29 Şubat 2024

Bir Türkiye klasiği: Ankara Mimarlar Odası seçimi

Geçen pazar günü Ankara Mimarlar Odası seçimleri bir yandan benzer baskılara tanıklık ederken...

İlk grup “Demokrasi İçin Mimarlar Platformu”.

İkinci grup “Demokratik Toplumcu Mimarlar”.

Bu iki grup siyaseten “aynı çizgide”, aralarında önemli bir fark yok.

Üçüncü grup “iktidar yanlısı” olarak tanımlanan, ilk iki grubun karşısındaki “Yenilikçi Mimarlar”.

Geçen pazar günü bu üç grubun yarıştığı “Ankara Mimarlar Odası” seçimi var.

İbretlik seçim, ibretlik sonuç veriyor.

Bu seçimin özelliği var, Türkiye’deki genel ve yerel seçimlere ayna tutuyor.

İktidarın STK hırsı

İktidara geldikten sonra AKP adım adım:

-Yargıyı kendisine bağlıyor.

-Medyayı kendisine bağlıyor.

-Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni devre dışı bırakıyor.

-Üniversitelere kelepçe vuruyor.

-Muhalefeti parçalıyor.

Bununla birlikte:

Çeşitli alanlarda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını (STK), meslek odalarını ne yapsa, ne etse, ele geçiremiyor.

Ele geçirmek amacıyla hırsla uğraşıyor, değişik manevralar çekiyor.  

Örneğin, baroları parçalıyor.

Parçalamak işe yaramıyor. Barolar demokrasi, cumhuriyet ve laikliğin savunucuları ile birlikte amacından sapmadan dimdik ayakta.

AKP bir, iki meslek odasında kısmen ağırlık taşıyor, o da o meslek grubundaki insanların genellikle bürokraside görevli olmalarından kaynaklanıyor.

 Ankara'da seçim 

Geçen pazar günü Ankara Mimarlar Odası seçimleri bir yandan benzer baskılara tanıklık ederken...

Ama asıl...

Parçalanmışlığın ve kayıtsızlığın tipik örneğine sahne oluyor.

Ankara Mimarlar Odası’nın toplam 11.600 üyesi var, 11 bin 600.

Seçimlere katılan ve oy kullanan kaç kişi?..

2.370!..

11 bin 600 üyenin sadece 2 bin 370’i oy kullanıyor, 9 bin 230 üye zahmet edip, sandığa gitmiyor!..

Oy kullananlar toplam üyenin yaklaşık yüzde yirmisi.

Tersinden bakarsak...

Yaklaşık yüzde 80 oy kullanmıyor.

Kusura bakmasınlar ama, şu vurdum duymazlığa, şu sorumsuzluğa bakar mısınız?..

Üstelik, bu arkadaşlar toplumun en eğitimli kesiminde yer alan, dünyanın farkında olan insanlar.

Parçalanma hâli

O sorumsuzluğa ek olarak...

Seçime giren ilk iki grup, yıllardır Ankara Mimarlar Odası yönetimini elinde bulunduran, ranta karşı çıkan, demokrasiyi savunan Demokrasi İçin Mimarlar Grubu ile aynı çizgide sosyal demokrat ağırlıklı Demokratik Toplumcu Mimarlar.

Bir zamanlar CHP ile SHP gibi!..

Solda yer alan ve bugün yerel seçimlere ayrı ayrı giren soldaki altı, yedi parti gibi!..

Ya da merkezde yer alan, aralarında çok az fark olan merkez ve merkeze yakın sekiz, on parti gibi!..

Ankara Mimarlar Odası seçimi siyasetteki parçalanmanın tipik bir örneği.

 Yüzde 11 ile iktidar 

Ankara Mimarlar Odası’nda seçim nasıl sonuçlanıyor?..

Demokratlar açısından hüsranla...

Demokrasi İçin Mimarlar Grubu 807 oy,

Demokratik Toplumcular Grubu 445 oy alırken,

İktidar yanlısı Yenilikçi Mimarlar Grubu 1.013 oy alıyor.

Ve seçimi kazanıyor.

Oysa, aynı dünya görüşüne sahip ilk iki grup birleşmiş olsa, parçalanmasa, ikisinin toplam oyu 1.252, iktidar yanlısı grubun seçimi kazanması hayal.

AKP’nin her türlü baskısına, fiili zorbalığına rağmen, hayal. Baskıyı fiilen yaşamalarına rağmen, ilk iki grup yine de bir araya gelmiyor.  

Ayrıca...

Toplam üye sayısı 11.600 ya...

İktidar yanlıları 1.013 oyla odayı ele geçiriyor ya...

1.013 oy toplam üye sayısının yüzde yaklaşık 11’ine denk geliyor.

Yani...

AKP yanlıları yüzde 11 ile önemli bir meslek odasını ele geçiriyor.

Yılların sonunda 

 Aralarında Sivas, Kırşehir, Nevşehir, Yozgat ve Çorum’un olduğu on dört ildeki temsilcilikler Ankara Mimarlar Odası’na bağlı.

Dolaysıyla, Ankara’daki seçim önemli.

Hele de, orada hiç bir biçimde iktidar olamamış, ele geçirmek için yanıp tutuşan AKP için.

Ankara Mimarlar Odası yönetimi yıllardır aynı çizgide. Bir yandan üyelerinin ekonomik ve demokratik haklarını korurken, diğer yandan AKP’nin imar tahribatı, rant hırsına karşı kamu varlıklarını koruma mücadelesi veriyor.

Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin kamudaki işlerine son veriliyor, yargılanıyor.

Onlar seçimi kaybettiklerinden dolayı özür diliyorlar.

“Atı alan Üsküdar’ı geçti”, ne yapayım ben şimdi o özrü!..

 Türkiye'ye örnek olsun 

Sivil toplum kuruluşlarına da...

Muhalefetteki siyasi partilere de...

Siz bizim tarihimizden örnekler verin...

Siz başka ülkelerin tarihlerinden örnekler verin...

Siz geçmiş seçimleri hatırlatın...

Demokrasi karşıtı, Cumhuriyet karşıtı olanların iktidara nasıl geldiklerini hatırlatın...

Siz ne yaparsanız yapın!..

Yine seçime katılmayarak vurdum duymazlık...

Yine parçalanmışlık...

En eğitimli kesimlerden biri bunu yaparsa...

Bizim felsefemiz ve matematiğimizde ders almak yok anlaşılan!..

Yalçın Doğan kimdir?

Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesi'ni, 1969'da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyet'te ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı.

1989'da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyet'te önce Yayın Koordinatörü, 1999'da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003'te Hürriyet Gazetesi'nde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24'te köşe yazarlığına devam ediyor.

Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'in çeşitli ödülleri yanında, 2014'te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TV'nin 'Kırılmayan Kalemler' ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı.

Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almanca'dan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir.

Yazarın Diğer Yazıları

34 yıl önce 34 yıl sonra: "Güçlükonak'ta demokrasi!.."

Güçlükonak'ta yaşananlar 34 yılda bizde demokrasinin özetindeki başlıklardan biri

Bugünler için ders: "Atatürk'ün Anayasası 1924"

Taha Akyol'un incelemesi, Atatürk dönemiyle ilgili yazdığı diğer kitapları gibi, o yılların tarihini ve perde arkasını anlatıyor

Süper Kupa'da Galatasaray neyi kutladı?..

Galatasaraylı futbolcuların sanki maç oynanmış ve maçı kazanmış da, öyle şampiyon olmuşlar gibi, sevinç gösterilerini yadırgıyorum