27 Haziran 2021

Sultan, darbeci general, başkan ve müzik

Osmanlı tarihi ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında içki yasağı ile ilgili epey bir kayıt var ama müzik yasağı sayılı. Kayıtlara geçen ilk müzik yasağı Kanuni Sultan Süleyman'a ait. Cumhuriyet dönemine baktığımızda ise gerekçeleri birbirine benzer, biri 12 Eylül askeri darbe lideri Kenan Evren'e, diğeri de 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ait iki sansasyonel müzik kısıtlaması var

Osmanlı sultanlarının pek çoğu dönem dönem içki üretim ve satışını yasaklasa da müzik yasağı sadece Kanuni Sultan Süleyman'a ait. 1538'de bir ferman yayınlayan Kanuni, İstanbul'a şarap getiren gemileri Galata limanında yaktırır ve şarapla birlikte her türlü eğlenceyi de yasaklar. Kanuni öyle bir noktaya vardırır ki işi, sarayda bulunan ne kadar tarihi kadeh varsa tuzla buz ettirirken, müzik aletlerini de yaktırır, kırdırıp denize döktürür. Osmanlı şairi Bâki de dahil pek çok divan şairi dönemle ilgili beyitlerinde şarap ve müziğin yasaklanmasını anlatır.

Esbâb-ı tarab seyl-i mey-i nâb ile gitdi
Âvâzı bogıldı giderek çeng ü rebâbuñ

Günümüz Türkçesine çevirirsek şunları söylüyor Bâkî: "Çalgı aletleri, şarap seli ile sürüklenip gitti. Bu sebeple çeng ve rebabın sesi bu selde boğuldu."

Tarihçiler bu dönemde şarabın yasaklanmasıyla keyif verici madde olarak insanların esrar ve kahveye meylettiğini yazıyorlar. Bu durumdan fazlasıyla şikayetçi olan bir başka şair Nev'î ise şu beyiti yazar:

Kahveye tebdîl idüp câm-ı şarâbuñ lezzetin
Bagladılar savt ü nakşuñ yirine efsâneyi

(Şarap kadehinin lezzetini kahveyle değiştirip musiki eğlencesinin yerine efsane anlatmaya başladılar.)


Genel kanının aksine Osmanlı İmparatorluğu döneminde de müzisyenlerin hayatı güllük gülistanlık geçmemiş.

Geçtiğimiz yıl pandeminin başlamasıyla birlikte alınan tedbirler kapsamında Mart 2020'de, 81 il valiliğine gönderilen bir genelgeyle, İçişleri Bakanlığı, pavyon, diskotek, bar, gece kulüplerinin geçici süreliğine faaliyetleri durdurdu. Tarihin garip bir cilvesi tam da o günlerde Kanuni bir kez daha hayatımıza girdi. Eğlence sektörü çalışanları ve güvencesiz çalışan müzisyenler ne yapacak, hayatlarını nasıl sürdürecek tartışması yükselirken Kanuni'nin o güne kadar hiç duyulmamış bir mektubu bulunmuştu! Kanuni, 1461'de Fransa Kralı Fransuva'ya bir mektup göndererek tez zamanda dansı yasaklamasını yoksa sonuçlarının fena olacağını söylemiş, mektuptan fena halde korkan Fransuva da dansı hemen yasaklamış ve bu yasak da 100 yıl süreyle uygulanmıştı. Necdet Bayraktartaroğlu imzasını taşıyan "Tarihimizdeki Muhteşem Mektuplar" (Panama Yayıncılık, 2017) kitabından yer verdiği mektup, dansın ve dolayısıyla müziğin geleneklerimizde olmadığını kanıtlıyordu! Başta müzisyenler, eğlence sektörü çalışanları "haddini bilmeli" mesajı daha net nasıl verilebilirdi ki!

Bayraktaroğlu'nun iddiasına göre mektup günümüz Türkçesiyle şöyleydi:

"Ben ki, 48 krallığın hakanı Sultan Süleyman Han'ım. Sefirimden aldığım habere göre, memleketinizde dans namı altında kadın-erkek birbirine sarılmak suretiyle, herkesin gözü önünde faydasız işler işlenmekte olduğunu işitmişimdir. İş bu rezaletin memleketime de sirayeti ihtimali olduğu için mektubumun elinize ulaşmasından itibaren derhal son verilmediği takdirde, bizzat ordumla gelip menederim."

İnsan kırk sekiz krallığın sultanı olunca bu tür emirler verebiliyor, tartışılacak bir durum yok ancak mektubun gerçekliği konusunda birtakım şüpheler doğmuştu. Bazı tarihçiler mektupta kullanılan dilin Osmanlıca ile bir alakası olmadığını, uyduruk olduğunu söylüyorlardı. Bir başka tartışma ise mektubun varlığına dair kanıt olarak gösterilen tarihçi Joseph von Hammer'ın Osmanlı İmparatorluğu Tarihi adlı esiriydi. Kimine göre onuncu, kimine göre de üçüncü cildinde yer alan mektupla ilgili Wikikaynak'da (https://tr.wikisource.org/wiki/Kanuni_Sultan_Süleyman%27ın_Kral_Fransuva%27ya_dans_hakkında_gönderdiği_ferman) şöyle bir bilgi yer alıyor: "Bu ferman ve içerdiği dans yasağı uygulaması bir söylentiden ibarettir. Olayın kaynağı olarak tarihçi Hammer belirtilmekte ve ek olarak da bu fermandan sonra Fransa'da 100 sene dans edilmediği öne sürülmektedir. Günümüzde bu ferman ve dans yasağı söylentisinin gerçek olmadığı bilinmektedir. Tarihçi Hammer'in Osmanlı tarihi üzerine olan eserinde de bu ferman ve söz konusu yasağa dair bir bilgi bulunmamaktadır."


