14 Şubat 2021

Fosil yakıtların tahtı sallanıyor

Sürdürülebilir enerjinin, bilişim ve iletişim alanlarındaki yenilikler ile birlikte yeni dünya düzenini tanımlayacağı anlaşılıyor

1970'li yıllarda yaşanan petrol krizleri nedeniyle yakın gelecekte fosil yakıtların tükenmesi bekleniyordu. Yıllar geçtikçe yeni rezervler bulundu. Ancak son dönemde iklim krizi nedeniyle fosil yakıtların terk edilmesi gündemde. Örneğin otomobil şirketleri dizel modeller yerine hibrit ve elektrikli araçlar üretmeye başladılar.

Bu yazıda, fosil yakıtların terk edilmesini gündeme getiren yenilenebilir enerji devriminden bahsetmek istiyorum. Bu kapsamda gıda ve biyoyakıt sektörlerindeki gelişmeleri tartışacağım. Bu gelişmelerin Türkiye için anlamına da değineceğim.

Isınma ve makineler için fosil yakıtlar

İnsanlar yerleşik düzene geçince ateş yakmak için ağaçları kesmeye başladılar. Rüzgar ve akıntı ile hareket eden tekneler ve değirmenler dışında bütün işleri yapmak için kas gücünden yararlandılar. Şehirleşme ile birlikte köleler ve evcil hayvanlar yaygınlaştı.

Sanayi devrimi ile birlikte buhar makinelerinde kömür kullanılmaya başlandı. Yük taşımak için de hayvanların yerini makineler aldı. Tarım sektöründe kullanılan traktörler verimlilik artışı sağladı.

Kömür ile birlikte petrol ve doğal gazın kullanılması enerji tüketimini yaygınlaştırdı. Madencilik ve petrokimya sektöründe üretilen hammaddeler Fosil Çağı'nın temellerini attı. Dinazorlar zamanından kalan bitki ve mikroorganizma fosilleri ürün ve hizmetlerin ucuzlamasını ve yaygınlaşmasını sağladı.

Fosil çağı ve küresel ekonomi

20. yüzyılda küreselleşme ile birlikte, fosil yakıtlar tankerler ve boru hatları ile bütün ülkelere ulaştı. Fabrikalar, gemiler ve otomobiller onlarla çalıştı. Dünya bu ucuz enerji kaynaklarına bağımlı hale geldi. Petrolden üretilen plastik, gübre ve boya gibi sayısız ürün yaşamı kolaylaştırdı. Üretim kapasitesi talebin üzerine çıkınca küresel pazarlama başladı.

Makine ve kimyasallarla yapılan tarım ve hayvancılık dünya nüfusunu 8 milyara taşıdı. Bu gelişmeye rağmen hâlâ yeterince beslenemeyen insanların sayısı milyarlarla ifade ediliyor. Bu yüzyıl içinde 10 milyara ulaşması beklenen nüfus için daha fazla gıda ve enerji gerekecek. Ama iklim krizi ve çevre kirliliği nedeniyle artık fosil yakıtlar sorgulanıyor.

Fosil çağının sonu geldi mi?

Ekonomist Joseph Schumpeter'in teknolojik yıkım” olarak tanımladığı hızlı gelişmeler 21. yüzyılda sıklıkla görülüyor. Örneğin akıllı telefonlar diğer iletişim araçlarını yok ederek bütün dünyaya yayılıyor. Şimdi de yenilenebilir enerjiler fosil yakıtların tahtını sallamaya başladı.

2008'de 148 dolar olan petrolün varil fiyatı 2019'da 60 dolara düşmüştü. Kârları azalan yatırımcılar petrol hisselerini elden çıkarıyorlar. 21 Nisan 2020 tarihinde petrolün varil fiyatı bir an için - 37.63 ABD doları oldu. Bu fiyat ticari olarak çok önemli olmasa da tarihi bir dönüm noktasını işaret ediyor.

