06 Ağustos 2020

ABD'nin Ergenekonu'nda kan içiliyor, çocuk yeniyor!

Covid-19 salgını ve yaklaşan Amerikan başkanlığı seçimleriyle "The Cabal" teorisi aldı başını gitti

Komplo teorilerine mesafeli durdum oldum olası.

Biraz deli işi geldi hep…

Oysa şimdi bakıyorum da…

Öyle çok komploya tanıklık ettik, öyle çok komploya kurban gittik ki, komplo teorilerine en çok prim veren ülkelerden biri olmamız da tesadüf değil hani.

Belki de o yüzden Ergenekon diye bir yapının varlığına memleketin çoğunluğunu ikna etmek zor olmadı.

Bugünlerde ABD de kendi Ergenekon’uyla meşgul.

"The Cabal."

Covid - 19 salgını ve yaklaşan Amerikan başkanlığı seçimleriyle "The Cabal" teorisi aldı başını gitti.

Yaklaşık iki aydır neredeyse her gece ABD’nin farklı eyaletlerinde yaşayan arkadaşlarımın gönderdiği konuya ilişkin video, belgesel, e-kitap, haber, korsan yayın artık ne varsa, maruz kalmaktayım.

Kendileri zehirlenmiş sıra bizlerde!

Son günlerde siz de çevrenizden duyuyorsunuzdur eminim, zira zehir girdi bünyelere…

Bence özeti dev bir delilik!

Ama vatandaşta yer bulmuş kendine, sokaklarda eylemler, internet yayınları gırla!

Hâlâ haberdar olmayanlara hemen özetleyelim efendim:

Komplo teorisine göre "The Cabal" çok güçlü ve özel bir örgüt. (Geçen sene izlediğim bir dizide de bu örgütten söz ediliyordu: Blacklist) Dünyanın dört bir yanından sadece 8 bin kişinin üye olduğu ama binlercesinin bir şekilde dahil olduğu ve milyonları yöneten bir örgüt.

Örgütün başı ABD’den gelen her komplo teorisinde olduğu gibi Rothschild ailesi tabii ki. Onların altında kraliyet aileleri yer alıyor. Ve pek tabii yine Bill Gates en yükseklerde. Bill - Hillary Clinton, Barack-Michael Obama, John Podesta, James Alefantis, Marina Abromoviç, Tony Blair, Mark Zuckerberg, Jeff Bezos ve birçok Hollywood yıldızı, siyasetçi, hukukçu, iş insanı yer alıyor örgütte. Tabii ki hepsi dünyanın en "seçkin", en tepe isimleri.

Amerika’da "Elites" diye söz ediliyor bu insanlardan. Elitler yani.

Peki neyi hedefliyorlar?

Kendi ömürlerini, yaşam kalitelerini artırmayı ve dünyayı tamamen kontrol etmeyi.

Tamamen diyorum çünkü şu anda kısmen yönettikleri düşünülüyor bu teoriye inananlarca.

Bu insanların foyalarının Wikileaks belgelerinde açığa çıktığını ama o günlerde pek kimsenin "uyanamadığını" iddia ediyorlar.

Birçok tartışmalı dayanak, gerçeğin bir benzeri iddia ortaya koyuyorlar.

John F Kennedy'nin, kardeşi Robert Kennedy’nin örgütü hedef almasıyla öldürüldüğünü ve Marilyn Monroe’nun da bunu bildiği için "fazla doz" süsüyle ortadan kaldırıldığını iddia ediyorlar.

11 Eylül de dahil olmak üzere -ki her politik komplo teorisinin en yaygın konularındandır- dünyanın seyrini değiştiren tüm olayların bu örgütün organizasyonu olduğunu şiddetle savunuyorlar.

Bugün de Covid - 19 virüsünün Sars virüsü kullanılarak laboratuvarlarda üretildiği ve yine örgüt mensubu bilim insanlarınca "Virüs insan yapımı değil" açıklaması yapıldığı…

Çünkü, "Nüfus planlaması" diyorlar.

Çünkü, "Dünya kaynakları herkese yetmeyecek" diyorlar.

ABD’de polisin George Floyd’u öldürmesinin de yine Cabal örgütü organizasyonu olduğunu, kameralar önünde siyah bir adamın öldürülmesinin ortalığı kızıştırmak için yapıldığını düşünüyorlar.

Bu Cabal sadece "siyasi yönetim" heveslisi bir örgüt de değil üstelik.

