22 Mayıs 2018

Sıra dışı bir bilim insanı: Kutlu Merih

"Daha yapılacak şey varken, Kutlu Merih hocayı ne yazık ki erken kaybettik..."

Tuğrul Akşar- 21 Mayıs 2018

Geçen sene  23 Mayıs'ta sıradışı bir bilim insanı Doç.Dr.Kutlu Merih hocamızı en üretken çağında kaybetmiştik. Zaman o kadar hızlı geçiyor ki, hocamızı kaybedeli tam bir yıl oldu. Bu süreçte hocanın ilgi alanları olan tarihsel liderlikten yönetime,  matematikten sibernetiğe, risk yönetiminden veri madenciliğine, futbolun ekonomisinden kurumsal yönetimine kadar çok geniş alanda ülkemiz ve tüm dünya çok hızlı devinimler yaşadı. Yeni gelişmelerle karşı karşıya kaldık. Kutlu Merih hocanın geçmişi analiz edip geleceğe yönelik çıkarımlarından çoğu şeyin gerçekleştiğini görmek, onu tanıyan birisi olarak beni hiç şaşırtmadı...

Ölümünün birinci yılında Kutlu Merih’in öğrencileri, dostları ve düşün arkadaşları olarak Prof.Dr. Erdal Balaban, Prof.Dr.Coşkun Küçüközmen, Dr. Şebnem Özdemir, Finans ve Veri Bilimi Profesyoneli Fatma Çınar ve benim derleyiciliğini oluşturduğum “Sıradışı Bir Bilim İnsanı Kutlu Merih’’ kitabı, Literatür Yayınevi’nden çıktı. Kutlu Merih’in ve benim değerli dostumuz Kenan Kocatürk tarafından basılan bu anı ve saygı kitabı hocamızın çok geniş alanlarda görüş, düşünce ve karşılaştığı sorunlara yönelik çözüm önerilerini içeren bazı makalelerini bir araya getiriyor. Aslında bu haliyle bile içeriği dikkate alındığında, el atında tutulması gereken ve her zaman başvuru yapılabilecek bir kaynak kitap niteliğinde...

Stratejik liderlik

Kutlu Merih aynı zamanda tarih, yönetim ve liderlik konularında da derin araştırma ve saptamalara sahipti. Bu kapsamda örneğin Çanakkale savaşının çok ilginç stratejilerinin olduğunu, bunun tamamen Mustafa Kemal Atatürk'ün engin tarih bilgisi, stratejik liderliği ve askeri dehası sayesinde oluşan planlamalarla yönetilerek başarıya ulaştığını ilginç örneklerle anlatırdı. Özellikle stratejik liderliği çok önemser ve onu, "sosyal guruplarda ortaklaşa bir vizyon, başarı duygusu, başarma gücü, anlamlı hedefler ve üstün başarı sağlayan bir sosyal ve bireysel kalite" olarak nitelerdi. 

Nitekim, kitapta Kutlu Merih’in Atatürk’ü Çanakkale savaşlarındaki stratejik liderliğinden, Cumhuriyet’i kurana kadar geçen süre içinde özgün düşüncelerini ele alan, irdeleyen ve Cumhuriyet’e giden süreçteki stratejik yaklaşımlarını analiz eden ve bugüne kadar hiç bir yerde okuyamayacağınız bir yaklaşım içinde sistematik düşüncelerini göreceksiniz. Bugüne kadar Çanakkale Savaşı’nın çok da gündeme getirilmeyen ekonomik, politik ve askeri liderlik bakımından farklı etkileri ve sonuçları üzerine çok farklı düşüncelerini bir bilim adamı titizliğinde bilimsel temelde ele alıp sorgulayan ve buradan modern Türkiye’nin önünü açacak sentezlerini okudukça Kutlu Merih’e bir kez daha hayran kaldım. Atatürk ve onun devrimlerinin yılmaz bir savunucusu olan Kutlu Merih, bilimsellikten asla uzaklaşmadan, popülist ve sığ tarih anlayışından uzak, gerçekçi ve sorgulayıcı tarihsel tezleriyle bugüne ışık tutuyor. İtiraf etmeliyim ki, özellikle Çanakkale savaşının neden bu kadar büyük bir savaş olduğunu, Kutlu Merih’in ortaya koyduğu stratejik tezleri okuduktan sonra anladım ve kavradım. 