Artık Suudi Arabistan bile petrole bağımlı olmayan bir gelecekten bahsediyor. Aramco hisselerinin satışından elde edilen kaynakları yenilenebilir enerjiye yatıracakları söyleniyor. Dev petrol şirketleri de iklim krizine karşı uzun süredir hazırlık yapıyor ve yenilenebilir enerji projeleri üzerinde çalışıyorlardı. Şimdi fosil yakıtların geleceği ile ilgili olumsuz öngörülerle on binlerce çalışanı işten çıkarıyorlar.

Çin ve Almanya güneş enerjisi alanında öncü rolü oynuyor. Pek çok ülkede güneş panelleri ev ve iş yerlerinde kullanılıyor. Böylece enerji dağıtım sistemlerindeki kayıplar azalırken, ihtiyaç fazlası enerji binalardan şebekeye satılıyor.

Artık karada ve denizde dev rüzgar türbinleri görüyoruz. Danimarka yapay bir ada inşa ederek rüzgar enerjisi elde etmeyi planlıyor. ABD'nin de yeni başkan Joseph Biden döneminde rüzgar için büyük yatırım yapması bekleniyor.

Nükleer enerji pek çok ülkede kullanılırken kurulan yeni tesislerin daha güvenli olduğu iddia ediliyor. Ancak nükleer kazalar ve atıklar kamuoyunda  endişe yaratmaya devam ediyor.

Hidrojen üretimi konusunda pek çok ülkede araştırmalar devam ediyor. Hidrojen yandığı zaman ortaya sadece su çıkması ilginin temel nedeni. Buna karşılık üretim maliyeti ve patlama potansiyeli tartışılıyor.

Gelişmiş ülkelerde yenilenebilir enerji projeleri yaygınlaşırken bazı ülkelerde hâlâ fosil yakıtlara yatırım yapılıyor. Örneğin kömür ile çalışan termik santraller kuruluyor. Pek çok yeni sanayi kuruluşu da fosil yakıt kullanarak üretim yapıyor. Benzinli ve dizel araçlar üretilmeye devam ediyor. Bu tablo yenilenebilir kaynaklara hızlı bir geçiş olamayacağını gösteriyor.

Son dönemde petrokimyasallardan üretilen naylon torba ve plastik eşya tüketimi azalıyordu. Ancak pandemi nedeniyle tek kullanımlık maske, eldiven, temizlik malzemeleri ve ameliyathane kıyafetlerine talep arttı. Onlar bitkilerden üretilemediği için petrokimya ürünleri kullanılmaya edecek.

Türkiye'de hidroelektrik santrallerin yanı sıra nükleer, güneş ve rüzgar için de yatırımlar yapılıyor. Ülkemizde güneş ve rüzgar enerjisinin gelişme ve istihdam potansiyeli var. Kentsel dönüşüm projelerinde güneş panelleri binalara uygulanabilir.

Gelişmiş ülkelerde fosil yakıt kullanımı azalıyor. Ancak fabrikalar ve otomobiller akıllı telefonlar kadar çabuk yenilenemiyor. Petrokimya sektörünün de henüz rakibi yok.

Doğal gaz da göreceli olarak daha az kirlilik yarattığı için kullanılmaya devam edecek gibi görünüyor.

Dinazorlar kısmen yok olmuştu. Kuşlar onların temsilcileri olarak yaşamaya devam ediyorlar. Bence, Fosil Çağı da kısmen sona erebilir. Petrokimya ve doğal gaz uzun süre bizimle beraber olacak.

Elektrikli otomobiller ufukta göründü, elveda dizel

Elektrikli otomobiller, fosil yakıtla çalışanlara rakip olmaya başladılar. Tesla'nın şirket değeri otomotiv sektörünün devleri olan GM ve Ford'un toplamını aştı. Onlar da petrol kullanan araçların üretiminden çıkış yolları arıyor. Batı'da ve Türkiye'de dizel yakıt kullanan araçların üretimi sona eriyor. Kısa vadede dizelin yerini benzin alırken hibrit ve elektrikli araçların sayısı artmaya devam ediyor. Biden yüz binlerce resmi aracı elektrikliler ile değiştirmeyi planlıyor. Eyaletler de onu takip edecek olursa dönüşüm hızlanabilir.

