30 Mayıs 2021

Endüstri 4.0 tünelin ucundaki ışık mı, yoksa üstümüze gelen tren mi?

Endüstri 4.0'ın diğer devrimlerden daha yıkıcı, çarpıcı ve kalıcı etkilerinin olacağı açık bu dönemde her şey insanlara ve değerlerimize bağlı

Endüstri 4.0, İngilizcesi ile Industry 4.0, kısaltılmış formuyla I4 bazen I4.0 tanımlaması uzun zamandır günümüzü ve geleceğimizi çarpıcı şekilde dönüştürüyor.

Biz de kısaltarak kullanalım, E4.0 diyelim ve bu matruşka bebeği açmaya başlayalım.

E4.0 dediğimize göre bunun öncesi de olmalı, evet var. İktisat (Yazar, ekonomi kelimesi yerine iktisat kelimesini kullanacak kadar yaşlı değil) tarihine baktığımızda ilk üç devriminin bazen yapıcı bazen de yıkıcı ama çarpıcı etkileri günümüzde hala devam etmekte.

Birinci Endüstri Devrimi

1700 ve 1800'lerin başında Avrupa'da ortaya çıktı. İnsan emeğine dayalı ve bu emeğe destek veren hayvanlar aracılığı ile yapılan üretimin, buhar gücü ve suyun akışından yaratılan enerji ile yapılmaya başlandığı dönem. Toplumsal etkisi çok yüksek. İşçi sınıfının ortaya çıkması, tarımın sanayi üretimine dönüşmesi süreci, pazar ve ham madde arayışları için emperyalist hareketlerin ivmelenmesi dikkat çekici. Tarlalardan fabrikalara geçiş dönemi. Charles Dickens'ın “İki Şehrin Hikayesi” adlı ünlü romanı, birinci sanayi devrimini, Fransız devrimi paralelliğinde anlatan bir baş yapıt.

İkinci Sanayi Devrimi

20.yüzyılın erken dönemlerinde, üretimde çeliğin ve elektriğin kullanılmaya başlandığı dönem. Fabrikalarda verimliliğin artması, üretim maliyetlerinin düşmesi fabrikalarda seri üretime imkân verdi. Üretim hatlarının oluşturulması buralarda çalışacak iş gücünü büyüttüğü gibi, toplumsal orta direk olarak tanımlayabileceğimiz işçi sınıfın da büyümesini sağladı.

Üçüncü Sanayi Devrimi

1950'lerin sonundan başlayan bu dönemde, elektroniğin, bilgisayar sistemlerinin, teknolojilerin fabrikalara ve iş yerlerine girdiği dönem. Dijital teknolojilerin ve otomasyon teknolojilerinin ağırlık kazandığı üretim sistemleri, beyaz yaka (kol gücünü kullanarak çalışmak zorunda kalmayan işçi olarak tanımlayalım) sınıfının oluşumunu hızlandırdı. Finansal sistemlerin güçlenmesi, küreselleşme, devlet işletmelerinin özelleştirilmesi, devletin liberalleşmesi bu dönemin alameti farikaları.

Sanayi Devrimi ya da Endüstri 4.0

Dijital teknolojilerin yoğun kullanımı, nesnelerin interneti (birbiriyle iletişim kurabilen makineler), büyük verinin toplanması ve işlenmesi, yüksek hızda internet, yapay zekâ, 3 boyutlu yazıcılar gibi teknolojik yeniliklerin, üretime, tedarik zincirlerine, pazarlama ve satış ağlarına taşındığı dönem. Yapay zekanın yoğun şekilde kullanımı, bilgi teknolojilerinin önderliğinde oluşan bu dönemde akıllı fabrikaların çekirdekte yer aldığı sistem. Akıllı fabrika dediğimiz zaman bunu sadece mal üretimi yapılan yerler değil, mal ve hizmet üretilen tüm iş yerleri olarak düşünmemiz doğru olur.

Endüstri 4.0 kavramı ilk kez ne zaman kullanıldı?

Alman hükümeti için teknolojik stratejiler üzerine çalışan bir grup bilim insanı bu kavramı ilk kez 2011 yılında yayınladıkları raporda kullandı. Çalışmanın temel amacı Almanya'nın teknolojiden faydalanarak rekabet gücünü artıracak stratejiler üretmesiydi.

2015'te Dünya Ekonomik Forumu (WEF) bu deyimi dünyaya yaydı. Kavram 2016 yılında Davos Zirvesinde WEF'nin ana teması olacak kadar çoktan ünlenmişti bile.

