13 Mayıs 2020

Günlerin Köpüğü

İki aya yakın bir süredir beklemedeyiz, ama ben Godot'nun gelmesini değil, gitmesini bekliyorum

Mart ayının ilk günlerinde Le Monde gazetesinde bir dizi desen yayınladım. Bunlardan iki tanesi Koronavirüs üzerineydi. Hala herkes "Çin virüsü" diye sayıklıyordu ve kimse üstüne almıyordu. Ama İtalya'nın kuzeyinden ölüm haberleri gelmeye başlamıştı bile. 12 Mart gecesi Macron televizyonda halka seslendi, güven verici ve toparlayıcıydı ama belirgin önlemlerden söz etmiyordu. 14 Mart gecesi bir restoranda arkadaşlarla yemek yerken bunun "son akşam yemeği" olduğunu öğrendik. Saat 24.00 itibariyle bütün restoran, bar, kafe ve bistrolar kapandı.

15 Mart Fransa’daki birinci tur belediye seçimleri yapıldı. Aptalca bir karar ya da kararsızlıktı. Oy atmak için evden çıkmadım (ilk defa). 17 Mart Salı günü 12’den itibaren evlere kapandık. "Confinement total" 2. tur belediye seçimleri iptal edildi. Aylardır sokaklarda protesto edilen polis şiddetiyle bastırılmaya çalışılan, "reforme de retraite", emeklilik ve bunun gibi birçok neo-liberal "reforme"nun (reformun) bir daha geri gelmemek üzere rafa kaldırıldığı yine Macron tarafından duyuruldu.

Bilgisayarda ya da internet üzerinden indirdiğimiz özel izin kağıtlarını kendimiz doldurup saat ve çıkış nedenini belirterek 1 saati ve 1 km’lik mesafeyi geçmemek koşulu ile sokağa çıkabiliyoruz, yürüyüş ve alışveriş için. Gazete ve televizyonların baş ve tek konusu Covid-19. Her ülkeden gelen ölüm haberleri katlanarak çoğalıyor. New York’ta dozerlerin açtığı toplu mezar görüntülerini çok normal bir habermişçesine izliyoruz. Ekonomik tedbirle kesenin ağzını açan büyük kapitalist ülkeler, bu kanamayı durdurmak için milyarlarca doları bütçelerine enjekte ediyorlar. İşsizlik sayıları, ölü sayıları, insanların sayısı ve hastalık bulaşanların sayısı... Şu sıralar her şey rakam. İnsanlar birer rakam.

Paris'te yaşıyor ve hep evde çalışıyorum. Benim için evde kalmak, evdeki yaşamımı çok fazla değiştirmedi. Neredeyse aynı günlük ritmimde çalışıyor, okuyor ya da hiçbir şey yapmadan durmaya çalışıyorum. Ama hayatlarımızı hep bir şeylerle bağlantılı ve ilişkiyle sürdürüyoruz. Çalışmak, çalışmalarımızı yayınlamak, sergilemek, uzun orta ve kısa vadede projeler gerçekleştirmek hep başkalarıyla birlikte yapabildiğimiz çalışmalar. Gazeteler, dergiler evlerden çalışarak yapılmaya, gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Yayınevleri kitaplarını hazırlamayı sürdürüyor ama kitapların çıkış tarihleri belirsiz. Bu dönemin çok yaratıcı bir dönem olduğunu söyleyemem, dişe dokunur bir şey yaptığım söylenemez. Son beş altı yıldaki eskiz defterlerimi derledim, her zaman yaptığım gibi desenleri daha büyük defterlere yapıştırdım. Sekiz büyük boy defter oluştu. Bu defterler çalışmalarımda çok işime yarıyor. Çizgilerle tutulmuş bir çeşit günlükler gibi...

42 yıllık Paris yaşantımda üç kez apartman değiştirdim. İlki Paris'in kuzeydoğusunda 17 rue dupont de'l'eure sokağındaydı. Orada 14 yıl oturdum, 6. kat, asansörsüz. İkinci apartmanım 15. mahallede 305 rue de Vaugirard adresinde küçük bir dubleksti. Burada 6 yıl oturduktan sonra şimdi oturduğum apartmana 1998 yılında taşındım. 19. yüzyılın sonunda yapılmış ilk modellerden Otis asansörü ile inilip çıkılan bir bina. Rue Quantini sokağı ile Rue des Favorite sokağının tam köşesinde oldukça heybetli beyaz bir şato görünümünde. Benim atölyem bu iki sokağı da görüyor. İki büyük penceresiyle oldukça aydınlık bir mekan. Büyük bir kütüphanem, önünde çalışma masam, hemen karşı duvarın önünde çekmeceli komodin üstünde bilgisayar ve scanner-print aleti. Tıkış tıkış obje, oyuncak, kağıt, tablo, desen dosyaları... Masamın sol yanı ise çizim malzemeleri, kalemler, boya kalemleri, fırçalar, boyalar, mürekkepler vs. ile dolu. Sokağımın 6. numarasında 1938'den 1959 yılına kadar Samuel Beckett (1906-1989) oturmuş. "Godot'yu Beklerken" ve birçok oyununu burada yazmış. Ben bu sokağın 29 numarasında oturuyorum. İki aya yakın bir süredir beklemedeyiz, ama ben Godot'nun gelmesini değil, gitmesini bekliyorum.


* Bu yazı ilk olarak Galeri Nev İstanbul'un Güncel No:1 Nevonline bülteninde yayımlanmıştır.

Yazarın Diğer Yazıları

Selçuk Demirel çiziyor...

Kötülük çiçekleri