30 Mayıs 2016

Saha içinde oyuncu linç etmek küstahlık değil miydi?

Herkes kendi hanesindeki ahlaksızlıkların hesabını verecek, sonra ahlak satacak!

Galatasaray ve Fenerbahçe arasındaki rekabet, sportif mücadele sınırlarının dışına çıkalı epey zaman oldu. Her iki taraf da, kendisine yapılanı bir sonraki maçta adeta bedel ödetircesine rakibine uyguluyor ve artık kabak tadı veren, rekabet adı altında savaşa dönen bir mücadele izliyoruz.

Önce şunu belirtelim, Obradovic’in suratına ister ayran atılmış olsun, isterse tükürülsün, ayıp kere ayıptır. Galatasaray Kulübü’nün, Zeljko Obradovic’in şahsından özür dileyip, resmi siteden yayınlaması gerekir. Her şeyden önce, evindeki misafire yapılan davranış sahiplenilmemeli.

Ancak medyada estirilen rüzgâr, nalıncı keserini dönmeye başladı. İki takım arasında oynanan maçlardaki olaylar sanki sadece Abdi İpekçi’de yaşanıyor da, Fenerbahçe’nin sahasında oynanan maçlar güllük gülistanlık geçiyor havası yaratılıyor.

Fenerbahçe, “Bu küstahlık cezasız kalmamalı” diyor. Evet kalmasın, peki Fenerbahçe küstahlıklarının cezasızlığını ne yapacağız?

Yüzlerce taraftarın sahaya dalıp Efesli basketbolculara fiili saldırısını unutalım mı? Efes Pilsen’li oyuncuların şampiyonluk sevinci kursağında bırakıp, sahanın içinde linç edilmesi küstahlık değil mi?

2014 yılındaki final serisinde Ülker Arena’da oyunculara maç boyu tükürülmesini, tribün korkuluklarının kırılıp, Galatasaraylı oyuncuların üzerine devrilen Fenerbahçe taraftarının yaptığı küstahlık değil mi?

Kaan Kural’ın sadece “Fenerbahçe’nin ceza alması lazım” dediği için, Fenerbahçe yöneticisi Murat Özaydınlı tarafından “Bundan sonra NBA dışında hiçbir kanalda görev almayacaksın” diye tehdit edilmesi, küstahlık mı değil mi?

Fenerbahçe Kulübü 2. Başkanı Mahmut Uslu’nun Ergin Ataman’a pantolonunu gösterip, “Seni s.kerim” demesini ne yapacağız? Küstahlık sınırlarına girmiyor mu bu sözler?

“Bizim salonumuzda küfür olmuyor” deyip, Ergin Ataman’a 40 dakika ana-avrat küfredilmesi, Ülker Arena’da saha içinden ancak polis şapkası takılarak çıkartılması sizin için küstahlık değil mi?

Fenerbahçe Kulübü yöneticileri, dokunulmazlık zırhı istiyor. O zırh içinde onlara dokunan, haklı ya da onların haksız aleyhinde yorum yapanları, işsiz bırakmakla tehdit edip, pantolonlarındaki cisimleri rakip takım antrenörlerine gösterme terbiyesizliğini bile gösterip, “adalet istiyorum” diyemezsin. 

Herkes kendi hanesindeki ahlaksızlıkların hesabını verecek, sonra ahlak satacak! Her türlü rezilliği yapacaksın, küstahlıkta sınır tanımayacaksın, sahaya dalıp oyuncu linç edeceksin, ama mağdur olan taraf hep senmiş gibi ortalığı yangın yerine çevireceksin, açıklama üstüne açıklama yapıp, benim dışımda herkes suçlu mesajı vereceksin.

Türkiye’de spor, siyaset fark etmiyor. Sorunların kaynağı, cezalandırılması gerekenlerin sırtının sıvazlanması. Tam tencere dibin kara, seninki benden kara misali; cezasız bırakıldıkları için yüzsüzce açıklamalar yapılıyor, kimse suçu kendisinde görmeyip, bir diğerine atıyor.

Fenerbahçe ve Galatasaray kulüplerinin iki ayrı cephede savaşmadıkları, birer spor kulübü oldukları ve sadece rekabet çizgisi içinde kalmaları gerektiği hatırdan çıkartılmamalı. Ve iki taraf da artık buna göre davranmalı.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Bozuk düzende sağlam çark olmaz

Nasıl ki katiller, tecavüzcüler hakimler hakkında ceza veremezse...

İmam osurursa, cemaat...

Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadı'nda yaşanan rezillikleri “kim haklı” noktasından çıkartmak gerekiyor

Yakalanan Selçuk İnan değil, sizin rezil gazeteciliğiniz...

"Acı olan şu; hırsızlığı, yolsuzluğu, şikeyi, adaletsizliği yazamayan insanlar, meslek onurlarını rakı masasında bırakıp, kendilerini halen gazeteci olarak adlandırıyor"