17 Nisan 2022

Memleket toptan hayali

Önce olmayan bir üniversiteye rektör atandı, ardından Sudan'da, olmayan bir tarımsal faaliyet için yıllardır ödeme yapıldığı ortaya çıktı. Daha bunların etkisi geçmeden bu kez de Zambiya ile olmayan bir donanma için askeri iş birliği antlaşması yapıldığını öğrendik. 1975'teki ilk hayali ihracattan bugüne, hayali sektörü çok değişti, çok gelişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni rektör atamasının üzerinden yirmi dört saat geçmeden vahim bir hata ortaya çıktı ama neyse ki yine bir mükerrer Resmî Gazete yayını ile hızlı bir düzeltme yapıldı. İstanbul Ayvansaray Üniversitesi diye bir üniversite yoktu. Daha doğrusu üniversite 2016 yılında nitelik değiştirmiş ve adı da İstanbul Topkapı Üniversitesi olmuştu. Sosyal medyada epey espri konusu olsa da Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde sıklıkla düzeltme yapıldığından kimse olanların üzerinde durmadı. 

Hayalet üniversitenin ardından bu kez de Sudan'daki hayali tarım arazileri skandalı patladı. Sudan hükümetinin tahsis edeceği arazi üzerinde üretim yapmak üzere Türk Sudan Uluslararası Tarım ve Hayvancılık AŞ adında bir şirket kurulmuş ancak Sudan hükümeti vadettiği araziyi tahsis etmediği için şirket bir türlü faaliyete geçmemişti. Ancak ismi var cismi yok bu şirketin yönetim kurulu üyeleri yine de maaşlarını hatta ikramiyelerini düzenli olarak alıyorlardı. Tek bir gün bile çalışmayan şirket için yönetim kurulu üyelerine 2020'de 366 bin TL maaş ödenmiş, 51 bin TL ikramiye dağıtılmış ve 50 bin TL de danışmanlık hizmetleri için ödeme yapılmıştı. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne (TİGEM) ilişkin 2020 Yılı Sayıştay Raporu'ndan yola çıkarak, Tarım Bakanı Vahit Kirişci'nin yanıtlaması istemiyle şirketin durumu ve bu ödemelerin neden yapıldığına dair bir soru önergesi verdi; cevabı merakla bekliyoruz.

Zambiya'nın deniz kuvvetleri var mı?

Hayali tarım işi konuşulurken bu kez de İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Erozan, 2018'de Zambiya ile imzalanan bir anlaşmayı gündeme getirdi. Erozan, Zambiya ile "gemilerde personel mübadelesi ve gemilerle karşılıklı liman ziyaretleri" içeren anlaşmayı okumadan imzaladığı gerekçesiyle Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ı, eşgüdümü üstlenmediği için de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nu istifaya davet etti. Erozan, denize kıyısı olmayan Zambiya'nın, deniz kuvvetlerinin olmadığını söylüyordu.

Aslında bu iddia tam anlamıyla doğru sayılmaz. Tamam bir deniz kuvvetleri yok ama Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile paylaştığı göl ve nehirlerindeki kaçak avcılığı önlemek, kendi balıkçılarını korumak için Zambiya da kendine göre bir emniyet gücü oluşturma yolunda Şubat 2015'te dev adımlar atmıştı! Facebook'ta Zambiya Deniz Komandosu sayfası bile var. Gerçi 2017'den beri sayfada hiçbir hareket yok ve son gönderi, personel alım duyurusu ama olur o kadar. Uluslararası askeri sitelere bakılırsa halen personel bulamamış olacaklar ki ilan vermeye devam ediyorlar. Zaten Zambiya'nın operasyonlarda kullanabileceği tekneleri de yoktu. Neyse ki Çin imdada yetişmiş de birkaç tekne bağışlayarak bu açığı kapatmış. Tamam deniz kuvvetleri yok ama önemli olan niyet!

Tarih 9 Eylül 1975. Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel yeğeninin karıştığı hayali mobilya yolsuzluğu ile ilgili çıkan haberler üzerine olayı çok tanıdık, modası hiç geçmeyen bir dille yalanlamayı tercih eder: "Müfteriler, tükürdüğü tükürüğü yalayacaktır. Yalanın saltanatı yıkılacak, vatandaşın sağduyusu, fazileti hâkim kılmaya devam edecektir." 

Hayali işlerin miladı

Artık görülme sıklığı artsa da aslında resmi düzeydeki hayali işlerin tarihi -en azından kayıtlara geçen- 1975 yılına kadar gidiyor. Dönemin başbakanı Süleyman Demirel'in yeğeni Yahya Demirel'in ortağı Mıgırdıç Şelefyan ile birlikte organize ettiği mobilya ihracatı Türkiye tarihindeki ilk "hayali yolsuzluk". 

