17 Şubat 2010

Alican'ın anası/babası

Bir reklam var. Kuru gıda ticareti yapan bir firma yaptırmış...


Bir reklam var.
Kuru gıda ticareti yapan bir firma yaptırmış.
Alican var. 12 yaşında 70 kilo. Obezite riski varmış.
Bir de Mertcan var. O da aynı yaşta. İdeal kilosunda!
Reklam şöyle devam ediyor.
Bizim 'obur' Alican kuru fasulyeyi ancak anneannesine gittiğinde yiyebiliyor.
Mertcan ise bol bol bakliyat yediği için kilo problemi yaşamıyor.
Reklamı seyretmişsinizdir. Ama biraz da görsel teferruat verelim.
Filmdeki Alican esmer ve kilolu bir çocuk. Üzerinde kirli bir tişört ve ancak askı ile tutturulabilen bir pantolon var.
Adı bile özenle seçilmiş Mertcan ise hem renkli gözlü, hem de 12 yaşına rağmen kravatla dolaşıyor.
Şimdi gelelim başlığa...
Yani Alican'ın anasına/babasına...
Öyle bir ana/baba düşünün ki çocuğunu hamburgerle besliyor. Bu 'hain' ana/baba öylesine duyarsız ki evde doğru dürüst sıcak yemek bile pişmiyor.
Zavallı çocuk ne zaman ki anneanneye gidiyor, ancak o zaman bakliyat yiyebiliyor. Ana/baba filmdeki kuru fasulyeyi mi pişirmesini bilmiyor yoksa yemek yapmaya mı üşeniyor. Orasını anlayamıyoruz.
Bu ana/baba fena halde işleri sermiş!!!
Bakın filmdeki Alican'a...Çocuk yemek yemesini bilmiyor. Ağzını tıka basa dolduruyor. Yemeği elleriyle yiyor. Ağzı, elleri kir pas içinde. Yeme içme kültürü berbat.
Anlayacağınız Alican'ın anası/babası berbat bir ebeveyn.
Mertcan ise bir kaşık kuru üstü pilav alıyor, sanırsın ki çocuk hayatında daha önce böyle leziz bir şey yememiş. Çikolatadan bile daha mutlu edebiliyor. Öyle mimikler, göz kapamalar filan..
Şimdi rakamlara gelelim.
Bu ülkede obezite konumunda olan çocukların oranı yüzde 11.6.
Yani her 10 çocuktan biri şişman.
Hadi bu çocukları umursamadınız. Yüzde 90'lık tribüne oynadınız.
Ortada bir başka problem daha var.
International Journal of Obesity dergisinde yayımlanan, 3 yaşındaki 12 bin çocuk arasında yapılan araştırmaya göre, tam gün büyük anneleri tarafından bakılan çocukların aşırı kilolu olma riski yüzde 34 daha fazla.
Yani öyle anneanneye gittiğinde zayıflama da hikaye.
Ben asıl o reklamda Alican'ı oynayan çocuğun gerçek yaşamındaki annesini merak ediyorum.
Kadıncağıç kim bilir ne sıkıntı yaşıyordur!

Yazarın Diğer Yazıları

Atış serbest

Artık takım aidiyeti olan, armaya koşulsuz biat eden, Beşiktaş’ın menfaatlerini kendi çıkarının önüne koyan topçu sayısı çok az, ya da yok. Dolayısıyla Beşiktaş’ı sevdiren en önemli faktör paranın rengi haline geldi

Hava grileşti!

Beşiktaş’ı ‘sevinmek için sevmediğimize’ göre oyuncularının daha iyi takım oyunu oynadığı, taraftarın ‘ligi alalım ligi’ diye düşündüğü bir döneme girelim ve ıslığı alkışla, protestoyu dayanışmayla değiş tokuş yapalım

Hem siyahı hem beyazı yaşadık

Takımda hâlâ tam bir oturmamışlık halini seyrediyoruz. Ligin yine milli ara ile biteceği ve bizlere ‘Eee, şimdi ne yapacağız’ dedirten meşum günlere giderken puanımız iyi, geriye takım oyunu kaldı. Sabredeceğiz…

"
"