16 Kasım 2020

İbretlik... "Reform" dedikleri gün...

Bugünkü otoriter iktidar sahipleri gibi, tarihte pek çok iktidar gelip geçiyor. Çok ciddi siyasi hatalar yapıyorlar, hukuku çiğniyorlar ve günün birinde bunları başkalarının sırtına yıkıyorlar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) 2879 / 18 sayılı Osman Kavala kararından:

"Hak ihlalleri nedeniyle tutukluluğunun sona ermesi gerekirken, Cumhurbaşkanının konuşmasının etkisiyle tutuklaması devam eden Osman Kavala..."

Herkesin bildiği gerçeği, AİHM bir de hukuki belgeye geçiriyor, çok açık biçimde yargının siyasallaştığını, mahkemenin Tayyip Erdoğan'ın konuşması üzerine Kavala aleyhine karar verdiğini belirtiyor.

Osman Kavala tahliye edildiği halde, iki saat içinde Tayyip Erdoğan'ın tepkisi sonucunda, bu kez  "casusluk" suçlamasıyla tutuklanıyor.

Bir yıl önceki bu olay şimdi bambaşka biçimde gündeme geliyor. Tam da, "hukuk reformundan" söz edildiği bir sırada:

"Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) Kavala dosyasındaki tüm bilgileri, tutuklama kararı veren ve Anayasa Mahkemesi (AYM) ile AİHM'in tahliye taleplerini reddeden yargıçların listesini istiyor."

"Hükümsüzdür" uygulamasında fatura

AYM ve AİHM tahliye kararı verirken, Anayasa'ya göre, o kararlar bağlayıcı ve kesin olduğu halde, tahliye talepleri yerel mahkemelerce mutlaka uygulanması gerekirken, Erdoğan, her AİHM ve AYM kararında olduğu gibi, "bu karar yok hükmündedir" diyor.

Onun bu sözünü AKP'nin diğer yetkilileri ve elbette Devlet Bahçeli cansiperane biçimde tekrarlıyor, Anayasa'ya aykırı olarak.

Siyasetin hizasındaki yargıya da, "AYM ve AİHM kararlarını hükümsüz kılmak, yani uygulamamak" düşüyor. Hele bir uygulasınlar!..

Soluğu acele çok başka bir kentte, çok başka alt bir görevde alacaklarına hiç kuşku yok!.. Başlarında HSK evvel Allah, Demokles'in Kılıcı gibi!..

O savcılar ve yargıçlar

Şimdi ne oluyor?..

Birkaç gündür "hukuk, ekonomi ve demokrasi seferberliği, bu üç alanda reform" lafları havada uçuyor ya... Hem de "tek adam rejiminin sahibi" tarafından... Dolayısıyla ve aslında demokrasi ve hukukun olmadığını kendileri itiraf etmiş oluyor.

O itirafın mürekkebi kurumadan... Çok çarpıcı, tekrarlamak gerek:

HSK Osman Kavala dosyasındaki tüm bilgileri, tutuklama kararı veren, tahliye taleplerini reddeden tüm yargıçların listesini istiyor!..

Listeyi HSK neden istiyor?.. Kemerlerinizi bağlayın ve sıkı durun:

"O yargıç ve savcıların Anayasa Mahkemesi ve AİHM'in ihlal kararlarına sebebiyet verip vermedikleri, bundan yola çıkarak meslekte yükselmeleri için değerlendirileceğinin göz önüne alınacağı..."

O savcı ve yargıçlar şimdi ne düşünüyor, çok merak ediyorum. Müthiş tipik bir olay.

Zamanında emirlere uyarak, AİHM ve AYM kararlarına geçit vermeyen yargıç ve savcılar şimdi topun ağzında!..

Bugünkü otoriter iktidar sahipleri gibi, tarihte pek çok iktidar gelip geçiyor. Çok ciddi siyasi hatalar yapıyorlar, hukuku çiğniyorlar ve günün birinde bunları başkalarının sırtına yıkıyorlar. Devran değiştiğinde, hatta değişmeye yüz tuttuğunda bile:

"Suçlular belli!.. O emirleri yerine getirenler!.. Hukuku onlar çiğnedi!.."

