18 Nisan 2022

Reform balonlarına ne oldu?

O günlerde “ah ne güzel reformlar” diye yazıp çizenlerin bile bugün unuttuğuna hiç şüphe yok. Bir reform balonu da tarih oldu

Kur patlayıp zirveye geldiğinde 6 Kasım 2020 günü, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na oturttuğu damadı ile Merkez Bankası Başkanı'nı görevden af ve azleden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ertesinde yaptığı konuşmada hukuk ve ekonomi reformlarını gündeme sokmuştu. Bir anlamda, ekonomide hızla kötüleşen bakışı değiştirmek için muhtemelen o eski ‘heyecanı’ gündeme enjekte ederse işlerin yoluna gireceğini düşünmüş olmalıydı.

“Piyasaları sakinleştirmek için ne lazım?” sorusunu sorup, “yeni bir hikâye istiyor” diye yanıt almış olmalıydı. Nitekim sonrasında yeni bir hikâye olarak sunulan reformlar da hikâye oldu.

Erdoğan, 13 Kasım 2020’de, şu açıklamayı yapıyordu: “Bakanlıklarımız ve kurumlarımız yanında ilgili tüm kesimlerle yakın diyalog ve iş birliği halinde ülkemizde ekonomide ve hukukta yeni bir reform dönemi başlatıyoruz. Ekonomisi güçlü olmayan bir ülkenin diğer alanlardaki kazanımlarını koruyamayacağının bilinciyle yeni bir istikrar, büyüme ve istihdam odaklı seferberlik başlatıyoruz.”

Derken, izleyen dönemde de tekrarlamış, "İnşallah 2021 yılı milletimize söz verdiğimiz gibi demokratik ve ekonomik reformlar yılı olacaktır" demişti.

Reform havucu

Aradan üç ay zaman geçip mart ayına gelindiğinde, bunun bir ‘taktik zaman kazanma’ çabası olduğu çok da geçmeden anlaşıldı. “Reform” denildikten sonra, 3 ay geçip de mali piyasa sakinleşmesi sona erip TL’nin yeniden değer kaybetmeye başlamasıyla “reformlar” akla gelmiş, yeniden gündeme alınmıştı.

Sonra bir dizi ‘reform’ maddeleri ilan edildi; hiçbirinin demokratik reformlarla ilgisi yoktu, olmadı da. Hâlâ mahkemelere siyasi direktif veriliyor, bırakın reformları mevcut kanun ve kurallar dahilinde, kanun yapıcı Meclis tarafından iç hukuk haline getirilmiş AİHM kararlarının çöpe atıldığı, hukukun çiğnendiği bir süreç devam ediyor.

Hukuk ‘reformları’ ilan edildiğinde bakan olan Abdülhamit Gül de ekonomi ‘reformları’ ilan edildiğinde bakan olan Lütfi Elvan da şu anda koltuklarında değil.

Bir “Lütfi Elvan reformsuzluğu” dense yeridir. Bundan önce de Davutoğlu kabinesinde açıklanan reformların sahipliği Başbakan Yardımcısı olarak Lütfi Elvan’da idi. Çok geçmeden kabine gitmiş, reform bitmişti. Kimse reformun adını anmamıştı.  Sanırsınız iktidar el değiştirmiş. Bu defa da öyle oldu.

Ekonomi ile ilgili reformları açıkladığı konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ne diyordu? “Ekonomik reform paketimiz, Türkiye’yi geleceğe güvenle taşıyacak, somut ve çözüm odaklı politikalar içeriyor. Takvimlendirdiğimiz tüm reformları, belirlediğimiz sürelerde tamamlayacağız. Her üç ayda bir gerçekleştireceğimiz reform takip toplantılarıyla, programın uygulama başarısını değerlendireceğiz”.

“Her üç ayda bir” gerçekleştirilen reform takip toplantısını hatırlayan var mı? Zira hiç yapılmadı.

Reform maddesi olarak sayılan, sonra ilan edilen takvim taahhüdüne uygun yapılmış kaç gerçekleşme var?

Reform maddelerinin bir kısmı hayata geçirildi; özellikle popülist soslu olanları. Örneğin 850 bin esnaf gelir vergisinden muaf tutularak, beyan yükümlülükleri hemen kaldırıldı.

Bakan gitti reform bitti

Reform kamuoyuna sunulmuş “ambalajlı havuçtu”; bakanlar da gitti, reform da bitti.

Örneğin bunlardan biri, Kamu Maliyesi Raporu’nun çıkarılması ve üç ayda bir yayınlanmasıydı. İki rapor yayımlandı. Altı buçuk aydır yayımlanmıyor. Elvan’ın yerine gelen Bakan Nebati Cumhurbaşkanı’nın ilan ettiği reformu rafa mı kaldırmış oldu? Yoksa bunların zaten ‘hikâye’ olduğunu biliyor ve unutulup gitsin mi istiyordu?

Hayata geçirilenlerin kaçı düzgün biçimde işletiliyor?

Örneğin bunlardan biri de TÜİK’in “ilişkili kuruluş” yapısına dönüştürülerek kâğıt üstünde “siyasi direktif altında çalışan kurum” olmaktan çıkarılmasıydı. Hayata geçirildi. Ama sonra ne oldu? Çok geçmeden başkanı görevden alındı. Sorarsanız; reform var, ‘siyasi direktif altında olmaktan çıkarıldı.

