05 Haziran 2011

Hayat podyum olsa!

Görsel kültürün kült mekânı podyum... 'Bugün Ne Giysem?'i huşu içinde izleyelim o zaman!


Hayat podyum olsa!
 
TELEVİZYON
Bugün Ne Giysem?
SHOW TV, hafta içi
Her gün 09.00


‘Sıradan’a şöhret vaat eden realite şov-yarışma programları kervanına ‘Bugün ne Giysem?’ de katıldı. Format, alışılmadık değil. Daha önce müzikte, dansta, yemekte denenmiş olan şimdi ‘giysi’de önümüze konulmakta.

Ben izlerken daha alışılmadık bir şeyi, bu programın ‘tesettür’lüsünü tahayyül ettim. Sahi, bunun mütedeyyin yeni burjuvazimize hitap edecek versiyonunu yapmayı neden düşünmez ki İslâmî televizyon kanallarımızdan biri?! Tesettür giyim sektörünün hayli palazlanmış olduğu şu zamanda ne reklam ne de reyting sorunu olur böyle bir programın… Bende adı bile hazır: ‘Bugün Ne Örtsem?’


Ucuz tüketimi sağlamak...


Sonuçta giysilerle ilişkimizin kültürel olmaktan çıkıp endüstriyelleştiği, sonra da tüketime endeksli hale geldiği bir zamanda böyle programların rasyonalitesi hep var.

Moda, insanın giyinme ihtiyacının iktisadî tahakküm altına alınması demek. Ama modayı zenginlikle, pahalılıkla, erişilemezlikle özdeştiren hatırı sayılır bir kesim hâlâ mevcut. Tüketim kapitalizmi açısından bu algıyı tamamen değiştirmek bir zorunluluk… Bununla bağlantılı olarak, sınırlı bir kesimin pahalı tüketiminden çok geniş bir kitlenin ucuz tüketimini sağlamak daha makbul…

O yüzden olsa gerek, yarışmacıların üzerindeki elbise, ayakkabı ve aksesuarların makul ve mütevazı fiyatları karşısında takdirle karışık şaşkınlık efektleri (‘Vaaavv!’lar) patlatılıyor programda. Galiba yine o yüzden, ucuz giysilerinin arasına bir dünya markasının pahalı çantasını ekleme tecrübesizliği gösteren yarışmacı, jüri makamındaki moda profesyonelleri tarafından, geniş izleyici kitlesini ürkütecek bu tehlikeli yanlışlığı düzeltmesi yolunda tatlı-sert tembihleniyor.

Programın memleket zenginlerinin rağbet ettiği podyumları halka açan bir işlevi olduğu da söylenebilir. ‘Fashion TV’ gibi o da podyumu ayağımıza getiriyor. Yarışmacılar sadece giysi seçimleriyle değil mankence ‘catwalk’ yürüyüş kaliteleriyle de sınava giriyor. Bu, caddeleri podyuma dönüştürecek bir gidişata yol açarsa şaşmamalı.

Aslında televizyonun hayatımızda başat sosyalleştirici haline gelmesinden bu yana hepimiz podyumda gibiyiz. Haber spikerlerinden profesörlere, doktorlardan politikacılara kadar böyle bu… Görsel kültür dünyası bir bakıma da hayatın podyumlaştığı bir dünya… Ya da şöyle söylemeli: Yazılı kültürün kült mekânı kütüphaneyse görsel kültürün kült mekânı podyum… ‘Bugün Ne Giysem?’ böyle bakıldığında ayinsel nitelik ve değer taşıyan bir program.

Huşu içinde izleyelim o zaman!..


(Tayfun Atay'ın bu yazısı Radikal / Hayat'ta yayımlanmıştır)

Yazarın Diğer Yazıları

Vurun kanatlarınızı karanlığa kuşlarım!

Yöresel ve evrensel düzlemlerde eşzamanlı yaşananları 'insan' gerçeğinde birbirine organikçe bağlamak… Daha iyi bir hayatı var etme umut ve inancıyla gelenekten geleceğe taşınmak… Bunlar, Hasan Hüseyin şiirini bu coğrafyanın en özgün ve özgül yapıtlarından biri kılar

Goebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!"

Bir okurum, siyaseten Refah Partisi - AK Parti çizgisinde yol almış olmakla birlikte bugün gelinen noktada Ak Parti'nin yapıp ettiklerine ve olup bitenlere bağlı olarak bu ideolojik 'gönül bağı'nın nasıl koptuğunu samimi bir eleştirellikle bizimle paylaşıyor

Goebbels'leşme karşısında muhalefeti sorgulamak!

Matbu medyanın hazan mevsiminin, televizüel medyanın da sonbaharının yaşandığı bir dönemde, insanları sıkan, bıktırıp usandıran karakterlere, ağızlara, kabadayılıklara kimse katlanmak zorunda değil. CHP hiç değil