Osmanlı İmparatorluğu hakkında verdiği bilgiler epey tartışmalı da olsa Joseph von Hammer'ın bile bir sınırı var. Hammer, Kanuni'nin Fransa Kralı'na bir mektup göndererek dansı yüz yıl süresince yasaklattığını hiç yazmamış.

"Kusura bakmasınlar…"

Müzikli eğlence yerlerinin bir yılı aşkın süredir kapalı kalması, en fazla güvencesiz çalıştırılan kesimlerin başında gelen müzisyenleri etkiledi. Müzisyenler sendikası Müzik-Sen verilerine göre, korona virüs pandemisi nedeniyle uygulanan kısıtlamalar sırasında 103 müzisyen ekonomik şartlar nedeniyle intihar etti. Aynı dönemde geçinebilmek için enstrümanlarını satmak zorunda kalan müzisyenlerin sayısı ise bilinmiyor.

Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Kusura bakmasınlar, gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yoktur," diyerek müzik kısıtlamasını saat 24.00'e çektiklerini açıklaması ise yeni bir tartışmayı başlattı. Hani müzik kısıtlaması pandemi nedeniyleydi?

Kısıtlamanın pandemi değil de "çevreye verilen rahatsızlık" nedeniyle olduğu söylenince ister istemez 12 Eylül 1980 askeri darbesinin lideri Kenan Evren'in müzik yasağı geliyor akla. 1986 yazında darbeci general Evren, Bodrum'da tatil yaparken Bodrum Halikarnas Disco'dan yayılan sesten rahatsız olmuş ve "Saat 24'e kadar izin, sonra tez sesi kısıla!" emrini vermişti. Oysa o güne kadar Halikarnas Disco'dan yayılan yüksek ses için kimler ses kısılsın dilekçesi vermişti de belediyenin zerre umurunda olmamıştı. Emir dediğin yüksek yerden gelmeli! Gerçi Evren'in tek derdi Halikarnas Disco ile olmamıştı. 12 Eylül 1980 askeri darbesi döneminde yasaklanan ve Mardin'de Arap ve Süryani halklarının şenliği olan ve doğanın uyanışı anlamını taşıyan Hessıt Merenê şenliği, 36 yıl aradan sonra, Evren'in ölüm gününde, 9 Mayıs'ta kutlanabilmişti ancak. Mardinliler şenlik boyunca, müzik eşliğinde halaylar çekip, Mardin Araplarına özgü Reyhani oyununu oynamıştı. Tek tek yasaklanan müzisyenler ve eserleri yazmaya kalksak yıllarca sürecek bir dizi çıkar, o nedenle o kısma hiç girmiyorum.


12 Eylül darbesinden sonra sahne yasağı konulan Türk sanat müziği sanatçısı Bülent Ersoy, Kenan Evren'in ölümünden sonra görüş almak isteyen gazetecilere hep aynı şeyi söyledi: "Hakkımı helal etmiyorum!"

Terörün gerekçe gösterilip barışın hiç konuşulmaması gibi, binlerce insanın geleceği söz konusuyken de ne sektörün sorunlarını ne de pıtırak gibi mahalle içlerine doğru hızla yayılan müzikli eğlence yerlerinin günlük hayatta doğurduğu sorunları (Kendime not: Hayatını kabusa çeviren konulara girme) konuşmaya asla sıra gelmiyor. 103 müzisyen ekonomik gerekçelerle intihar etti pandemide, binlercesi enstrümanlarını sattı, gıda yardımı için başvuran müzisyenlerin sayısı her gün katlanarak artıyor. Rahatsız olanlar kusura bakmasın ama acil olarak müzisyenlerin yeniden hayata döndürülmesi için bir şeylerin yapılması gerekiyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Ley ley limi limi ley…

95 yıllık Devlet Demiryolları İşletmesi, yeni genel müdür atanması nedeniyle de olsa kendine yoğun gündem içinde konuşulmak için 95 dakikalık yer açabildi. Bu sayede Türkiye demiryolu tarihinin 45 yıldır bitirilemeyen Ayaş Tüneli'ni hatırlamanın haklı gururu içindeyiz.

Şuraya da bir yangın söndürme uçağı!

Dersim'deki orman yangınına, Türk Hava Kurumu'nun yangın söndürme uçaklarıyla müdahale edildi! Şaka şaka, o sadece AK Parti Tunceli İl Başkanı Sercan Özaydın'ın Twitter'da yayınladığı photoshoplu bir fotoğraf. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "yalan terörü"nden bahsettiği bir zamanda, al sana yanlış algı oluşturan kocaman bir yalan.

Kahraman kara lastik Twitter'a düşünce

Sosyal medyada iki gündür bir kara lastik geyiği dönüyor. Tartışma, Ak Parti Milletvekili Öznur Çalık'ın, Malazgirt'in 950. yıl anma etkinliklerinin düzenlendiği Ahlat'a, ederi 12 bin lira olduğu iddia edilen "kara" ayakkabılarla gitmesiyle başlasa da "Çare Sarıgül"ün tarlada çalışan bir tarım işçisi kadının ayağındaki kara lastiği çıkartıp kameralara dönmesiyle seviye bir tık daha düştü. Oysa, tartışmalardaki aşağılamalara rağmen kara lastik, 1950'lerden sonra özellikle Rize halkının hayata dönmesini sağlamış gizli bir kahraman.