20 Mart 2016

Mişha gelir aşka...

Dostunu özleyen insanın, onunla çıktığı her günkü yürüyüşteki gibi, onu hayatına geri getirme arzusunun bir ifadesi...

ŞEHİR TELLALI

New York - Londra - Roma 

 

 

MİŞHA GELİR AŞKA

Öyleydim hani

Sen avcunla dokundun

Üzerine o sağır,  siyah-kuzgun

Geceye, başın eğikti

Kördüm neredeyse hepten

Göründün, o saklandığın yerden

Öğrettin bana görmeyi

                                                 Joseph Brodsky

 

Hayatımdaki sihirli anlardan biridir, kalbimde sıkı sıkı sakladığım. Rus doğumlu Amerikalı balet Mikhail Baryshnikov’un kalbinin atışlarına  dansettigi gece. Seyircileri arasındaydım New York’ta. Kalbinin sesini dinleyerek havalanıyordu sahnede Mişha. Hareketleri hızlandıkça, hızlanıyordu kalbi. Hareketleri kalbine yetişmeye çalısıyordu, kalbi hareketlerine.

Gerilmiştik, hani ekokardio aletine bağlandığında her insanın duydugu gerginlik içindeydik. Gerilmiştik çünkü Mişha, yüzünde Rus ruleti oynar bir ifadeyle gözü kara bir çoşku içindeydi. Korkutuyordu bizi hınzırca, ölesiye dansedercesine uçuyordu bir köşeden öteki köşeye. 

Gösterinin yarısında başladı müzik. Mişha’nın kalp atışlarının sesi kısıldı kulaklarımızda, duyulmaz oldu. Onun kalbini doldururmuşçasına müzik doldurdu kulaklarımızı da. Hareketleri yavaşladı.  Kalbi müziğe bıraktıkça sahneyi bir hüzün sardı salonu. Hareketsiz kaldığı anda gösteriyi müzik bitirdi. Güzelin ötesinde bir şey görmüştük. Sadece gözler değildi bayram eden, seyircinin duyduğu seslerle hissedilenler sayesinde kalpler alkışlıyordu onu.

Şehir Merkezi gösteri salonundaydık Manhattan’da 55. sokakta. Mişha yakın dostu  Rus doğumlu Amerikalı şair Joseph Alexandrovich  Brodsky’i kaybetmisti iki yıl önce.  Kalbi ona yetişemediği için Brodsky’i 55 yaşında terketmişti. Mişha gösteriye adını koymadığı halde dostluklarını bilenler sadece dans değil bir şiir seyrettiğinin farkındaydı o gece. Kalb hastalığına yenilen Brodsky’e matem tutan Mişha’nın dansıydı o şiir.

Mişha şimdi yeniden Brodsky için sahnede Manhattan’da. Amacı yirmi yıldır özlediği, yokluğunu hissettigi dostunun sesini duymak yine. Brodsky’nin şiirlerinden oluşan dans gösterisi ile dünyayı turladıktan sonra Mart başından beri New York’ta.  Yetmiş yaşına yaklaşan Mişha’nın sesini dinliyorum. Hiç degişmeyen o çocuksu masum havasıyla konuşuyor: “Onun sesini hatırlamak istiyorum. Onun davranışlarını hatırlamak istiyorum. Aniden kayıt başlıyor, Joseph’in kendi sesi, onun varlığı bu şiirlerin nedeni.

Hayat boyu süren ve ölümle kesilmeyen bu dostluğun sanatta ifadesi iki sanatçının paylaştığı insanlık tanımıdır.

Sovyetler Birliği’nin parlak olmayan dönemlerinden birine rastladı 1940’da Leningrad’da doğan Brodsky’nin hayatı. Yahudi düşmanlığının devlet politikasına dönüşerek resmileştiği sosyalist faşist döneme. 1972’de aniden evini basan Sovyet otoriteleri eline Viyana’ya bir uçak bileti sıkıştırıp sınır dışı ettiler onu. Ingiliz asıllı şair W.H. Auden’in desteğiyle New York’a geldi Brodsky. 1987’de Nobel ödülünü aldı.

Sovyetler Birliğinden sınır dışı edilmesine sebeb gösterilen şiirleri yargılandı. Üstelik “sosyal parazit” damgası vuruldu üstüne. Bu yüzden davasının kamuya sızan gizli tutanaklari hafızanın unutmaya karşı mücadelesinde insanlık adına önemli bir belgedir.  Davada, yargıç Brodsky’e “senin şair olduğunu sana kim söyledi? Seni şair saflarına kim kaydetti?” diye sorar.  Brodsky “beni insan safına kim kaydettiyse o!” diye cevap verir. Bu tarihte Brodsky 24 yaşına yeni basmıştır. Archangelsk bölgesine sürgüne gönderilir. Kanalizasyonsuz, ısıtmasız bir odaya yollarlar onu iyice soğuk acımasız bir iklimin içine. 

