28 Mart 2024

Cumhuriyetçisi olmayan Cumhuriyet

AKP'nin imam hatiplerle, vakıf ve derneklerle, kendine bağlı sermaye ile oluşturduğu taban karşısında duranların ortak söylemi var. Hangi siyasi kanatta olurlarsa olsunlar... Ortak söylem Cumhuriyet!..

Cehalet ve önyargıyla karışık, laik Cumhuriyeti ve Atatürk’ü savunmak bir zamanlar  İslamcı kanatta aynı damgayı vurmakla sonuçlanıyor:

“Bunlar Jakoben.”

Ne demek bu?..

Kökünü Fransız İhtilalinden alan bu kavram “dayatmacı, siyasi meşruiyet tanımayan” suçlaması anlamında kullanılıyor. İslamcılar suçlamalarını İttihat Terakki ile başlatıyor, 27 Mayıs İhtilaline, oradan da günümüz politikasına uzatıyor.

Burada ciddi yanıltma var.

27 Mayıs darbesi bile

Jakobenlerin öncelikleri arasında “din” yer almıyor.

Yanıltma şu.

“Jakobenlikle suçlanan İttihat Terakki’nin 1910’larda kurduğu bir dergi var, İslam Mecmuası, belki de Türk - İslam sentezini ilk ele alan, milliyetçiliğin İslam’a karşı olmadığını savunan bir dergi. Laikleştirme yerine İslamileştirme politikalarına öncelik tanıyan bir dergi." (Ceren Lord, Religious Politics in Turkey, From the Birth of the Rupublic To the AKP, s.280).

Aralarında Ziya Gökalp, Fuat Köprülü, Şemsettin Günaltay gibi önde gelen ideolog, tarihçi ve siyasetçiler bu dergide kendilerini “Türk İslamcısı” olarak tanımlıyor. Dergi Kuran’ı Türkçeye çevirmeye çalışıyor.

İngiltere’de Oxford Üniversitesi öğretim görevlisi Ceren Lord’un başka bir tespiti var:

“En laik asker müdahalelerinden biri olarak kabul edilen 27 Mayıs 1960 darbesi Diyanet vaazlarında kutlandı. Bu dönemde müftüler 27 Mayıs inkılabının anlamını ayetler ve hadisler kullanarak halka anlatmaya teşvik edildi”. (Ceren Lord, a.g.k., s.146)

Tarihsel olarak en laik kesim diye tanımlanan ordu ve hatta darbe yapanlar bile halka ulaşmanın yolunu dinde görüyor.

Batıya gitmek isterken Batı'dan uzaklaşmak bu olsa gerek.

İslami sermaye

Dinin toplumda yerleşmesine 1950’den itibaren hemen her iktidar zemin hazırlıyor.

İmam hatip okullarının sayısı hızla artarken, dini vakıflar ve dernekler de tarikatlarla birlikte artıyor.

Bu okul ve vakıflar AKP ile birlikte altın dönemine ulaşıyor. 2003 yılında 452 olan imam hatip okullarının sayısı 2016’da 3.110’a fırlıyor. Aynı dönemde o okullardaki öğrenci sayısı 90.606’dan 1 milyon 201 bin 500’e çıkıyor. (Ceren Lord, a.g.k., s.254)

Turgut Özal ile başlayan İslami bankacılık AKP döneminde 15 Temmuz darbe girişimine kadar kendine geniş bir alan buluyor.

Yine AKP “İslami Burjuvazi” diyebileceğimiz, kendine bağlı yeni bir İslam sermaye sınıfı yaratıyor.

Cumhuriyet’e sıkı sıkıya bağlı sivil toplum örgütlerini, baroları ve meslek odalarını çökertmeyi deniyor.

İslami ve kendine bağlı medya ile iktidarının sac ayaklarını tamamlıyor.

Kendisini halka anlatmak için seçtiği yol “demogoji, halkı aldatmak."

Ortak söylem: Cumhuriyet

AKP iktidarına dönük analizler bir yana, bugün konu üç gün sonraki yerel seçimler.

AKP’nin Cumhuriyet’in kılcal damarlarına kadar uzanan Türk - İslam sentezci politikaları karşısında muhalefet partileri ne yapıyor?