Atatürkçülük bir ideoloji midir?

Günümüzde bilgisiz ve temelsiz bir şekilde sorgulanan ve bir türlü Mustafa Kemal Atatürk’ün algılanamayan düşüncelerine yönelik kendine özgü analizleri ise gerçekten Kutlu Merih’in farklı bir analiz gücü ve stratejik derinliğe sahip olduğunu gösteriyor. 1982’de kaleme aldığı makalesinde bu görüşlerini net olarak ortaya koyuyor.  Bu bağlamda, Kutlu Merih’in bu kitapta Atatürk felsefesininin bir ideoloji olup olmadığını sorgularken, kurduğu mantık ve sistematik, onun entelektüel derinliğini ortaya çıkartıyor. 

Kutlu Merih’e göre: “Mustafa Kemal önemli bir entelektüeldir ve onun görüşlerinin epistemolojisinin ve felsefesinin temelinde hümanizm yatar...Bütün ideolojilerin temel eksenini tüm insanlığı kapsayan eskatolojik-ütopik bir tarih felsefesi oluşturur. Atatürkçü tarih anlayışında tarihin insanlığa iyi bir gelecek yönünde bir yükümlülüğü yoktur. Özgürlük ve mutluluk daima bir çaba sonucu; akıl, bilim yardımı ve insanlık sevgisi ile elde edilecektir. Atatürk’ün başta Nutuk olmak üzere bütün düşünsel çalışmalarından gözlenen tarih felsefesi “Tarih iradelerinin çatışması” olarak belirginleşmektedir. Buna göre düşmanlık duygusu anlamsızdır ve karşıt iradeler de saygıya layıktır. Kendilerine karşıt görünümde olan her türlü eğilime düşman gözü ile bakan ideolojilerle karşılaştırıldığında, bu farklı bir görüş tarzıdır...Atatürk’ün bütün yaşamı boyunca bir özgürlük misyoneri ahlakına sahip olduğu, çevresine ve gençliğe bu yönde telkinlerde bulunduğu gözlenmektedir. Bununla beraber, Atatürkçüler’in kendilerini çevrelerinden ayıran özgün bir ahlak anlayışına sahip oldukları söylenemez...Atatürkçüler, Atatürk’ten farklı olarak sorunlara pragmatik olarak yaklaşmakta ve Atatürkçü değerlerin somutlaştırıldığı ve özenle savunulduğu gözlenememektedir...Atatürk, bütün sosyo-politik tercihlerinde, yücelmiş bir insana özgü üstün ahlak standartları ve yüce değerlere bağlılık göstermektedir. Türk Devrimi gibi akıl ve mantık ötesi bir mucizeyi pragmatik ve pratik ahlaklı bir kişinin gerçekleştirebilmesi mümkün değildir.” (Sıradışı Bir Bilim İnsanı: Kutlu Merih, Literatür Yayınları, İstanbul 2018, sayfa 51-52)

Geniş bir perspektiften mikro detaya gidebilen yetenek olarak Kutlu Merih 

Bu kitapta Kutlu Merih’in tarihsel liderlikle ilgili görüşlerinin yanısıra, bilim felsefesinden tasavvuf ve din bilime, politikadan İslam’da Politik modellere, futbol ekonomisinden futbol yönetimine, Kaos ve Risk Yönetiminden  Kompleksite ve Bilgi Yönetimine kara uzanan geniş bir perspektifte özgün görüş, öneri ve düşüncelerini okuyacaksınız. Şunu kesinlikle garanti ederim ki, bu kitapta yer alan yazıları okuduğunuzda doğaya, topluma, spora, bilgiye ve tarihe bakış açınız değişecek! 

Sıradışı Bir Bilim İnsanı: Kutlu Merih kitabında benim bu yazımda üzerinde duracağım konuysa,  daha çok futbolun ekonomisi ile kurumsal yönetim ve yönetişimi üzerine olacak. 

Hobi olarak başlayan futbol ekonomisine ilgi akademik seviyeye ulaştı

Kutlu Merih’in başlangıçta hobi düzeyinde ilgilendiği futbolun ekonomisi ve yönetişimi konuları bir süre sonra Kutlu Merih tarafından akademik seviyede ele alınan, irdelenen bir disiplin haline geldi.