Elektrikli araçların üretimi pahalı ama bakımı ve kullanımı ucuza geliyor. Türkiye'de yapılması planlanan yerli otomobilin de elektrikli olacağı söyleniyor. Otomotiv yan sanayimizin bu fırsatları değerlendirerek yeni ürünler geliştirmesi istihdam ve ihracat fırsatı yaratabilir.

Elektrikli araçlar için en kritik unsur akü. Bu alanda önder konumda olan Çin, Japonya ve Güney Kore şirketlerinin akü ağırlığını ve maliyetini azaltması bekleniyor.

Paris iklim sözleşmesi ve yeni dünya düzenine geçiş

Paris İklim Sözleşmesi'ni imzalayan ülkeler karbondioksit üretiminin azaltılmasını hedeflemişti. Küresel ısınmayı 1.5 derecede tutmak için öncelikle kömür ve petrol üretiminde ciddi bir düşüş gerekiyor. ABD'nin eski başkanı Trump göreve gelince sözleşmeden çekilmişti. Yeni petrol kuyuları açmaya ve boru hatları döşemeye başlamıştı.

Biden ise Paris sözleşmesine geri döndü. Çevre konusundaki politikaları değiştirmeye başladı. Yeni petrol kuyuları açılmayacak. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılacak. Elektrikli araçları satın alanlara vergi iade edilecek. Fosil yakıt sektöründe işsiz kalan on binlerce çalışan için, yenilenebilir enerji, otomotiv ve inşaat sektörlerinde istihdam yaratılacak. Bu iddialı hedeflerle Amerika'nın diğer ülkelere de örnek olması bekleniyor.

Çin ile Rusya da Paris İklim Sözleşmesi'ni imzalamıştı. Özellikle Çin kendi kömürünü ve ithal ettiği fosil yakıtları kullanmaktan vazgeçerse küresel emisyon hedeflerine ulaşmak kolaylaşacak.

Biyoekonomi kapsamında biyodizel ve biyoetanol

Eskiler yaşamın temelini oluşturan dört temel unsurdan bahsederlerdi: toprak, su, ateş ve hava. Günümüzde de bu unsurlar biyoekonomi olarak tanımlanan tarım, orman ve hayvancılık faaliyetleri için darboğaz oluşturuyorlar. Verimli toprakların yarısı kadarı hayvancılık için kullanılıyor. Gıda talepleri arttıkça ormanlar yok edilerek tarım alanları açılıyor. Nüfus arttıkça verimli toprakların hangi maksatla kullanılacağı tartışma konusu olacak.

1 kg dana eti üretmek için 16 ton su kullanılıyor ve 16 kg karbondioksit ortaya çıkıyor. Benzer miktarda protein içeren 1 kg soya için ise sadece 2,6 ton su gerekiyor ve 1 kg karbondioksit üretiliyor. Buradan görüldüğü gibi et üretmek çok fazla su ve enerji tüketimine neden oluyor.

Acaba, et ve süt yerine bitkisel proteinlerle beslenerek toprak, su ve enerji tasarrufu yapılabilir miyiz? Bu konuda çok sayıda çalışma yapılıyor. Örneğin, McDonald's, bezelye ve diğer bitkisel proteinlerden yapılan bir ürünü (McPlant Burger) menüsüne koydu. Burger King'de de benzer bir ürün (Impossible Burger) var. Sütün yerini almak üzere, soya, yulaf ve badem gibi ürünlerden içecekler yapılıyor. Bitkisel protein ürünlerinin giderek damak tadı ve fiyat açısından cazip hale geleceğini düşünüyorum.

Biyoyakıtlar, enerji üretmek üzere tarım ve orman ürünlerinden elde ediliyor. Bu kapsamda odun, biyoetanol, biyodizel ve biyogazdan bahsedebiliriz. Biyoetanol ve biyodizel üretmek için gıda ve yem olarak kullanılan hammaddeler gerekiyor. Bu nedenle sürdürülebilir görünmüyorlar. Biyogaz ise atıklardan elde edildiği için tercih ediliyor.