AKP’yi devirmek için AKP’nin analizi kadar diğer partilerin de rotası hayati önemde.

Tecrübeyle sabit.

“1930’larda Almanya’da Weimar Cumhuriyeti’nin sahip olmadığı bir şey vardı, demokratik bir sağ”. (Sebastian Haffner, Hitler Üzerine Notlar, İletişim Yayınları, s.90).

Aynı tarihte liberaller, sosyal demokratlar, merkezdekiler, komünistler öyle dağınık ki, iktidara yürümek için Hitler’in bunları aşması, özellikle demokratik sağın olmayışı karşısında pek güç olmuyor.

Bugün Türkiye’de demokratik ya da merkez sağ yok.

AKP'nin imam hatiplerle, vakıf ve derneklerle, kendine bağlı sermaye ile oluşturduğu taban karşısında duranların ortak söylemi var.

Hangi siyasi kanatta olurlarsa olsunlar...

Ortak söylem Cumhuriyet!..

Küçük bir örnek: Kadıköy

Söylemi var, o söylemi dile getirenler var, Cumhuriyet var...

Ve fakat Cumhuriyetçisi yok!..

Söylemi var iken, Cumhuriyetçisi nasıl yok?

Çünkü, hem demokratik sağ yok, hem hepsi darma dağınık. Ezberlenmiş laflarla, tencere tavayla AKP’yi iktidardan düşüremeyeceklerini hala anlamış değiller.

İlgisiz gelebilir, küçük ama tipik örnek, Tunceli’de başarılı belediye başkanlığı yapmış TKP’li Fatih Mehmet Maçoğlu’nun İstanbul Kadıköy’de belediye başkanlığına aday olmasının ne manası var?.. Maçoğlu ve TKP neyi kanıtlamak peşinde?..

Ama, hem TKP, hem Maçoğlu Cumhuriyet’i sonuna kadar savunuyor!..

Pahalılık, yoksulluk

Dönemine göre, seçime giderken, AKP güçlükler içinde.

Günümüzdeki güçlüğü anormal hayat pahalılığı, yoksulluk.

Zaten gerçek muhalif partiler de, muhalif pozundaki İYİ Parti ve Memleket Partisi de AKP’yi hayat pahalılığı üzerinden sıkıştırıyor.

Bunca pahalılığa, sefalete, yolsuzluk iddialarına, çevre felaketine rağmen AKP hala ortalama yüzde 30’larda oya sahip.

Buna karşı muhalefet İttihat Terakki’den bu yana adım adım ilerleyen dinci politikalar karşısında çok temel politikalar oluşturmak zorunda.

Bunun için:

Ortak değer Cumhuriyet.

Ezbere, harcı alem laflarla değil, toplumun temeline inerek, Cumhuriyet çevresinde bir araya gelmek şart.

Şu anda elbette Cumhuriyet var, dağınık da olsa, Cumhuriyet’i savunanlar da var.

Ama, Cumhuriyeti savunarak, Cumhuriyetçi olunmuyor.

Bir araya gelerek, topluma yeni hedefler göstermek gerek.

Yalçın Doğan kimdir?

Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesi'ni, 1969'da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyet'te ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı.

1989'da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyet'te önce Yayın Koordinatörü, 1999'da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003'te Hürriyet Gazetesi'nde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24'te köşe yazarlığına devam ediyor.

Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'in çeşitli ödülleri yanında, 2014'te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TV'nin 'Kırılmayan Kalemler' ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı.

Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almancadan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir.

Yazarın Diğer Yazıları

Kobani kararı: Erdoğan Kürtlerle köprüleri attı

Erdoğan gibi politikanın her yönünü iyi bilen ve kullanan birisi, bunu nasıl göze alabiliyor?..

Bunu bile gördük: Yasa geriye işliyor!..

"Geçmişe dönük yürütülen o madde, kooperatiflerde faal ortak oldukları halde, yükümlülüklerini yerine getirmemiş olanlara yeni bir alan açıyor, böylece eski kuralın içerdiği yaptırım önlenmek isteniyor"

Patronlara selam = 30 Haziran 2021'in Kopyası

"Tasarruf" adı altında, dişe dokunan hiçbir önlem olmadan, hem aynı konuları sıralıyor,  "yeni" diye yutturmaya çalışıyorlar