“Toplam borç̧ stoku içinde döviz cinsi borçların payı azaltılacaktır” deniliyordu; kamu borçlanmalarında bu yapılmaya çalışıldı. Ancak sonra ne oldu? Bakan Nebati’nin gelişi ile “büyük icat” gibi sunulan Kur Korumalı Mevduat sistemi ile kamu kesimi bugünkü mevcut stok hali ile 53 milyar dolarlık ilave kur riskine taahhüt verdi. Sorarsanız reform yapıldı!

Çok önemi konularda, örneğin köprü-otoyol ve şehir hastanelerinde kullanılan Kamu Özel İş Birliği (KÖİ) uygulamalarında etkinliği, esnekliği ve bütünlüğü sağlayacak bir KÖİ Çerçeve Kanunu çıkarılacağı, bunun da Aralık 2021’de tamamlanacağı sözü veriliyordu.  Ne oldu? Hiçbir gelişme yok.

Ya şu reform taahhüdüne ne demeli? “Üst düzey kamu görevlerine atanmada aranan mesleki tecrübe şartları güçlendirilecektir” Aralık 2021’e kadar ya da sonrası bir kararname yayınlandı mı? Tersine, yapılan atamalardaki liyakat tartışmaları zirvede.

Ya şu taahhüt: “Düzenleyici ve denetleyici kurum başkanlarının, diğer kurum yönetim ve denetim kurullarında görev almaması ilke olarak gözetilecektir”. RTÜK Başkanı'nın bir kamu bankasındaki yönetim kurulu üyeliği reformu tam göbeğinden mi delmiş oldu?

‘FİK’ ve ‘PİK’

Başka ülkede olsa eğlenceli olurdu; Fiyat İstikrar Komitesi’nin (FİK) kurulması. Evet taahhüt edildiği gibi kuruldu. Bu konuda yasayla görevlendirilen Merkez Bankası varken hem de. Ama o merkez bankası ne yaptı? Enflasyonun fitilini ateşleyen faiz indirimleri yaparak kuru patlattı, sonra da enflasyonu. FİK kuruldu, enflasyon ‘pik’ yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan reform sunuşunda ne diyordu? “Enflasyonda risk oluşturan yapısal şokları değerlendirmek, gerekli politikaları belirlemek ve yönetmek için Fiyat İstikrarı Komitesi’ni tesis ediyoruz.”

Bu komite Elvan döneminde hiç toplanmadı. İlk toplantısını ise Nebati’nin bakanlığa gelişinin ayı dolmadan yapıldı. İlk toplantısını yaptığında ilan edilmiş resmi enflasyon yüzde 21 idi. 5 Nisan günü 4. Toplantısını yaptığında ise yüzde 61. Enflasyon nasıl yönetilmiş ama?

Lütfi Elvan 16 Mart 2021’de Anadolu Ajansı’na verdiği söyleşide, bu reform paketinin Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda kendi bürokratlarıyla “hadi bir reform programı hazırlayalım, uygulayalım diye” çıkarılmadığını, sivil toplum kuruluşlarına ve diğer bakanlıklara da sorduklarını, partide MYK’ya sunduklarını, sonra Cumhurbaşkanı'na sunup, defalarca bir araya gelerek, çalışılarak çıkarıldığını anlatıyordu.

Sahi böyle hazırlandığı anlatılan reformlara ne oldu? Reformun koordinatörleri bugün hiçbir görevde değiller. Ama ya diğerleri?

Reformların çivisi

Reformlara ne olduğunun nişanesi, Elvan’ın bu açıklamalarını izleyen birkaç günde ortaya konuldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 12 Mart 2021’de ekonomi reformunu ilan ediyor, 16 Mart günü Elvan Anadolu Ajansı’na konuşup açıklamalar yapıyor, 23 Mart günü de bu reformların eylem planını içeren takvim Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca ilan ediliyordu.

Merkez Bankası 18 Mart günü faizleri 2 puan arttırıyor, 20 Mart günü ise Başkanı Naci Ağbal görevden alınıyordu. Alın size reform!

O günlerde “ah ne güzel reformlar” diye yazıp çizenlerin bile bugün unuttuğuna hiç şüphe yok. Bir reform balonu da tarih oldu. Ama tüm bunları tarihe de not düşmek gerekiyor.

Yazarın Diğer Yazıları

4 ayda 30 milyar dolara ne oldu?

Arka kapıdan rezerv satışı, kötü yönetimin, riskli 'icadın' hasarının, bir içi boş teorinin yanlışlığının üstünü örtmek için yapılıyor artık

En pahalı 'manda edebiyatı'

5 buçuk ay önce ‘Enflasyonu patlatırsınız' uyarısı yapan iktisatçıları ‘mandacı’ diye etiketleyen Ankara siyasetinin, hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısına düşen halka manda yoğurdu tavsiye etmesinden daha büyük bir kara mizah olabilir mi?

Şarabın güdük ekonomisi

Tarım ve ticaret politikasını yürütenler halâ “sofralık üzümü kurut, sat” basamağında kalmış durumda. Ancak hamasi konuşmalarda ‘katma değerli ihracat’ söylemiyle şampiyonluğu ise kimseye bırakmıyorlar