28 Şubat 2021

Maske meselesi: Bir dokun, bin ah dinle

En çok şikayet edilen konu konuşurken maskenin yüzden kayması. Bu nedenle elle müdahale edince ellere ve maskelere virüs bulaşma riskini artırıyor

Geçen hafta maskeler, siperlikler, toplantılar ve TV stüdyolarındaki sosyal mesafe hakkında yazdığım yazıdan sonra okurlardan bana ilginç görüş ve öneriler geldi. Gördüğüm kadarı ile maske konusu Türkiye'de ve dünyada ciddi bir sıkıntıya dönüşmüş durumda. Neyse ki çözüm önerileri de var.

Bu yazıda öncelikle maske, siperlik ve sosyal mesafe konularında bana ulaşan görüşleri sizinle paylaşmak istiyorum. Bunun bir bilimsel anket çalışması olmadığını daha çok okurlarla sohbet olarak görülmesi gerektiğini en başta belirtmeliyim. Bence maske konusunda bana ulaşan görüş ve önerilerde çok sayıda proje ve araştırma için fikir var.

Bu hafta ABD'de salgın hastalıklarla mücadeleden sorumlu Dr. Anthony Fauci bir yıl daha maske ile yaşamak gerekeceğini duyurdu. Diğer uzmanlar da benzer görüşler ifade ediyor. Böylece maskenin yaşamımızda rolü devam edecek gibi görünüyor.

Maskenin bir de tıp dünyasına dönük tarafı var. Maske kullanmayanlar sorun yaratmaya devam ediyorlar. Bu konuda son söz için Tıbbi Mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Ahmet Özbek'e kulak verelim.

Maske ne işe yarıyor?

Şikayetlerin en önemli kısmı maskelerin koruma etkinliği ile alakalı. İnsanların, kullandıkları maskelerin kendilerini ne kadar koruduğuna dair bir fikri yok. Maskelerin çoğu yüzün şeklini almıyor. Etraftaki boşluklardan hava alınıp veriliyor.

Piyasada çok farklı kalitede maskelerin satılıyor olması şüphe uyandırıyor. Buna karşılık Almanya'da sadece belli standartları karşılayan maskelerin kullanılması onlara daha mantıklı geliyor. Bir maskenin tek başına yeterli olmaması ve iki maskenin üst üste takılması da kafa karıştırıyor. Çok katlı maske kullanımından memnun olmadıklarını ve rahat etmediklerini söylüyorlar.

Maskelerin en önemli işlevi damlacıkları yakalamak. Bu nedenle pek çok maskenin işe yaradığı düşünülüyor. Yoksa virüs boyutunda bir parçacığı yakalayacak maskenin kullanılması çok rahatsızlık verecek. Sosyal mesafeye dikkat edilmesi maskenin yükünü azaltıyor.

Pamuklu maske yüzü daha iyi kavrıyor. Ancak burnun etrafını sarmak konusunda içinde tel olan maskeler daha başarılı. Bu nedenle iki maskenin birlikte kullanılması öneriliyor. Tek kullanımlık maskelerin iplerini düğümleyerek yüzü daha iyi kavraması sağlanabiliyor.

Maskeden kaynaklanan rahatsızlıklar

En çok şikayet edilen konu konuşurken maskenin yüzden kayması. Bu nedenle elle müdahale edince ellere ve maskelere virüs bulaşma riskini artırıyor. Maske kullananlar hareket ettikçe nefes almakta zorlanıyorlar. Gözlükler de buğulanıyor.

Bağcıklar da kulak arkasında sorun yaratabiliyor. Bazı maskeler yüzü ve özellikle de dudakların etrafını tahriş ediyor.  Belçika'da milyonlarca maskenin taşıdığı nanoparçacıklar nedeniyle kullanıcılara zarar verdiği iddia edildi.

Kulakta tahrişi engellemek için bağcıklar ensede bir parça ile birbirine bağlanıyor. Dudakları korumak için maskenin içine peçete koyanlar var. Kalite standartlarına uygunluğu onaylanmış maskelerin kullanılması öneriliyor.

Tek kullanımlık maske sorunu

Tek kullanımlık maskelerin maliyeti yanında gelişigüzel etrafa atılması konusunda da çok şikayet var. Bu konuyu pek çok okur gündeme getirdiği için çevre bilincinin yaygınlaştığını düşünüyorum. Ancak onların nasıl bertaraf edilmesi gerektiği konusunda bir mutabakat yok.