Gelişmekte olan ülkelerde orman ürünleri enerji kaynağı olarak kullanılıyor. Kuzey Avrupa ülkelerinde ise onlardan pahalı endüstriyel kimyasallar elde etmek için biyorafineri araştırmaları yapılıyor. Ormanların petrokimya sektörüne alternatif oluşturması hedefleniyor. Biyoçeşitlilik konusunda zengin bir ülke olan Türkiye'nin bu alandaki potansiyelinin incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Günümüzde mısır, şeker kamışı veya melas kullanılarak üretilebilen biyoetanol bazı ülkelerde benzine karıştırılıyor. Ancak, petrol fiyatları düştüğü için biyoetanol üretimi ancak devlet desteği ile devam ettiriliyor.

Biyodizel üretmek için bitkisel yağlar kullanılıyor. Bir dönem Türkiye'de çok sayıda biyodizel tesisi kurulmuştu. Ancak yerel yağ fiyatlarının yüksekliği nedeniyle beklenen gelişme sağlanamadı. Tarıma uygun olmayan alanlarda yetiştirilebilen bitkilerden biyoyakıt üretilmesi için çalışmalar yapılıyor.

Bence, gıda veya yem kalitesindeki hammaddeler kullanılarak biyoyakıt üretilmesinin ekonomik olacağını düşünmüyorum. Artan nüfusu beslemek için diğer biyoekonomi sektörleri ve özellikle de gıda ve yem endüstrisi öncelikli olacaktır. Orman ürünleri dışında, sadece biyogazın yaygınlaşma potansiyeli olduğuna inanıyorum.

Son söz

Güneş ve rüzgardan üretilen enerjinin ucuzlaması Fosil Çağı'ndan kısmen çıkışı hazırlıyor. Sürdürülebilir enerjinin, bilişim ve iletişim alanlarındaki yenilikler ile birlikte yeni dünya düzenini tanımlayacağı anlaşılıyor.

Geleceğin dünyasında elektrikli taşıtlar ve sürdürülebilir binalar önemli yer tutacak. Bu dönüşüm yeni sektörleri ve istihdam alanları ortaya çıkacak. Bir taraftan da yeni bir yaşam tarzının oluşturulması enerji ve su tasarrufu yapılması gerekecek. Örneğin, et yerine bitkisel proteinleri kullanmak çevre için büyük fark yaratacak.

Bence Fosil Çağı'nın sonu dinazorlara benzeyecek. Kuşlar nasıl dinazorların temsilcileri olarak hâlâ aramızda iseler, petrokimya ve doğal gaz uzun süre bizimle birlikte olacak gibi görünüyor.


Talat Çiftçi; İTÜ kimya mühendisliğinden sonra ABD'de Rutgers Üniversitesi'nde biyokimya mühendisliği master ve doktorası yapmıştır. Ayrıca, Chapman Üniversitesi'nden iş idaresi masteri ve Işık Üniversitesi'nden sanat bilimi doktorası vardır.

ABD'de Bristol-Myers, Türkiye'de Pakmaya, Eczacıbaşı, Bozlu Holding vs. kuruluşlarda yöneticilik yapmıştır.

Bahçeşehir Üniversitesi'nde rektör yardımcılığı ve dekanlık görevlerini üstlenmiştir. Yayınlanmış makale, patent ve kitapları vardır. Halen Altınbaş Üniversitesi'nde rektör yardımcısıdır.

Yazarın Diğer Yazıları

Maske meselesi: Bir dokun, bin ah dinle

En çok şikayet edilen konu konuşurken maskenin yüzden kayması. Bu nedenle elle müdahale edince ellere ve maskelere virüs bulaşma riskini artırıyor

Maske ile yüz göz olmak

Pandemi döneminde kullanılan maskelerin iletişimde çok ciddi bir engel oluşturduğunu yaşayarak deneyimledik. Uzun bir süre maske takmaya devam etmek gerekirse bu sorunu aşmak için çözümler bulmalıyız

Bilimde sahtekarlık

Kolay yoldan başarı veya servet elde etmeye çalışanlar onlara fırsat yaratıyor. Bu durumu en güzel "Sahtekâr ile tamahkâr iyi anlaşırlar" deyişi özetliyor