12 Mayıs 2020

1596 Swallowfield - 2020 Türkiye... Herkes kendi adaletini sağlarsa

"Herkesin kendi adaletini kendisinin sağlamasına, suçlu gördüğü kişiye ceza kesmesine" örnek...

Swallowfield... İngiltere’nin bir köyü...

Köyde önüne gelen kendi aklına göre, bir kural icad ediyor, şu ya da bu nedenle kızdığı kişiye olmadık hakaret ve tehdit yağdırıyor, başkasının ürününe el koymaya kalkıyor, köyde kavga ve gürültüden geçilmiyor, kadınlara rahat verilmiyor, hırsızlık kol geziyor, köyde huzur kalmıyor...

Herkes kendi adaletini, kendi aklına göre, kendisi sağlıyor. Suçlu olduğunu düşündüğü kişiye cezayı kendisi kesiyor.

Bir toplumda en tehlikeli durum... İlkelliğin aynası...

Sonunda köyde aklı başında birileri bir araya geliyor, bütün köy halkını köyün meydanında topluyor ve...

Halk kendi arasında bir anayasa oluşturuyor. Buna göre:

"- Huzur bozma,

- Hırsızlık,

- Başkasını tehdit,

- Suçlu gördüğü kişiye ceza kesmek,

- Odun çalmak,

- Kendini beğenmişlik,

- Küstahlık,

- Suçluları korumak,

- Kötü niyetli dedikodu,

- Her türlü saygısızlık gibi toplumu rahatsız eden söz ve eylemler halkın kendi yaptığı anayasa ile yasaklanıyor."

 Swallowfield, yıl 1596...

Bu girişim anayasa tarihine geçiyor, küçük bir topluluk tarafından, bir köyde "hukuk düzenini oluşturma" ilkesine uygun, kendi çapında ilk anayasa.

Yoksa, 1215 yılından başlayarak, "Magna Carta" (Büyük Sözleşme), "Mutlu Sözleşme", "Altın Boğa" gibi, İngiltere, Macaristan, Hollanda ve Belçika’da 1220, 1222, 1356 yıllarında yapılan anayasalar var.

Swallowfield Anayasası'nın özelliğini yeniden vurgulamak gerek:

"Köyde herkes kendi görüşüne göre, kendi adaletini sağlarken... Suçlu gördüğü kişiye kendisi ceza keserken... Anayasa bunların önüne geçmek için yapılıyor."

Ve de işliyor... Çünkü, getirilen kuralları denetleyecek mekanizmalar kuruluyor, halkın seçtiği komitelerin denetiminde....

Yıl 1596... Bin beşyüz doksan altı... 425 yıl önce...  

Listesi hazırmış

AKP’nin üç önemli kurucusundan, Meclis eski Başkanı, Başbakan eski Yardımcısı, şimdi Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç dün Kemal Öztürk’ün sorularını yanıtlıyor. Arınç:

"Geldiğimiz nokta işte bu."

Hangi noktayı kastediyor?..

O kendini bilmez kadın var ya, "bizim aile elli kişiyi götürür, bizim sitede hala 3 - 5 var, benim listem hazır" diyen, o kadının sözlerine tepki gösteriyor:

"Ben olsam korkarım, bu ne cani kadın, eline bir şey geçse, bizi kesecek diye korkarım. (...) Başında örtüsü olan ve dindar olduğunu söyleyen bir kadın asmaktan, kesmekten söz ediyor."

"Herkesin kendi adaletini kendisinin sağlamasına, suçlu gördüğü kişiye ceza kesmesine" örnek.

Mermi kovanları ve denizin dibi

Bir başkası çıkıyor, AKP Kadıköy Gençlik Kolları üyesi, attığı tweet'te kavanoz dolu mermi gösteriyor, Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel, Canan Kaftancıoğlu’nu hedef alarak, "reise bir şey olur ya da darbe olursa, önce sizi öldürürüm" diyor.

Adamı savcılığa çağırıyorlar, adli kontrol şartıyla serbest bırakıyorlar. "Suçlu gördüğü kişiyi kendisinin ceza kesmesine" bir başka örnek. Ve de bu tehdit karşılığında, hiç bir yaptırım yok.