ABD'de çalışan bir okurum onun işyerinde önerilen, tek kullanımlık maskelerin tekrar kullanımı ile ilgili yöntemi yazdı. Maskelerin iç ve dış yüzeylerine el sürmeden kullanılması durumunda bir haftalık aradan sonra tekrar kullanılmaları öneriliyor. Maskenin bir hafta süresince dokunulmadan saklanabileceği bir yerde oda sıcaklığında bekletilmesi gerekiyor. Bu durumda virüsün etkisiz hale gelebileceği ve maskelerin beş kere kullanılabileceği söyleniyor. Bu uygulamayı riskli bulan doktorlar oldu.

Bir okur da maskelerin tıbbi atık olarak işlem görmesi gerektiğini yazdı. Kalabalık yerlere maskeler için tıbbi atık işaretli kutuların konması mümkün.

Maske ile iletişim sorunu

En yaygın şikayetlerden biri de maske ile iletişim. Meşhur bir profesör sokakta karşılaştığı kuzenini maske nedeniyle tanıyamamış. Bir iş insanı da fabrikada kendisi ile konuşan çalışanın kim olduğunu bir türlü çıkaramamış. Daha sonra öğrenebilmek için etrafındakilere sormak zorunda kalmış. Artık yüzleri unutmaya başladığını söyledi.

Birçok okur da yüzleri görmeden konuşmak istemediğini yazdı. Maske, sesi perdelediği için karşısındaki kişinin ne dediğini anlayamadığını ifade edenler oldu. Hastanelerde önlüklerin üzerine isim yazılmasına benzer şekilde maskelerin üstüne isim yazmak önerilebilir.

Dudakları gösteren şeffaf maskelerin kullanılması öneriliyor. Ancak onların virüse karşı koruma etkinliği henüz bilinmiyor. Onlarla birlikte siperliklerin kullanılmasının da bu konuda faydalı olacağı düşünülüyor.

Çocuk ve yetişkinler için tek boy maske

Tek boy maskenin hem çocuk hem de yetişkinlere uymasını beklemek doğru değil. Bir okuyucu da yüzüne uygun maske bulamadığı için kişiselleştirilebilen maske talep ediyor.

Maske deneyimleri ve tasarımı konularında öğrencilere ödevler ve projeler verilmesi öneriliyor. Endüstriyel tasarım bölümleri maske tasarım yarışması düzenleyebilir.

Maske üretimi yapan firmaların daha iyi tasarımlar yapması bekleniyor. Bir tasarım şirketi yöneticisi bu konuda kendilerine proje verildiği takdirde ergonomik tasarım yapabileceklerini söyledi.

Maske fiyat sorunu

Tek kullanımlık maskelerin maliyeti pek çok kişiyi rahatsız ediyor. Özellikle de dar gelirlilerin maske temini ciddi bir sorun.

İşyerlerinin çalışanlarına ve ailelerine maske temin etmesi öneriliyor. Dar gelirli ailelere belediyelerin ve sivil toplum kuruluşlarının maske temin etmesi bekleniyor. Bazı belediyelerin vatandaşlara maske dağıttıklarını duyduğum için sevindim.

Skandal: Maskeye karşı çıkan doktor

Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de maskeye karşı çıkanlar olduğunu biliyorum.  Ama bir doktorun hastalarına maske takmamanın daha doğru olduğunu söylediğini bir okurdan duydum. Umarım bu bir yanlış anlaşılmadan ibarettir.

Siperlik meselesi

Siperliklerin hastane ve muayenehaneler dışında pek fazla kullanılmadığı anlaşılıyor.

New York'ta yaşayan bir okur, metroda maske takmayanlar nedeniyle maskeye ilave olarak siperlikle kendisini korumaya çalıştığını yazdı. Yetkililer maskesizlere ceza uygulama konusunda gevşek davranıyormuş. Maske takanların bazıları da burnu açıkta dolaşıyormuş. Ne yazık ki Türkiye'de de bu davranış yaygın.

