmış, kendi sorunlarıyla boğuşan bir ülke fotoğrafı" bundan daha net ortaya çıkamaz

"Piyasa Biden - Erdoğan görüşmesini satın almıyor!..

Görüşme başlamadan önce dolar 8.34 TL iken, görüşme sonrasında ve dün sabah 8.47 TL'den işlem görüyor.

Malum çevre ve yandaş medyanın 'görüşme olumlu geçti' diye, pompalamasına rağmen, piyasa görüşmeye mesafeli yaklaşıyor".

Biden - Erdoğan görüşmesini değerlendiren kriterlerden biri bu.

Ayrıca...

Bizdeki yandaş TV kanalları görüşme sonrasında, hiç kaçmaz, görev başında, "nurlu ufuklara" doğru yol alıyoruz!.. Dün yandaş gazetelere bakıyorum, aynı konuda:

"Çözülemeyecek sorun yok", "işbirliğimizi arttıracağız", "her şeyi konuştular", "buzları eriten 90 dakika" gibi, umut manşetleri..

Kendini tutamayan birkaç yandaş medyada ise, "masa başı" çalışması işliyor:

"Erdoğan'a Belçika'da sevgi gösterisi" ve hemen bir başkasında, "zirvenin yıldızı Başkan Erdoğan".

Hangi ara "yıldız" oluyor, önceden ayarlanmış sekiz, on kişi ne zaman "sevgi gösterisinde" bulunuyor, bunları o manşetleri atanlara sormak gerek.

Elin oğlu başka işlerle meşgul

Bizdeki manşetlerden sonra dün Amerikan, İngiliz ve Alman basınına bakıyorum.

"Erdoğan ile ilgili tek satır yok".

Biden ile ilgili görüşmesi çerçevesinde, belki bugünden sonra bazı haber ve yorumlar yayınlanabilir ama, dün o gazetelerin internet sayfalarında yok.

Peki, ne var?..

Elin oğlunun, (Amerika ve Avrupa Birliği ülkelerinin) derdi çok başka:

"Korona ile mücadele, koronanın etkileri, daha fazla ve daha yaygın aşı sağlanması, iklim değişikliği, gezi sınırlamalarının kaldırılması, savunma harcamalarının belli oranda arttırılması, Çin ve Rusya'da insan hakları ihlalleri, Çin ile ekonomik rekabet..."

NATO kapsamında, bol bol bu haberler var.

Bir bize bakıyorum, bir onlara...

"Kendi içine kapanmış, kendi sorunlarıyla boğuşan bir ülke fotoğrafı" bundan daha net ortaya çıkamaz.

Nerede o kükreyen Erdoğan?

TV'lerdeki görüntülere ve bazı fotoğraflara bakıyorum.

"Erdoğan son derece uyumlu, hoşgörülü, uzlaşmaya hazır, çoğuyla kavgalı olduğu liderlere yeniden güven aşılamaya çabalayan, hatta NATO içinde yeniden rol oynamaya çalışan pozlarda".

Neden ve neden?..

TL tehlikeli biçimde eriyor, işsizlik ve enflasyon artıyor. Döviz rezervleri suyunu çekmiş, borç bulması gerek ama, şimdilik kimse borç vermeye yanaşmıyor. İçerde iktidarı her geçen gün biraz daha zayıflıyor. Bir dizi başka iç ve dış nedenlerden dolayı, onlarla iyi geçinmesi şart.

Sırf bundan dolayı:

"Doğu Akdeniz'de doğalgaz arama faaliyetleri sırasında mangalda kül bırakmaz iken, aniden ve sessizce o bölgede arama faaliyetlerine son veriyor".

Önüne gelene "eyyy" diye başlayan nutukları çoktandır unutuyor, daha doğrusu unutmak zorunda kalıyor.

Kabil Havaalanı

Hatta, kendisini yeniden kabul ettirme aşamasında, NATO içinde "ben iyi bir müttefikim" demeye getiren bir adım atıyor, NATO'ya öneriyor:

"NATO birlikleri Afganistan'dan çekildikten sonra, Kabil Havaalanı'nın kontrolünü biz sağlayabiliriz".

Bu öneriye NATO Genel Sekreteri "Türkiye Kabil Havaalanın'da kilit rolde" diyor ancak, NATO içinde bu konuda henüz bir karar verilmiş değil.

Aslında, çekilme tarihi yakın zamanda iken, Türkiye Afganistan'da varlığını sürdürmek istiyor, NATO'dan maddi destek şartıyla.  

1950 yılında "Kore'ye asker göndermek" gibi. O zaman NATO'ya üye olabilmek için Kore'ye asker gönderiyoruz, bugün NATO'nun desteğini almak için, NATO adına, Kabil Havaalanı'nın kontrolünü öneriyoruz.

"Hamdolsun"

Erdoğan'ın Biden ile görüşmesine dönersek...

Biden geçtiğimiz 24 Nisan'da 1915 olaylarını "soykırım" olarak niteliyor. Başta Erdoğan olmak üzere, AKP ve MHP takımı Biden'ı topa tutan toptan feryatlara başlıyor.

Erdoğan:

"ABD Başkanı Biden bir asır önce yaşanmış acı olaylarla ilgili mesnetsiz, haksız, hakikatlere aykırı ifadeler kullanmıştır.

Haziran'da yapacağımız görüşmede bu konuları yüz yüze değerlendirerek, yeni bir dönemin kapılarını aralayacağımıza inanıyorum".

24 Nisan'da ilk tepkisi böyle, görüşmeden bir gün önce:

"24 Nisan bizim için maalesef çok olumsuz bir süreç oldu. Bu yaklaşım bizi ciddi manada üzmüştür.

Bunu gündeme getirmeden geçmeyi doğru bulmamız mümkün değildir. Tabii ki, bunu hatırlatmadan geçmek mümkün değildir".

Belli, çok kararlı, Biden'a rahatsızlığını iletecek.

Görüşme sonrasında basın toplantısında Erdoğan'a ABD'nin 24 Nisan tavrıyla ilgili konunun ele alınıp alınmadığı sorulduğunda, Erdoğan iç rahatlığı ile:

"Hamdolsun, hiç gündeme gelmedi".

"Hamdolsun", yani seviniyor, konu açılmadığı için.

"Gündeme gelmedi" derken, aslında 'konuyu ben açmadım' demek istiyor.

Açmıyor.

İçerde ve dışarda öyle sıkışmış ki, "cici çocuk" rolünü oynamak zorunda, hele de Biden'a karşı.

Yazarın Diğer Yazıları

Prof. Dr. Bingür Sönmez'e, değerli meslektaşlarına, fedakâr ekibine sonsuz teşekkürler 

Kısa süre içinde dostluk kurduğum "doktorlar ve ekibin tamamı.." Her türlü övgüyü çoktan hak ediyor

"Laf dinlemedi"

Taha Akyol'un kitabı Merkez Bankası çevresinde bizim ekonomik tarihimizin özünü anlatıyor

Muhteşem “u dönüşlerini” yüzüne vurmak ve de yüzde 79.97...

Erdoğan Suudi Arabistan’a çektiği 180 derecelik U dönüşünü şimdi Sisi için düşünüyor olmalı.