04 Aralık 2021

27 yıllık rekor: Aradaki fark TÜİK'in saklandığı yer mi?..

Tüketici ile üretici fiyat endeksi arasındaki fark çok dikkat çekici. "O fark 33 puana çıkıyor, 54.62 ile 21.31 arasındaki fark, bu da bir rekor"

"Fiyatlar gayet uygun, mutluyum."

3 Ekim günü bir markete giden Tayyip Erdoğan yaptığı alış veriş sonrasında ürünleri, kaliteyi ve fiyatları "uygun" buluyor, bundan dolayı da, "mutlu!.."

O "mutluluğun" ölçüsü dün ortaya çıkıyor:

"TÜİK verilerine göre bile, gıda fiyatlarında enflasyon yüzde 27.11."

Erdoğan'ın "uygun" bulup, "memnunum" dediği gıda fiyatlarının halkı ne ölçüde "memnun" ettiği, her gün "geçinemiyorum" feryatlarıyla TV'lere yansıyan görüntülerden anlaşılıyor.

Kasım ayı tüketici fiyat enflasyonu, TÜİK verilerine göre bile, yüzde 21.31.

Aslında...

"Fiyatlar değil, Erdoğan'ı asıl TÜİK memnun ediyor."

Şöyle ediyor.

Yangın yeri

Dün açıklanan enflasyon oranlarında başka çok önemli bir veri var.

Asıl "yangın yeri" orası:

"Üretici fiyat enflasyonu yüzde 54.62, çok yüksek bir oran."

Tüketici fiyatları Kasım ayında yüzde 3.51 artarken, üretici fiyatları yüzde 9.9 artıyor.

1985'ten bu yana en büyük altıncı artış.

Herhangi bir ülkedeki yıllık enflasyondan daha yüksek, neredeyse iki katı bir oran.

Yıllık yüzde 54.62 çok tehlikeli, tüketici fiyatlarını tetikleyecek bir oran. Bu oranlarda Kasım ayında yaşanan devalüasyonun tam etkisi henüz yok.

1 Kasım gününe 9.56 TL ile başlayan dolar, dün sabah saatlerinde 13.83 liraya kadar yükseliyor. Öğle saatlerinde Merkez Bankası müdahalesi ile 13.50'lerin altına iniyor. Bir ayda 9.56 liradan 13.73 liraya fırlayan döviz kuru ile enflasyonu düşürmek imkansız.

33 puanlık fark

Üretici fiyat endeksi Kasım ayında rekor kırıyor:

"27 yıllık bir rekor. Şimdi Kasım ayında yüzde 9.9 artan üretici fiyatları en son 1994 yılı Şubat ayında yüzde 14 artıyor."

1994 yılı yine bir ekonomik kriz yılı, 5 Nisan kararlarının alındığı yıl. Bugünkü oranlara bakıldığında, krizin çok daha derin olduğu ortada.

Bu arada bir başka gerçek su yüzüne çıkıyor.

Tüketici ile üretici fiyat endeksi arasındaki fark çok dikkat çekici.

"O fark 33 puana çıkıyor, 54.62 ile 21.31 arasındaki fark, bu da bir rekor."

Tüketici ve üretici fiyatları arasında pratikte bu kadar büyük fark olması mümkün değil.

Ama, var!..

İşte, o fark...

"TÜİK'in gerçek enflasyon oranını gizlediği yer mi?..

Aynı zamanda TÜİK'in Erdoğan'ı memnun ettiği yer mi?.."

Yine de bu oranın onu kızdırmış olduğunu tahmin etmek güç değil.  

Savaş asıl Suriye'de

Öte yandan...

Erdoğan diyor ya, "Kurtuluş Savaşı veriyoruz" diye...

Hemen yanı başımızda Suriye yaklaşık on yıldır iç savaşla uğraşıyor. Erdoğan'ın dediği gibi, "sanal ve hayali bir savaş değil, reel bir savaş" içinde.       

Suriye'de, para birimi "Suriye Lirası."

Gerçek bir savaşın, üstelik on yıldır süren bir savaşın yaşandığı bu ülkede:

"Suriye Lirası dolar karşısında son bir yıl içinde yüzde 98 değer kaybediyor.