Olayın kısa özeti şöyle: Başbakanın yeğeni Yahya Demirel, beş parti halinde 27 milyon 377 bin 394 lira değerinde gösterilen mobilya ihraç ettiğinin belgelerini de vererek devletten 20 milyon 530 bin 455 lira vergi iadesi alarak haksız kazanç elde etmiştir. Üstelik, alıcı firmaların bir kısmı gerçekte yokken sahte beyanlarla var gösterilmiş, bir kısmı da kendileri tarafından kurulmuştur. Bu da yetmezmiş gibi ihraç edilen mal, mobilya değil, adi sunta parçalarıdır. 1 milyon 415 bin 893 dolara tekabül eden bu miktar bugün pek bir şey ifade etmese de o gün için büyük paradır. Süleyman Demirel hakkında gensoru verilmesine kadar giden olay sonraki yıllarda da Demirel'in peşini hiç bırakmaz. 

Olayı ortaya çıkaran bürokratlardır ve her zaman olduğu gibi bedeli ödeyenler de onlar olur. Ancak bugünkünden farklı olarak, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı tek elde toplanmadığı için kıyım fazla olmaz. Yapılan ihracatı görevleri gereği inceleyen Bern Konsolosluğu Ticaret Müşaviri görevinden alınıp Karaçi'ye tayin edilmek istenir ama Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk bu atama kararını imzalamaz. Ticaret Ataşesi Ayhan Yaman ise önce Kuveyt'e, sonra da Cezayir'e atanır. Yine Bern Ticaret Ataşesi Güneş Uçar da Cidde'ye gönderilir. Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Şeref Durugönül ise önce müşavirliğe alınır ardından da Diyarbakır Bölge Ticaret Müdürlüğü'ne atanır ama bu kararname de Korutürk tarafından geri çevrilir. 

Bu arada, hayali mobilya yolsuzluğunu başından itibaren izleyen ve halka duyuran, bu sayede Meclis'te bir yolsuzluk komisyonu oluşturulmasını sağlayan gazeteciler Uğur Mumcu ve Altan Öymen, birlikte yazdıkları Mobilya Yolsuzluğu kitabı nedeniyle yargılanırlar. Yahya Demirel'in hakaret iddiasıyla Mumcu ve Öymen'e açtığı dava beraatla sonuçlanır.

Yahya Demirel'e ne mi olur? Hakkında soruşturma başlatılır ve 1976'da yurtdışına çıkış yasağı konulur ancak 1978'de İsviçre'ye kaçar. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra birçok siyasi kaçakla birlikte vatandaşlıktan çıkartılır. Yaşam koşulları güçleşince hapse girmeyi göze alarak Türkiye'ye döner. Mobilya kaçakçılığı davasından 23 yıl hapis cezası alsa da karar Yargıtay'dan döner ve Yahya Demirel 1986'da hapisten çıkar. Hakkında açılan ilk hayali ihracat davası ise zamanaşımına girdiği için düşer. Yeğen Demirel'in vukuatları bu kadarla bitmez, hayalciliğin sınırlarını epey zorlamış biri kendisi. Mesela 90'lı yıllarda bu kez de hayali bir banka kurar. Demirel, Kıbrıs Yatırım Bankası adıyla KKTC'de kurduğu hayali banka ile devleti milyonlarca dolar dolandırır. Dolandırıcılık, Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun Halk Bankası tarafından Kıbrıs Yatırım Bankası ve Everest Bank nezdinde açılan ve daha sonra kapatılamayan milyonlarca dolar tutarındaki depo hesaplarıyla ilgili soruşturması sırasında tespit edilir. Yahya Demirel'in hayali işleri, devletin sahte teminatlarla dolandırıldığı bir dizi olayla devam edip gider. Yaptıklarıyla kıyaslandığında çok küçük bedeller ödemiş olsa da yine de Yahya Demirel'in yargılanması ve hapis cezası alması bugünden bakıldığında pek inanılır gibi değil. 

Her şey hayal etmekle başlıyor, gerisi yüksek makamlardaki tanıdıklar, yüksek ahlak yoksunluğu, yüksek cesaret ve yüksek utanmazlıkla yürüyüp gidiyor.

Yazarın Diğer Yazıları

İktidar itirazı sevmez

Gezi davası ardından Canan Kaftancıoğlu'na verilen hapis cezası derken haftayı HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş'ın mektubu ile tamamladık. Demirtaş aydınları göreve davet ediyor. 12 Eylül 1980 sonrası ilk kitlesel aydın eylemi Aydınlar Dilekçesi'nden bu yana iktidarların aydın nefreti artarak artarak devam ediyor

Ortam karışacak, vaziyet alın!

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ arasında başlayan -hadi kibar olalım- atışma, siyasilerden sonra, ülkücü mafya lideri Alaattin Çakıcı’nın da bakana verdiği destekle yeni bir aşamaya geçti. Yarıda kalmış Soylu-Özdağ düellosunda kullanılan dil şimdilik zirvede, ancak siyasette küfür her gün el yükseltiyor. Bakalım bundan sonra zirveyi kim zorlayacak?

Adaletin utanç dönemleri

Hukuk bağımsızlığını, hakimler ve savcılar da tarafsızlıklarını kaybettiğinde ortaya çıkan şey, hukuktan başka her şey oluyor.