Ve bunun sonucunda:

"Getirin şu dosyaları!.. Kim uygulamadı bu kararları, getirin listeyi!.. Hak ihlali kararlarına kim sebebiyet verdi, gelsin o isimler!.."

Durum ibretlik!.. Fatura onlara çıkıyor. İlk değil, bizde ve başka ülkelerdeki otoriter rejimlerde bol bol örnekleri var. Tarih, tarihten ders almayanların pişmanlıklarıyla dolu.

Kılıçdaroğlu'na fezleke

İbretlik perdeye ek olarak, inandırıcılık katsayısı malum, her zamanki gibi en düşük seviyede. Örneği çok taze.

"Demokrasi, hukuk, ekonomi reformları" derken...

Ya tek bir gün, fazla değil, tek bir gün inandırıcı olun, mümkün mü, değil!.. Olamaz zaten!..

"Demokrasi" nutuklarının atıldığı gün, hemen aynı gün... Şu habere bakın:

"CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dokunulmazlığının kaldırılması için savcılığın gönderdiği fezleke Meclis Anayasa ve Adalet Komisyonuna geldi."

Neden?..

Farklı tarihlerde Selahattin Demirtaş'ın tutukluluğunu eleştirmesi, iktidarın yargıyı siyasallaştırdığını söylemesi, kayyım atamalarını eleştirmesi, İstanbul seçimlerini iptal eden Yüksek Seçim Kurulu'na "çete" nitelemesinde bulunması gibi ifadeleri nedeniyle...

Üstelik, bunlar Meclis'te yaptığı konuşmalar!..

Oradaki konuşmalarından dolayı, milletvekilleri sorumlu tutulamaz ama, şimdi tutuluyor!.. Kuralsızlık içinde kuralsızlık!..

Sonra "reform" mu?..

İsmet Paşa'nın ünlü sözü var ya... "Hadi canım, sen de..."

Aynen öyle...

Demokrasi ve hukuk reformuna ilişkin nutuk attıkları gün, Kılıçdaroğlu'na fezleke!..

Hem de, ifade özgürlüğünü bir kez daha ihlal ederek, çiğneyerek!..

Hem de, Meclis'te yaptığı konuşmalar nedeniyle!..

Ortağı MHP Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusunda bulunmuş, fezleke onun için hazırlanmış, ne yapsın, ortağına karşı boynu demokrasi ve hukuk reformundan daha ince!..

Sen reform filan yapamazsın!..

Yandaşları malum, emir - komuta zincirinde reform manşetleri atan atana!.. Atış serbest!..

Trajikomik...

Ya inandırıcılık?..

Gereksiz bir soru.

Yazarın Diğer Yazıları

Orman yangınları: AİHM'in yeni ilgisi

Her yaz mevsiminde olduğu gibi, bu yıl da ormanlar yine cayır cayır yanıyor. Son üç gündür Çanakkale, Diyarbakır ve Mardin'de orman yangınlarının feci örneklerini yaşıyoruz. Hayatlarını kaybeden insanlar, telef olan yüzlerce hayvan. Yangınların sebebi?.. Dikkatsizlik ya da bile bile!..

Erdoğan'ın ikinci yenilgisi: Kelebeğin ömrü

Gerilim ve sertlik siyasetinin mimarı Bahçeli'nin yumuşamaya darbesi Erdoğan'ı yolundan çeviriyor...

Erdoğan'ın zor tercihi: O dosya ile "yeni anayasa" hayali arasında 

Erdoğan - Bahçeli ittifakı bozulur mu?.. Bunu Erdoğan belirler. Ya Sinan Ateş dosyasında, Ayşe Ateş'e verdiği söz doğrultusunda sonuna kadar gider... Ya da o dosya, bazı zanlıları dışarıda bıraktığı söylenen iddianame ile sınırlı kalır