Amerika Birleşik Devletleri, 2012 yılında üretim teknolojilerini ilerletme ortak hedefine sahip üreticileri, tedarikçileri, teknoloji firmalarını, devlet kurumlarını, üniversiteleri ve teknoloji laboratuvarlarını bir araya getiren sivil toplum örgütünü oluşturdu: Smart Manufacturing Leadership Coalition (SMLC)-Akıllı Üretim Liderliği Koalisyonu.

Genel çerçeveyi bu şekilde oluşturduğumuza göre detaya girebiliriz. Bu yazının ana konusu E4.0'ın hayatımızı nasıl etkileyeceği. Uzun vadeli toplumsal etkilerini şu anda kestirmek çok zor olsa da akıl yürütmemiz mümkün.

İş ve mesleklerde değişim

Öğrenen makineler, yapay zekâ, robotlar çalışanların iş tanımlarını ve mevcut işlerini değiştirmeye çoktan başladı bile. Robottan kastımız üretimde kullanılan makine kollarından çok daha fazlası. En basit tanımıyla kendi kendine yazılımını güncelleyen ve öğrendiği yeni durumları iş yapış şekline ekleyebilen makinelerden ve yazılımlardan bahsediyoruz. Bu çeşitlilik kredi başvurusu yapan bir müşteri için onaylama kararı veren bir yazılımdan, insansız otonom araçlara kadar çok geniş bir yelpaze. İşlerin değişmesi bireylerin mevcut işlerinde yeniden eğitilmesini ve/veya yeni işleri yapabilecek yetkinliklerle donatılmasını zorunlu kılıyor. Bu aşamada kaybolacak meslekler listesi çok kabarık. Günümüzün en popüler meslekleri gelecekte bir değer ifade etmeyecek.

Toplumsal refaha etkileri

Teknolojinin yoğun kullanımı, üretimin kolaylaşması, yeni teknolojiler pek çok ürün ve hizmeti dünyanın her yerinde kolay ulaşılabilir hale getirecek. Üretim artışlarında ortaya çıkan rekabet ve fiyat düşüşleri tüketiciye olumlu yansıyacak. Günümüzde ortaya çıkan yeni alanlar UBER; Netflix, e-ticaret hizmetleri, Getir bu alanının iyi örnekleri.

Çalışanların gelirleri açısından bakıldığında ise tablo parlak değil. İş yapış şekillerinin hızlı değişimi mesleklere de yansıyacak demiştik. Bu da şu anda var olan iş sayısının azalması demek. Çalışma süresinden bağımsız vatandaşlık geliri, üretimde kullanılan robotların ekstra vergilendirilmesi gibi tartışmaların alevlenmesinin sebebi de bu. Korona pandemisi döneminde net olarak gördüğümüz gibi, yüksek gelir gruplarının zenginleşmesinin, düşük gelir gruplarının fakirleşmesinin yaygın ve kalıcı hale gelme olasılığı yüksek. İyimser olabileceğimiz bir nokta ise, yetişmiş insan sermayesinin, maddi sermayeden daha değerli olma olasılığı. Ancak ‘basit iş-düşük ücret', ‘önemli iş-yüksek ücret' grupları arasındaki farkların açılması toplumsal gerginliklere yol açacak.

Üretime ve sektörlere etkileri

Çin gibi üretimde maliyet avantajını tüm dünyaya bir lezzetli dondurma gibi sunan ülkeler bu dönemde avantajlarını kaybedebilirler. Üretim ve hizmetlerin yüksek teknoloji sayesinde üretimi, hatta 3D yazıcılarla evde bile parça üretimi yapılabilmesi sektörlerdeki dengeleri bozacak. Üretimin merkezlerinin tüketicinin olduğu merkezlere yaklaşması ihtimali yüksek.

Üretim ve gelir arasındaki bağlantı, düşük gelirli ülkelerden yüksek gelirli ülkelere nüfus ve beyin göçünü hızlandırıp yönetilemez bir problem haline gelmesini tetikleyebilir.

