20 Mart 2022

Şeytana külahını ters giydirecek yasa

Cumhur İttifakı'nın seçim yasasında değişiklik teklifini açıklanmasıyla birlikte ortalık yeniden karıştı. Erken seçim ne zaman olur tartışması, erken seçim olacak mı, olmayacak mı şeklini aldı. Bu arada, kimse ciddiye almamıştı ama Devlet Bahçeli yapılacak değişikliklerin özelliklerini bir yıl öncesinden haber vermişti

Geçtiğimiz yıl haziran ayında yine bir erken seçim olur mu olmaz mı tartışması sırasında, Cumhur İttifakı ortağı MHP'nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "MHP algı operasyonlarına aldırış etmeden Cumhur İttifakı'nın itibar ve iradesiyle zamanında yapılacak seçimlere hazırlanacak, şeytana da külahını ters giydirecektir," açıklamasını yapmıştı. O zamanlar, bu "şeytana külahını ters giydirme" sözüne, klasik Bahçeli konuşmalarından biri denip geçilmişti ama demek ki, o kadar da boş değilmiş. Hafta başında AKP ve MHP'nin TBMM Başkanlığı'na sunduğu, Milletvekili Seçimi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne göre, seçim barajı yüzde 7'ye düşürülecek, yeni kurulan partilerin seçime girmesinin engellenmesi için seçime girme şartları arasında yer alan TBMM'de grup kurma şartı kaldırılarak, partilerin teşkilatlarını kurması ve kongresini yapması esas alınacak ve seçim kurullarının yapısı değiştirilecek. Yasaya göre ayrıca, cumhurbaşkanlığının yanı sıra parti başkanı da olan Erdoğan seçim yasaklarına tabi olmayacak. Haklarını yememek lazım, iki yıldır üzerinde çalışılan metin hiç de boş değilmiş.

Nitekim CHP Anayasa Komisyonu sözcüsü Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da Medyascope'ta yeni yasa teklifini değerlendirirken, "Onlardan olumlu bir adım beklemiyordum ama bu kadar tuzaklarla dolu bir metin de beklemiyordum, demek ki saf olmamak gerekiyor," diyordu.

Yasaklar kimin için?

Sürekli tekrarlanan saptamaya ben de katılıyorum: Seçim öncesinde yapılan yasal atraksiyonlar bugüne kadar hiçbir partiye yaramadı, AKP ve MHP'deki oy düşüşlerine, içinde bulunduğumuz ekonomik ve siyasi krize bakılırsa, düzenleme Cumhur İttifakı'na da yaramayacak ama yine de hareketli bir seçim dönemine girdiğimiz aşikâr.

Cumhurbaşkanının seçim yasaklarının dışında tutulduğu yeni yasayla gidilecek bir seçim 1957 seçimlerine epey benzeyecek gibi. Demokrat Parti'nin (DP) il ve ilçelerdeki devlet görevlilerini parti üyesi gibi kullandığı 1957 seçimleri öncesi propaganda dönemi birbirinden ilginç olaylarla dolu.

Bunlardan o günün medyasında yer alanlarından biri de Tokat'ta yaşanan Cumhuriyetçi Millet Partisi (CMP) ile Demokrat Parti karşılaşması. 27 Ekim'de yapılacak seçimlerden bir hafta önce belediye binasının hemen yanında hazırlanan kürsüde CMP temsilcisi konuşmasını yaparken, TBMM Başkanı Refik Koraltan da Tokat'a gelir. Seçim yasaklarını izlemek üzere görevli olan Cumhuriyet Savcısı İsmail Hakkı Birler de alandadır. Hem protokol görevini yerine getirir hem de CMP sözcüsünden sonra kürsünün kendisini beklediğini söyler.

TBMM’nin en renkli simalarından olan Cumhuriyetçi Millet Partisi Genel Başkanı Osman Bölükbaşı, 1954 genel seçimlerinde Kırşehir’in neredeyse tüm oylarını alarak milletvekili seçilince Demokrat Parti hükûmeti Kırşehir'i il olmaktan çıkartıp Nevşehir’in ilçe yaptı. Kırşehir’in cezası ancak 1957 seçimlerinden sonra kaldırıldı.

Koraltan ve Birler aralarında konuşurken belediye başkanı, "Hayır, hayır, Sayın Koraltan oradan değil, belediye binasının balkonunda hazırladığımız mikrofondan halka hitap edecek!" der. Birler, belediye balkonundan siyasi konuşma yapılamayacağını söyler ama belediye başkanı kararlıdır: "O, TBMM Başkanı, yapar!"

İkili arasında yapar-yapamaz tartışması sürerken, Tokat Valisi Fazıl Kaftanoğlu araya girer, "Savcı Bey, bunu mesele yapmayın lütfen, Meclis Başkanımız buradan hitap etsin!" der, ancak Birler kararlıdır. "Mümkün değil, bu konuşma sadece seçim kurulunun belirlediği yerden yapılabilir, belediye balkonundan yapılamaz," cevabını verir. Tartışma daha da alevlenirken Birler bu kez emniyet müdürüne döner ve "Müdür Bey, bu mikrofonun kablosunu kesin!" der. "Başüstüne Savcı Bey!" diyen emniyet müdürü de arkasındaki komisere dönüp kablonun kesilmesi için talimat verir. Tabii komiser de arkasındaki polise.

Bir düello sahnesi gerginliğinde herkes birbirini izlerken polis memuru cebinden çıkardığı pense ile balkondan sarkan kabloya doğru giderken Koraltan, "Dur," der, "anladım! Yalnızca bir istirhamım olacak, CMP'liler konuşmalarını kısa kessinler de, ben de çıkıp konuşabileyim." Birler CMP'lilerle konuşarak akşam saat 18'de başlayacak seçim yasaklarından önce Koraltan'ın konuşmasını sağlar.

Ne tuhaf, geçmişte hep şikayet ettiğimiz, eksik ve taraflı bulduğumuz hukuku ve hukukçuları gün gelip mumla arayacağımız nereden aklımıza gelirdi? Haziran 2023 seçimlerinde sahi kuralları kim denetleyecek ve eşit biçimde uygulanmasını kim sağlayacak?

Yazarın Diğer Yazıları

İktidar itirazı sevmez

Gezi davası ardından Canan Kaftancıoğlu'na verilen hapis cezası derken haftayı HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş'ın mektubu ile tamamladık. Demirtaş aydınları göreve davet ediyor. 12 Eylül 1980 sonrası ilk kitlesel aydın eylemi Aydınlar Dilekçesi'nden bu yana iktidarların aydın nefreti artarak artarak devam ediyor

Ortam karışacak, vaziyet alın!

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ arasında başlayan -hadi kibar olalım- atışma, siyasilerden sonra, ülkücü mafya lideri Alaattin Çakıcı’nın da bakana verdiği destekle yeni bir aşamaya geçti. Yarıda kalmış Soylu-Özdağ düellosunda kullanılan dil şimdilik zirvede, ancak siyasette küfür her gün el yükseltiyor. Bakalım bundan sonra zirveyi kim zorlayacak?

Adaletin utanç dönemleri

Hukuk bağımsızlığını, hakimler ve savcılar da tarafsızlıklarını kaybettiğinde ortaya çıkan şey, hukuktan başka her şey oluyor.