Aynı zamanda şeytani bir yapı.

Gücünü çağlar ötesinden, satanist atalarından aldığı iddia ediliyor.

Çocukları kurban edip, çocuk kanı içip, çocuklarla cinsel ilişkiye giren ve bunun servisini sağlayan dev bir suç örgütü aynı zamanda.

ABD’de bu durumun medya tarafından örtbas edildiği iddia ediliyor.

İzlediğim yayınlardan birinde 20 yıllık gazeteci bir kadın, üstelik saygın yayınlarda çalışmış, bu konuyla ilgilenmeye başladığında önce köpeğinin öldürüldüğünden, arkasından işinden olduğundan ve tüm kapıların kendisine kapandığından söz ediyordu…

Benzer anlamlara çıkacak bazı ünlü isimlerin de konuşmalarından kesitler dolaşıyor internette. Mel Gibson, Justin Biber, Aston Kutcher gibi isimler de meseleye "uyanmışlar" arasında örnek gösteriliyor.

Mesela hepimizin bildiği bir isim olan ve geçtiğimiz sene intihar eden Anthony Bourdain’in  aslında intihar etmediği, Clinton ailesini, özellikle de Hillary’yi eleştirdiği için intihar süsü verilerek öldürüldüğünü öne sürüyorlar. Yine ünlü modacı Kate Spade’in intiharı için de aynı iddialarda bulunuyorlar…

Geçtiğimiz yıllarda ABD’de gündem olan kız çocuklarıyla seks organizasyonundan suçlu bulunan  Jeffrey Epstien ve cezaevinde şüpheli ölümüyle Obama ve Clinton ailelerinin bağı olduğunu iddia ediyorlar...

"The Cabal’ın en büyük silahı; pedofili üzerinden önemli mevkilere şantaj yapmak, böylece istediklerini elde ediyorlar" diyorlar.

"Çocuk kaçakçılığı, organ mafyası, ilaç ve aşı maniplasyonu, savaş zemini yaratma, pedofili gibi dünyanın başına dert olan tüm suçlarda bu örgütün izleri bulunuyor" diyorlar.

Bu örgütün şeytani yapısında cannibalizim de var. Yani insan yeme-yamyamlık!

Hillary Clinton’ın da "yamyam" olduğunu iddia ediyorlar. Ben söylemiyorum vallahi, açın izleyin okuyun. İnsanlar ciddi ciddi bu konuyu tartışıyor!

İddialarını eski FBI, eski CIA ajanlarının anlattıkları çocuk ticareti sorunu ve buna göz yumulması, sessiz kalınmasıyla da delillendirdiklerine inanıyorlar.

Savaş mağduru çocuklar, kimsesiz çocuklar, travmalı çocuklar gibi sırf bu örgütten finansal kaynak sağlamak için doğum yapanlardan nüfusa kayıtlı olmayan binlerce çocuk kurban yaratıldığına da inanıyorlar.

Bir de son dönem çok konuşulan Adrenochrome meselesi var. Korku ve travma yaşamakta olan çocuktan alınan kanın gençleşmek için kullanıldığı ve bu yöntemi dünyaca bilinen birçok ismin uzun zamandır kullandığı iddiaları…

Biliyorsunuz komplo teorisi tarihe dayanıyor, yeni bir şey değil yani. Geçenlerde Deutshe Welle’de komplo teorileri üzerine çalışmalar yapan Prof. Dr. Michael Butter’ın bir söyleşisine denk gelmiştim. Butter ABD’de yapılan anketlere göre her iki kişiden birinin komplo teorilerine inandığını anlatıyordu. Keşke bir anket de Türkiye’de yapılsa, sonucunu merak ettim doğrusu.

Aslında son yıllarda hepimiz biraz "büyük abi bizi izliyor" fikrine yaklaştık. Bizim bir kabahatimiz yok, yaşadıklarımız bizi bu fikre yaklaştırdı.

Şahsen ben,

Obama’nın kan içip içmediğini, çocuk istismarcısı olup olmadığını bilmiyorum ama en demokrat görünümlü liderler arasında sayılıp, kendisine öyle bir imaj yaratıp aynı zamanda da Orta Doğu'yu ters yüz ettiğini biliyorum.

Şahsen ben,

Hillary’nin çocuk yeyip yemediğini bilmiyorum ama Kaddafi’nin ölüm kararında büyük rolü olduğunu biliyorum.

Şahsen ben,

Bill Clinton’ın "çapkınlığıyla" sevimli bulunmasının medya unsurlarınca sağlandığını fark edebiliyorum evet.