Ayrıca teknolojinin değişim hızındaki yükseklik, önceki tüm devrimlerden daha hızlı ve daha geniş etkili olarak ekonomilere etki edecek. Yıkıcı yeniliklerin etkisinin artacağı, bilinen ya da şu anda bilmediğimiz alanlarda tüm oyuncuların bundan etkileneceği açık. Paylaşım ekonomilerinin büyümesi (otomobil sahibi olmak yerine istediğiniz zaman kiralamak, yazlık sahibi olmak yerine otel kullanmak ya da ev kiralamak, şirket merkezi satın almak yerine paylaşımlı ofisler kullanmak), kendi alanlarındaki önemli oyuncuların hepsini sarsacak.

Kamu yönetimine etkileri

Fiziksel, dijital ve biyolojik dünyalar birbirine yakınlaşmaya devam ettikçe, yeni teknolojiler vatandaşların hükümetlerle etkileşime girmelerini, fikirlerini dile getirmelerini, seslerini duyurma çabalarını koordine etmelerini kolaylaştıracak. Eş zamanlı olarak, hükümetler dijital altyapıyı kontrol etme yeteneğine dayanarak nüfus üzerindeki kontrollerini artıracak. Bu iki taraflı savaşın etkileri, demokrasisi yerleşmiş ülkeler için vatandaşlar nezdinde bir sonuç yaratırken, az gelişmiş ülkelerde kamu otoritesinin elini güçlendirecek.

Bireysel mahremiyetimizin azalacağı ve tehdit altında olacağı açık. Yüz tanıma teknolojileri, giyilebilir teknolojik aletler, yer belirleme sistemleri ne zaman, nerede, ne yaptığımız bilgisini büyük biradere düzenli olarak taşıyacak.

E4.0, ulusal ve uluslararası güvenliği de derinden etkileyecek, çatışmaların olasılığını artırdığı gibi, doğasını da değiştirecek. Teknolojiye ve silah gücüne dayalı klasik savaş, yerini bilgiye dayanan siber savaşlara bırakacak. ABD seçimlerinde sıklıkla gündeme gelen diğer devletlerin seçimlere ve seçim öncesi süreçlere müdahale iddiaları konunun nereye doğru evrileceğini açıkça gösteriyor.

Sonuç olarak, E4.0'ın diğer devrimlerden daha yıkıcı, çarpıcı ve kalıcı etkilerinin olacağı açık bu dönemde her şey insanlara ve değerlerimize bağlı. İnsanı ön planda tutarak bir gelecek şekillendirmek mümkün. En karamsar yorumla, E4.0'ın bizi "robotlaştırma" ya da yarattığı etkilerle bizi insanlıktan çıkarma olasılığı var. Ancak teknolojik gelişmelerin önünde durulamayacağını hatta durulmaması gerektiğini tarihten biliyoruz. Bize düşen sorumluluk bu etkileri insanlık lehine çoğaltmak.

Türkiye'de durum nedir diye merak eden okura not: Özel işletmelerin fabrikalarını daha fazla insansız üretim yapabilecek hale getirme çalışmalarının ötesinde pek bir şey olduğunu söyleyemeyiz. Kamu otoritesinin yapısı ve gündemi de Türkiye'yi örnek ülke yapabilecek yaklaşımlardan uzak.

Son söz: Teknolojik gelişmelerin üzerimizdeki etkisini yok edemeyiz, ancak bu etkileri lehimize çevirecek yolları bulabiliriz.

Yazarın Diğer Yazıları

Güney Kore mi, Türkiye mi? Aynı yolun yolcusu mu, ayrı dünyaların insanı mı?

Tarih içerisinde başa baş rekabet ettiğimiz Güney Kore, Türkiye'den 4 kat daha fazla milli geliri, dünyanın en önemli markalarını yaratmış iş dünyası, yüksek kalitede eğitim seviyesi ile çekilen sıkıntılara değen sonuçlara ulaşmış

Türkiye'de çalışma şartlarımız nasıl? Bizi nasıl bir iş hayatı bekliyor?

Çalışan haklarının yetersizliği, işsizliğin yaygın olması, ücretler genel seviyesinin düşüklüğü, gelir dağılımın dengesizliği, kadınların iş gücüne olumsuz şartlarla katılımı, coğrafyanın kader olması gibi faktörleri değerlendirdiğimizde ülkemiz çalışanlar için parlak bir tablo çizmiyor

Toksik çalışanla başım dertte, ne yapsam bilmiyorum?

Toksik çalışanların şirket vereceği zararı en iyi özetleyen bir çalışma, toksik bir çalışma arkadaşı ile uğraşmak zorunda kalan çalışanların yüzde 54'ünün çareyi şirketten ayrılmakta bulduğunu söylüyor