Benim ilgi alanımı oluşturan bu konularda, Kutlu Merih’in yıllarca öncesinden yazdığı, konuştuğu ve yayınladığı kitaplarında yer alan düşünceleri ve öngörülerinin gerçekleştiğini görmek, ülke ve dünya futbolu açısından beni üzdü. Aslında, benim de öngörülerim Kutlu Merih’in öngörülerinden çok farklı değildi. Türk ve dünya futbolu için aynı kaygıları ve endişeleri taşıyanlar olarak, sektörün vurdumduymazlığı ve ilgisizliğine her zaman sitemkar olmak zorunda kaldık. Ne kadar yazarsak yazalım, maalesef sektördeki patolojik sorunlar onun paradoksal yapısının da etkisiyle kendiliğinden çözülemedi, çözülemiyor. 

Türk futbolunun içinde bulunduğu ekonomik, finansal ve yönetsel sorunlarına çare bulabilmek ve onu Avrupa ve Dünya'da hak ettiği yerlere taşıyabilmek amacıyla, futbola entelektüel katkı sağlayacak ve aksiyoner düşünce üretimini gerçekleştirecek Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi'ni 2005'te birlikte kurduğumuz saygın bilim insanı hocam ve dostum Kutlu Merih’le birlikteliğimiz, iki ortak kitapla daha da ilerilere gitti. Hoca'nın yönlendirmesi ve stratejistliğiyle, uzun erimli bakış açısıyla sürdürdüğümüz çalışmalarımız 2002'de başladı ve ölünceye kadar usta-çırak, hoca-öğrenci ilişki çerçevesinde hep devam etti. Onun stratejik ve engin yönlendirmeleriyle futbolun içinde bulunduğu sorunları birlikte analiz ettik, çözüm önerileri sunduk, uluslararası futbol literatürüne katkı sağlayacak makaleler yazdık, saptamalarda bulunduk, yeni kavramlar hediye ettik. Tüm bunların arkasında şüphesiz ki, Doç.Dr.Kutlu Merih'in engin uzgörüsü, keskin analitik zekası, stratejik, cesur ve kapsayıcı yaklaşımlarıyla birlikte, çoğu insanda olmayan liderlik vizyonu ve bu vizyonu hayata geçirebilecek istek enerjisi ve doğru yönlendirme öngörüsü vardı.

Kutlu Merih'in aslında hobi olarak eğildiği futbol, daha sonra hobinin ötesinde bir akademik ilgi alanı oldu çıktı onun için. Ben de, bu süreçte onun bilgi ve birikiminden maksimum yarar ve deneyim kazanmaya çalıştım, daha geniş bir vizyona ulaştım. 

Futbol ilginç paradoksları olan patolojik bir sektör

Futbolun basit bir oyun olmasına karşın, klasik ekonomiden farklı kompleks bir ekonomik yapıya sahip olduğunu, kompleks olan her şeyin organik olduğunu, organik olan her yapının da hastalandığını, bu nedenle futbolun asimetrik, inelastik ve irrasyonel yapısının sürekli kriz ürettiğini vurgulardı. Yukarıda belirtilen özelliklerinden dolayı anomalileri olan bu patalojik sektörün, içinde bulunduğu sorunları kendi başına aşma olanağı olmadığını, ancak dış bir müdahale ile sorunlarından kurtarılabileceğini, ne var ki, var olan yapısından dolayı futbolun fasit bir daire içinde kriz üretmeye devam edeceğini ifade ederdi. Nitekim, bu sorunlu yapının ilginç paradokslara sahip olduğunu, örneğin "futbolda gelirler arttıkça, giderlerin büyüyeceğini, bunun da zararların oluşmasına yol açacağını" belirten paradoksu saptayarak, futbol ekonomisi literatürüne önemli bir katkı sağlamıştı. Bu bağlamda, bugünkü futbol yapılanmamızın ancak radikal değişikliklerle, kurumsal yönetim temelinde bir ilerleme kaydedebileceğini her platformda vurgulardı. 