Aşağısını bırakın, tepeye bakın... Örneğin, AKP İstanbul İl Başkanı yine Canan Kaftancıoğlu’na, "Boğaz bu mevsim serin, yazın da derindir" diye tehdit savuruyor.

Bu sözlerle ilgili herhangi bir adli işlem yapılmıyor.

Çünkü, onlan AKP’li.

"Geber, ölsün"

"Açız" diyen kadına, "geber" diye tweet atan bir bakanlığın İstanbul’da kendini bilmez bürokratı...

Ya da Meclis’te 9 Nisan günü hapisteki HDP’lilerin adı geçtiğinde, "ölsün" diye bağıran bir AKP milletvekili!..

Her sefer, ilgili yöneticiler ve AKP Grup Başkan Vekilleri aynı sözü tekrarlıyor, "bu sözler kabul edilemez"...

Kabul edilemez de, o sözleri söyleyenlere hangi yaptırım uygulanıyor?..

Ya da Soma faciasında işçiye tekme atan o kişi?..

O kadar çok örnek var ki, bunlar ilk akla gelen ve son örnekler.

Ankara'nın su boruları

Ankara’nın ilçelerinden bazıları...

Şereflikoçhisar, Beypazarı, Haymana, Akyurt, Kızılcahamam, Kazan, Ayaş, Çubuk, Nallıhan, Keçiören...

Bunların hepsinde belediyeler AKP’de.

Yani, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde bu ilçelerin halkı ağırlıkla AKP’ye oy vermiş.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş bu ilçelerdeki su borularının değiştirilmesi için Büyükşehir Belediye Meclisi'nden yetki ve para istiyor. Akan su kirli, halkın sağlığı adına.

Belediye Meclisi'nin çoğunluğu AKP - MHP ortaklığında. O ortaklık bu ilçelere yeni su borusu döşenmesi için Mansur Yavaş’a destek ver-mi-yor.

Kendilerini seçen halka hizmetin gitmesini engelliyor. Halkın sağlığını umursamıyor.

Neden? Çünkü hizmeti götürecek olan Belediye Başkanı muhalefetten!..

Ya da CHP’li belediyelerin ekmek ve yemek dağıtımının engellenmesi... CHP’li belediyeler halka hizmet götürecek diye, AKP’nin ödü patlıyor.

Toplumda kutuplaşma, nefret söylemi, ayrışma öyle noktalardaki...

Bülent Arınç’ın cümlesiyle, "geldiğimiz nokta işte burası!.."

1596 Swallowfield... 2020 Türkiye...

Herkesin kendi adaletini sağlamaktan vazgeçen, herkesin suçlu olduğunu düşündüğü kişiyi kendisinin cezalandırmasından vazgeçen 425 yıl önceki Swallowfield Köyü ve herkesin kendi adaletini sağlamayı düşündüğü, adım başı nefret söyleminin kol gezdiği 2020 Türkiye’si!..


Not: Swallowfield örneğini Daron Acemoğlu, James Robinson’un "Dar Koridor" kitabından yararlanarak aktardım. (s.209 - 213).

Yazarın Diğer Yazıları

Tarlalar yanıyor, hepimiz yanarız

Gıda ve Tarım Örgütü'nün "Türkiye de dahil, açlık krizi tehlikesine" dönük çağrısı ortada. Adıyaman'dan Bursa'ya, Muğla'dan Urfa'ya, Mersin'e, Diyarbakır'dan Manisa, Kütahya'ya kadar...

Böyle büyükelçi olursa, macera bitmez

Avusturya medyası, tahmin edersiniz, Ozan Ceyhun’un "geçmişteki zikzaklı, birbirine yüz seksen derece ters siyasi maceralarını" diline dolamış durumda

"Günbatımı kasabaları"... Siyahi Şoförün El Kitabı hâlâ satılıyor

Siyah şoförler nerelere giremez, nerelerde yemek yiyemez, hangi tuvaletleri kullanamaz, nerelerden sigara ya da koka kola alamaz gibi liste içeren bir kitap