TV stüdyoları ve toplantılarda sosyal mesafe

Televizyonlardaki hararetli tartışmalarla ilgili çeşitli görüşler var. Bir okur onların biraz da gösteri amaçlı olarak heyecanlı hale getirildiğini iddia etti. Sebebi ne olursa olsun küçük bir mekanda uzun süre hararetli tartışma olması orada bulaşma riskini artırıyor.

Bu oturumlara sıklıkla katılan bir politikacı okurum farklı stüdyolarda farklı mesafe ve maske yaklaşımları olduğundan bahsetti. Özellikle kameramanlar gibi stüdyo çalışanları için riskin daha da fazla olduğunu söyledi.

Televizyonda ve basında haber olarak verilen büyük toplantılarda sosyal mesafeye dikkat edilmemesi, izleyicilerin bu davranışları normal kabul etmesine neden oluyor.

Stüdyoların konuşmacıları virüse karşı koruyacak şekilde yeniden tasarlanması öneriliyor. Stüdyoların durumunu bir iç mimar ve bir de tasarımcı ile konuştum. Onlar da bu konuda ciddi bir sorun olduğunu ve her stüdyo için özel proje yapılması gerektiğini söylediler.

Sosyal mesafeye dikkat edilmeyen toplantıların görüntülerinin izleyicilerle paylaşılmaması tavsiye ediliyor.

Son sözü tıbbi mikrobiyoloji söylüyor

Maske tartışmasına Altınbaş Üniversitesi'nden Tıbbi Mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Ahmet Özbek'in görüşleri ile son sözü söyleyelim:

"Maske kullanımından kaynaklanan sıkıntılar var ancak onun koruyucu olduğu da kesin. Her bir maskenin koruyuculuk seviyesi hakkında sayısal bir bilgi vermek ise oldukça zor. Çünkü bir enfeksiyonun oluşabilmesi için karşılaşılan etkenin yükü (birim zamanda birim hacimde bulunan virüs sayısı), maruz kalma süresi ve bu etkenle karşılaşan bedenin bağışıklık gücü gibi çok sayıda değişken var.

Kısaca, pandemi sırasındaki risklerin rakamsal olarak ifadesi mümkün değil. Ancak kesin olan bir şey var ki, o da maskenin virüse karşı bizi koruduğu gerçeğidir. Zaten böyle olmasa dünyada sağlık çalışanı kalmazdı. İş güvenliği açısından emniyet kemeri ve baret nasıl tartışılmaz ise bu enfeksiyona karşı da maske gereklidir.

Maskelerin etrafa gelişigüzel atılması konusu bir kültür ve eğitim sorunudur. İçtiği sigarayı sokağa atmayı hatta tükürmeyi sorun yapmayan insanlara maske disiplini kazandırmak oldukça zor. İş yerlerine ve kalabalık bölgelere maskeler için tıbbi atık işaretli kutular yerleştirilebilir. 

Maskenin getirdiği sıkıntılardan şikâyet eden insanlara yoğun bakım servislerindeki hastaları ve onlar için canını dişine takan sağlık çalışanlarını gözlemlemelerini tavsiye ederim. Özellikle de bu insanların günlerce sevdiklerini göremediklerini düşünerek daha hassas davranmalarını bekliyorum. İnsanların ne kadar ciddi bir tehlike ile yüz yüze olduklarını bilmeleri sanırım onların maskeye katlanmalarını kolaylaştıracaktır."

Yazarın Diğer Yazıları

III. Dünya Savaşı'nda yeşil vatan

Eski bir deyiş vardır; "Düşmanı yakaladık, meğersem bizmişiz".  Kör dövüşü şeklinde devam eden III. Dünya Savaşı'nda karşımızda kendimizi bulduk

Güzelliğin kökenleri ve nöroestetik

Nöroestetik araştırmaları beynimizin bizi, güzel olan şeylere yönlendirmek için hormonlarla ödüllendirdiğini gösteriyor. Yemekler, kokular, yüzler, bedenler, çocuklarımız, eşlerimiz, vatanımız, geleneklerimiz ve yenilikler bize mutluluk veren güzellikler olarak yaşamımızı renklendiriyor. Keşif ve icatlar kadar sanat eserlerinin güzelliği de bize cazip geliyor

Sanat ve bilimin ara kesitinde güzel ve çirkin

Güzellik ve çirkinlik kavramlarının, sanat ve bilim dünyasının bu önemli insanlarını buluşturduğunu görmek beni çok mutlu etti