Futboldaki deontolojik yapı devam ettiği sürece, pataolojik sorunların da kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Kutlu Merih kitapta da konunun altını yeniden çiziyor. ‘’Yine görüldü ki, Blatter ve cevresindekiler milyar dolarlık butceleri, kendi istedikleri gibi yönetmişler ve kimseye de hesap vermemişler. İşte daha önceden de bahsettiğimiz gibi, futbol örgütlenmelerinde ve futbol sektöründe kurumsal yönetişim egemen örgüt modeli haline getirilmediğinde, bu tür patolojik vakalarla da karşılaşılabilme olasılıkları yüksek.’’ (a.g.e., sh. 129)

Futbolda finansal polarizasyon, kulüpler arasında adaletsizliğe yol açıyor!

Günümüz endüstriyel futbolunda devasa bütçeler büyük kulüpler ile küçük kulüpler arasındaki uçurumu daha da açtı ve rekabet tam anlamıyla haksız rekabete dönüştü. İşte, tam bu anlamda Kutlu Merih daha yıllarca önceden bu tespitini yaparak, haksız rekabetin nelere yol açacağını tartışıyordu. Kitapta, Kutlu Merih: ‘’ Futbolun günümüzde” giderek parasallaşıp ticarileşmesi beraberinde, sektörde finansal polarizasyon ve kurumsal yönetim sorunlarını da getirdi. Özellikle, futbolun ulusal federasyon ve kulüpler düzeyindeki yönetimi konularında ülkeler arası sistem farklılıklarının ortaya çıkması bu sorunu daha da karmaşıklaştırıyor…Henüz ticarileşememiş/kurumsallaşamamış ya da kurumsal yönetimi kendi organizasyonlarında tesis edememiş olmanın olumsuzluğunu yaşayan kulüpler görüyoruz. Diğer taraftan finansal anlamda kulüpler arasında yaşanılan polarizasyon, kulüpler üzerinde yıkıcı etkisini gösteriyor. Özellikle, finansal polarizasyon kulüplerin sportif sonuçları üzerinde doğrudan anlamlı etkiler oluşturuyor. Kulüplerin faaliyet alanı olan farklı yasal ve ekonomik ortamlar, oyunda da adaletsizliklere yol acıyor. ’’ (a.g.e., sh.119)

Hangi meslekte olursan ol, mesleğin etiğini unutma

Karşılaştığı sorunları analiz ederken, mesleki ve akademik ahlaki değer ve etik kuralları göz önünde bulundurur, tüm öğrencilerine bu etik sorumluluğu işin merkezine oturtmalarını isterdi. Bireyin toplumsal sorumluluklarını yerine getirirken, etik öğretilerden uzaklaşmasının zamanla toplumsal deformasyona dönüşüceğini vurgulayıp bunun o toplumlarda kokuşmuşluk ve çürümüşlüğüne yol açacağını belirtirdi. Deontoloji olmadan hiç bir işte başarıya ulaşılamayacağını, deontolojisini yitiren toplumların zamanla çökerek, kaybolacağını Osmanlı imparatorluğu ve tarihten verdiği örneklerle anlatırdı. Semantiğe çok önem verir, her sözcüğün anlamını irdeler ve akılda kalacak kısa kodlamalarla o kavramları kalıcılaştırırdı.

Daha yapılacak şey varken, Kutlu Merih hocayı ne yazık ki erken kaybettik...Ülkemiz çok önemli bir entelektüeli kaybetti. Bu düşün insanının kaybı, ülkemizin kaybı maalesef...Bize sadece hocanın anısını ve fikirlerini yaşatmak kalıyor. 

Yazarın Diğer Yazıları

6 soruda futbol ve Koronavirüs: Futbolumuza nasıl zarar verecek? Ne Yapmalı?

Hâlâ, Türk futbolunun bu kriz ortamından en az hasarla çıkabilmesini teminen oluşturulabilmiş bir kriz masası yok

Koronavirüs futbolumuzu teğet geçecek mi?

Koronavirüs'ün Süper Lig'e yıkıcı etkisinin olacağı açık, problemler soruna dönüşecek ve daha derinleşen bir krize girmek durumunda kalacaklar

PremFlix futbolda geleneksel yayıncılığın sonu mu olacak?

Premier Lig, Netflix'e benzer iş modeliyle yıllık kazancını sekiz kat artırarak 24 milyar sterline çıkartmak istiyor

Advertisement