Bill Gates’in daha henüz vatandaş düzeyinde "Koronavirüs'ler" bilinmezken üzerine milyarlarca dolar yatırıp aşı araştırmaları başlatması bende de minik bir şüphe yaratıyor evet...

Epstien’in para kaynakları, kimlerle kız çocuklarını istismar ettikleri partiler yaptığı, nasıl korunup kollandığı büyük soru işareti ve asla aydınlatılmıyor evet.

Ama işin diğer kısımları fazla Amerikan.

Bize de pek uymuyor.

Yani işin içinde derin devletin olduğu komplolar bizde de yazıldı.

Her komploda olduğu gibi gerçeklikten bir alıntı şarttır.

Bizde çocuk yenmez.

Bizde şeytan ayini de pek olmaz.

Bizde derin devlet gelir beyaz Toros'la alır götürür ve bir mağaraya gömer!

O yüzden de belki aşırı deli saçması geliyor bu konu bana.

Hele de bu komplo teorisi dönüp dolaşıp; bu sapkınlarla tek savaşan kişinin Trump olduğuna, "Elitler" onu taşralı buldukları için asla istemediklerine ve dünyanın kurtuluş şansının Trump’ın yeniden başkan seçilmesine bağlanması... İşte o zaman bu ucuz yapım gerilim filminden sıkılıyorum.

Ve bana bizim Ergenekon’u hatırlatıyor.

Bu tehlikeli derin yapıyla tek savaşanın ve dolayısıyla da memleketimizin tek kurtuluş şansının uzun adam olduğunun iddia edildiği günleri…

Neyse, konuya dönelim.

Evet çocuk istismarı dünyanın sorunu.

Evet politikacılar çok kirli.

Evet Amerika birçok ülkeyi karıştırdı ve buna devam da ediyor.

Evet dünya büyük bir karanlığa gömülüyor.

Evet insanlar çok kötü.

Evet güçlüler güçsüzleri ezerek, öldürerek yaşamakta bir sorun görmüyor.

Evet mutlaka daha da kötülükler olacak ama bu komplo teorileriyle gerçekten çocuk ticareti ağına girmiş bir savaş mağduru çocuğa, yaşadıklarına büyük haksızlık ediliyor.

Yaşadıkları hafifletiliyor.

Dünyanın pisliği  komedi kisvesi altında kalıyor.

Zirilyarlık çocuk istismarcısı adamların kurbanları, kan içmeli / insan yemeli lafların saçmalığı arasında kayboluyor.

Oysa insanlık, içinden kara mizah bile çıkarılamayacak durumda.

Ve evet her komplo teorisinde olduğu gibi bunda da gerçeğe dokunan kısımlar var ve sadece onlar bile yeterince vahim!

Yazarın Diğer Yazıları

Geçmişiyle yüzleşemeyen temiz bir gelecek de kuramaz

Türkiye; devletin/görevlisinin içinde olduğu veya seyrettiği, yargılamayı savsaklayarak örtbas etmeye çalıştığı Madımak Oteli gibi katliam ve cinayetlerle hesaplaşmadıkça, makûs talihimiz de tarihimizle birlikte tekerrür edecek

Bravo bizi maddi-manevi tüm değerlerimizle paramparça edişlerini sineye çekişimize!

Bırakın kayyım yönetimindeki belediyelerden borç bırakılan milyarların hesabını sormayı, yeni kayyım atamasını Hakkari'den başlattılar, bizlerin tepkisizliği sayesinde de devam edecekler, göreceksiniz!

Sebahat Tuncel: İmha 90’larda daha fizikiydi, şimdi siyaseten imha var

“Sol olarak, sosyalistler olarak yeni bir hikâyeye ihtiyaç var. Maalesef sol çok zayıf… Tabii Türklerde egemenlik durumu da var. Devletin sahibi Türklerdir. Bu sebeple de devletin yaptığı haksızlığı, hukuksuzluğu tolere edebiliyor galiba… Türkiye toplumu devletin yarattığı baskıyı doğal bir sonuç olarak görüyor ve bu baskı rejimine şiddetle itiraz etmiyor. Oysa devlet emeğini sömürüyor, duygularını sömürüyor, özgür yaşam hakkını elinden alıyor. Bunu kabulleniş var, bu bir problem… Türkiye’de devlet ailenin bir parçası olarak görülüyor ama Kürtler o ailenin dışında…”