Güzel Bir Dönemin Sonu’ diye hatırlar 1969’da o günleri Brodsky şu satırlarla:“.. şiir sanatı kelimeleri çağırdığına göre, ben, aptal, sağır ve saplandığı bu süper güç batağında neredeyse hiçbir parlaklığı kalmayan bir milletin başı kel büyükelçisi,  şu eski beynimi heba edip, giyinip  -kendi başıma- ve ana caddeye çıkmaya hazırım: gazetenin akşam baskısını almaya.

Güzel bir dönemin sonudur hakikaten Brodsky için. Çünkü sürgüne gönderilmesinden tam bir sene önce Brodsky aşık olmuştur. Genç ressam Marina Basmanova’ya. 1967’de doğan oğullarına soyadını veremez Sovyet baskısı yüzünden. Sürgünden sonra ailesini bir daha göremez. Ve de sevgilisi Basmanova’ya Brodsky’nin yanına gitme izni verilmez. Bütün şiirlerini ona yazar Brodsky. 1989’da M.B’ye diye yazdığı son aşk şiiri de yine onadır:

Sesin, vücudun, ismin

Şimdi benim için bir hiç. Kimse onları yoketmedi.

Sadece, bir hayatı unutmak için, yaşamalı insan

en azından bir başka hayatı. Ve o kısmı sundum sana.

Baryshnikov’un Brodsky’nin şiirleri ile tanışması  16 yaşında Riga’dan Leningrad’a vardığı dönemde. Brodsky’nin yargılanmasından bir yıl önce, 1963’de Basmanova’ya aşık oldugu o güzel senededir.

Etkilenir şiirlerinden “adamın.” Şairi tanıması, karşılaşmaları ise on yıl sonra gerçekleşecektir.  Baryshnikov’un Sovyetleri terkedip New York’a iltica etmesini takiben. O günden sonra 22 yıl birlikte, ölümün araya girmesinden sonra ebediyyen sürecek sıkı bir dostluk başlar aralarında. Dostlukları, paylaştıkları sanat insanlık olur. Sahneye, tiyatroya pek güveni olmayan Brodsky “dansı iyi günlerin sanatı” atfedip Mişha için de bir şiir yazacaktır,  Mişha’nın çocuksu masumiyetinden etkilenip 1975’de. Birbirleriyle her gün görüşürler bu süre zarfında. Gurbette iyice tadlanan anavatanı damakta tutacak, Semaver isimli bir Rus lokantası açıp iş ortaklığı da tuttururlar birlikte Broadway’de. 

Mişha, şairin aydınlığa ve suya tutkusunu, hele hele kalbinin zayıf olduğunu bilmesine rağmen aldırmayıp özlediği Rus tadlarına perhiz uygulamayı reddederek iştahla yiyip içen inatçı karakterini gülümseyerek anımsıyor, yüzünde acının çizgileri.

Latviyali yönetmen Alvis Hermanis’in hazırladığı gösteri, Brodsky’nin şiirleriyle Baryshnikov’un dansının birleşimi.  Bu yüzden dansa karşı, dansı yokeden bir kareografi.  Balet gösterinin dans olmadığını açıkça ifade ediyor. Sahne sanatlarına güveni olmayan Brodsky’ye verdiği sözü tutan dürüstlüğüyle. Japon Butoh dansı, Kabuki’den dişi tiplemesi onnagata’ya ve Brodsky’nin şiirlerde geçen çiçeklere atıflarla bezeli. Yine de dansediyor Mişha. Kendi kendine şiir okuyan birinin keyfiyle dans ediyor. hani duş yaparken şarkı söyleyerek keyif çıkaran insanlar gibi. Dostunu özleyen insanın, onunla çıktığı her günkü yürüyüşteki gibi, onu hayatına geri getirme arzusunun bir ifadesi.   

www.sebnemsenyener.com

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Geçmişte yaşanmayana özlem

Hâlâ Portekizce’den bir türlü başka hiç bir dile tam çevrilemeyen, “saudade"...

Geleceğin hatıratı

"Gazeteler iflas etti, hükümetin propagandacılarıyla dolduruldu, muhabirlik tamamen manen ve malen çökertildi, her şey reklama indirgendi"

Bir intiharın anatomisi: Yollar, köprüler, barajlar, metrolar

Garcia, Peru’da hem büyüyen ekonominin hem de çöken ekonominin mimarı.  Bir zamanlar Peru’nun JFK’si (Kennedy’si) umudu iken sonu tarihe Odebrecht kurbanı lakabıyla yazılan adam.