23 Ekim 2018

Bu Prens şimdi nasıl Kral olacak?

Bu haliyle, kazayla Kral olursa, halkına ve çevre ülkelerin başına tam dert olacak cinsten

“İtiraf” gibi.

İstihbarat yetkilisi Ahmet El Asiri. Çok iyi bir askeri eğitim aldıktan sonra, Sarayın sadık bendelerinden biri olarak, basamakları hem askeri rütbe, hem siyasal anlamda hızla tırmanıyor. Sadece Suudi medyasını değil, zaman zaman Amerikan ve Avrupa medyasını da yönlendiriyor.

Akıcı bir İngilizce ile birlikte, genel kültür de yerinde. Ne var ki, baskı, zor, zulüm de ondan ayrı düşünülmüyor. Arabistan’da herkesin korkulu rüyası.

Ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın en yakınlarından, en güvendiği kişilerden biri.

Gazeteci Cemal Kaşıkcı cinayetinde İstanbul’a gönderilen ve çok büyük olasılıkla cinayeti işleyen on beş kişilik ekipte yer alıyor, ekibin başı olarak.

Cinayet sonrası El Asiri görevden alınıyor.

“İtiraf” gibi.

Diğer ürkütücü kimlik

Yaptıkları işler açısından, Asiri’nin sanki ikiz kardeşi, danışman Kahtani.

Prensin en yakınlarından biri, Prens adına bildirimlerde bulunuyor, insanları tehdit ediyor. Bin Selman’ın Tahtın varisi olduğu kesinleşince, Kahtani’nin de sosyal medya paylaşımları hız kazanıyor, “kara listeler” yayınlıyor:

“Suikast dönemi başladı, Suikast defteri yeniden açıldı” gibi paylaşımlar eşliğinde. Kime açılıyor o “defterler”?..

“Prens Bin Selman’ı eleştirenlere”.

Kahtani, Prens adına, kimseye göz açtırmıyor.

Prensi eleştirenlerden biri de, Kaşıkçı.

Prensin en yakınındaki ikinci kişi Kahtani de, cinayet sonrasında görevden alınıyor.

“İtiraf” gibi.

Adli tıp uzmanı

Veliaht Prens ve ekibi anlaşılan Shakespeare tragedyalarını iyi okumuş. Cinayetin tasarlanması o tragedyaları andırıyor.

Cinayete karıştığı izlenimi çok güçlü görünen en yakın iki danışmanın görevden alınmaları tragedyanın devamı gibi.

Aynı zamanda “itiraf” gibi.

Cinayet nasıl tasarlandıysa, İstanbul’a gönderilen ekipte bir de “adli tıp uzmanı” var.

Cinayet sonrası Kaşıkçı’nın cesedini parçalamak üzere, görevli bir uzman.

Yani, plan yerinde.

Kaşıkçı’nın ne zaman İstanbul’da başkonsolosluğa geleceğini biliyorlar. O gün, on beş kişilik ekip Riyad’dan İstanbul’a geliyor. Cinayet işleniyor, ceset parçalanıyor, ekip Riyad’a geri dönüyor.

Cesedi parçalamak için bir adli tıp uzmanı da ekipte yer aldığına göre, cinayetten sonra “hangi işlemin” yapılacağı önceden belirleniyor.

Şimdi bütün bu olanlar ayrı ayrı ortaya çıksa da, kareler birleştirildiğinde, bilmece çözülüyor.

“İtirafa” giden yol Shakespeare tragedyası gibi.

Prens telaşlı

Prens’in kendini ele verdiği en kritik nokta, başından beri yanından ayırmadığı iki çok önemli danışmanını cinayet sonrasında “tereddütsüz” görevden alması.

Hem gerçek hayatta, hem tragedyalarda hep öyle olur ya...

“İlahların kurban istemesi...”

Kendini kurtarmak adına, danışmanları ilahların önüne atmak...

Tahtın varisi olduğu günden bu yana, Prens hep otokratik, hep despot, hep kimseye göz açtırmayan cinsten. Kendisine eleştiri, kendisiyle tartışmaya girmek filan, asla söz konusu değil.

O ne yaparsa, iyi yapar, cinsten.

Bu haliyle, kazayla Kral olursa, halkına ve çevre ülkelerin başına tam dert olacak cinsten.

Ancak, şimdi büyük soru şu:

Bu saatten sonra tahta oturabilir mi?..

Bu saatten sonra Kral olabilir mi?..

Tahtın varisi değişti

Şimdiki Kral Selman bin Abdülaziz El - Suud tahta çıktığı zaman, Veliaht Prens o tarihte Savunma Bakanı olan, Kralın yeğeni Muhammed Bin Nayif.

Tahta geçme sırası Nayif’in babası, şimdi Kralın kardeşi Abdülaziz bin Abdülaziz iken, o ölüyor, taht şimdiki Krala kalıyor. Nayif o nedenle o tarihte Veliaht Prens.

Ama kardeşi ölünce tahta geçen şimdiki Kral Bin Selman oğlu Muhammed Bin Selman’ı veliaht ilan ediyor. Bin Nayif’i de Savunma Bakanlığı görevinden alıyor.

Bütün bu olanlardan sonra Kral kararını değiştirebilir mi? Tahtını hala oğluna emanet edebilir mi?..

Suudi Arabistan ve çevre ülkelerde soru şimdi bu.

Trump’ın Arabistan aşkı

Aynı soru Amerika’da da soruluyor.

Üstelik, Amerika’nın Kral’ın tercihini değiştirebilecek güce sahip olduğu eklenerek.

Trump Başkan seçildikten sonra ilk yurt dışı gezisini Suudi Arabistan’a yapıyor. 2017 Temmuz ayında Riyad’a ikinci kez gidiyor. Riyad dönüşü Trump çok sevinçli:

“Suudi Arabistan ile toplam 350 milyar dolarlık anlaşma yaptık. Bu anlaşma sayesinde Amerika’da işsiz sayısı azalacaktır”.

Anlaşmanın dışında, Veliaht Prens Bin Selman’ın Amerika’daki teknoloji valisi, Silicon Valley’de büyük yatırımları var.

Trump Suudi Krala şimdi ne telkin edebilir?..

Göz göre göre, hala oğlunun önünü açmasına ses çıkarmaz mı?..

Yoksa, “olmaz öyle şey” der mi?..

Ya da Kral tercihini değiştirir ve yeğenini yeniden Veliaht ilan eder mi?..

Bunlar “cinayet sonrasında” bir ulusun kaderini belirleyecek sorular.

Yazarın Diğer Yazıları

“Yaralısın”, onun da adı “Ali”

1686’da yapılan savaşı Avusturya kazanıyor, 150 yıl sonra Budin’i geri alıyor. Padişah IV. Mehmet durumu görüşmek üzere Şeyhülislam Ali Efendiyi saraya çağırıyor. Ali Efendi: “Gelmemize ulemanın izni yoktur”. Padişahın ayağına gitmiyor. IV. Mehmet de, onu görevden alıyor. On iki yıl hiç kimsenin kulu, kölesi olmadan, hukukun rehberliğinde tarihe örnek bir Şeyhülislam olarak geçiyor.

Ali Erbaş: Bir ilk... Ve toplum rahatsız...

"Siyasi bir figür" haline geliyor, siyasetin tam ortasında yer alıyor, her hali ve tavrıyla "ateşli bir AKP üyesinden" farksız

Anadolu Medya Ödülleri: Kendi pişir kendin ye!..

Erdoğan bu törende yaptığı konuşmada ‘Türkiye’deki basın özgürlüğü ve demokrasi’ nutku atmayı ihmal etmiyor.