Savaşla mavaşla zerre kadar ilgisi olmayan Türkiye'de Türk Lirası'nın dolar karşısındaki değer kaybı son bir yılda yüzde 94!.."

Yine Suriye örneğinden yola çıkarak...

"Gerçek savaşın yaşandığı Suriye'de enflasyon yüzde 27.10, senin ülkende gıda fiyatları artışı yüzde 27.11."

Al sana "savaş" örneği!..

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun kulakları çınlasın, "Temmuz'da ekonomi şahlanacak" demişti ya...

Dolara ve enflasyona bakınca, hele de on yıldır iç savaşın yaşandığı Suriye ile karşılaştırıldığında, nasıl "şahlandığı" ortaya çıkıyor!..

Nureddin Nebati

Faiz de faiz, faiz de faiz, AKP'ye göre, bütün fenalıkların anası.

"Yeni ekonomik model" diye, ne yenilikle, ne modelle ilgisi olmayan saçma sapan bir politikanın temelinde yine faizi düşürmek var. Maliye ve Hazine Bakanlığına atanan Nureddin Nebati o sözde politikanın "mimarlarındanmış." Ona şimdi bir görev düşüyor.

Hazret de, Erdoğan gibi, başından beri "faize karşı."

Çok güzel.

Mesela...

İlk icraatlarından biri olarak...

"Çiftçinin, esnafın, öğrencinin faiz borcunu silsin!.."

Silsin ki, faize ne kadar karşı olduğunu görelim, silsin ki, savunduğu "yeni ekonomik modele" ne ölçüde sahip çıkıyor, görelim!..

Çeşitli kesimlerdeki insanların borçları ve ödemek zorunda oldukları faiz Nebati'yi ne ölçüde ilgilendiriyor, bilinmiyor. Bilinen, onu şahsen etkilemediği.

"Çünkü, toplamı 65 bin 849 lirayı bulan çift maaş alıyor."

Hazret bir de "doktor"

Maaşının ötesinde, ekonomi okumamış olsa da, bir de "doktora tezi" var, kendisine "doktor" unvanı kazandıran bir "tez (!)":

"AK Parti teşkilatlarının demokratik değerleri bakışı üzerine karşılaştırmalı bir analiz: Milli Görüş'ten Muhafazakar Demokrasiye."

Bilimsel bir "tez (!)"

Her siyasal partiden, her partilinin, kendi partisiyle ilgili yazabileceği sıradan bir "tez (!)."

Ancak "doktora" unvanı için her partiliye aynı kolaylık biraz zor, "AKP'li olmak" gerek.

Emrindeki YÖK ve YÖK emrindeki herhangi bir üniversiteden doktora almak da, iş mi!..

Bilimsel mi, değil mi, önemli değil, bu dönemde AKP'li olmak, üstelik AKP yöneticisi olmak önemli.

Her şeyin berbat edildiği bir ülkede, sonunda "bilimsel unvanlar da" sudan ucuza gidiyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Kemal Tahir'de "rahmet", günümüzde kar "yolları kesti"... Düzen sırıttı

Türkiye'ye ve İstanbul'a kar yağıyor... "Düzen bütün çıplaklığı ile sırıtıyor, kendini bir kez daha ele veriyor."

İfade özgürlüğü: Beş yüz yıllık tarih, özünde AKP'nin paradoksu 

Önceki gün AKP'nin yönetimi, MYK'sı toplanıyor, toplantı sonrasında parti sözcüsü Ömer Çelik harika bir açıklama yapıyor: "Hakaret ve nefret söylemine asla geçit vermeyeceğiz." Bu söz kağıt üzerinde iyi duruyor doğrusu!.. Ya pratikte?..

Kayboldu, gitti: Yaşama sevincimiz!..

Son üç, dört yıl... Hele de, son üç, beş gün içinde yaşadıklarımıza bakınca... 2 Nisan 2021 tarihine gidiyorum. O gün, her zamanki gibi, davullar zurnalar eşliğinde bir plan açıklanıyor: "İnsan Hakları Eylem Planı"