27 Temmuz 2012

Utanç kırmızısı

Kırmızı. Kan kırmızı. Şarap kırmızısı. Yakut kırmızısı. Pancar kırmızısı. Pas kırmızısı. Parlak kırmızı. Soluk kırmızı...

Kırmızı. Kan kırmızı. Şarap kırmızısı. Yakut kırmızısı. Pancar kırmızısı. Pas kırmızısı. Parlak kırmızı. Soluk kırmızı. Wherle- Eggers’ın kavramlar sözlüğünde otuz altı tane kırmızı vardır. Kırmızı hem yasağı simgeler hem şehveti. Yasağı simgeler, çünkü kriminal bir renktir, suçla ilişkilendirilir. Şehveti simgeler, çünkü afrodizyak etkisi vardır, iştah kabartır; zihin açar.

Hillary Jordan’ın  “WhenSheWoke” adlı romanı dilimize Özlem Yüksel çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları tarafından “Uyandığında” adıyla kazandırıldı. Din devletine dönüşen Amerika’da uzak- yakın gelecekte geçen distopyada suçlu, derisine farklı renkler enjekte edilerek teşhir ediliyor, mimleniyor. Aslında suçlunun toplum nazarında suçunun sürekli hatırlatılmak suretiyle küçük düşürülmesi veyahut cezanın onaylayıcı nazarlar altında uygulanması geçmişten bugüne süregelen bir yöntem. Meydana kurulan giyotinler, idam sehpaları buna örnek. Roman, Kafka’nın Ceza Sömürgesi’ni hatırlattı. Ceza Sömürgesi’nde, mahkûm bir düzenek tarafından yatay şekilde havaya kaldırılır ve ucuna iğne takılmış bir cihazla gövdesine suçu yazılır. Artık herkes onun suçunu öğrenecektir. Kürtaj yaptırdığı için suçlu ilan edilen Hannah’ın deri renginin kırmızıya çevrilmesi de benzer bir ceza yöntemi. Kırmızı öldürmüyor ama fişliyor.

Kırmızı hep iddialı, etken, afişe bir renktir. Savaş kırmızıdır mesela. Kırmızının son damlasına kadar savaşılır, toprak kırmızıya boyanır.  Sonra gelinlerin beline bağlanan kuşağın rengidir kırmızı. Bekâreti simgeler.  Kan kardeşi olunur parmaktan akıtılan birkaç damla kırmızı birbirine karıştırılarak.  Kan davasının rengidir kırmızı. Akıtılan kırmızı yerde kalmamalıdır. Bir de kırmızı gülün alı vardır. Sevda boyuna kırmızıdır. Sevdaya düşmek kırmızıya düşmektir bir bakıma. Ama Hannah’ın kırmızısı utanç kırmızısı. Kadının toplumsal görevinin sadece annelik olduğunu düşünen zihniyet için kürtaj, salt cenin cinayeti değil kadının kadınlık bilincini keşfe çıkmasına imkân tanıyan bir özgürlük alanı.Eril iktidar için kadının özgürleşmesi toplumu istediği gibi yönetemeyeceği anlamına geliyor. Dolayısıyla kürtajın yasaklanmasını, kadının bizzat kendine yönelik varoluşsal cinayeti olarak değerlendirmek mümkün.  Kadının üretime sadece çocuk doğurarak katılabileceği anlayışı gizli temelde. Kürtajı doğal bir hak değil de utanç olarak gören zihniyet, aslında cinsel ilişkiyi salt üreme amaçlı bir eyleme dönüştürme peşinde.

Kitaba dönecek olursak,Hannahprotagonist bir karakter, yan karakterler onun hikâyesine hizmet ediyor. Kitap altı bölümden oluşuyor. Hannah’ınbir sabah uyanmasıyla başlayan “Darağacı” bölümünü hapishanede tek kişilik bir hücreye konduğu “Tövbe” bölümü izliyor. En son bölümün adı “Başkalaşım”: Hannah’ın bir sabah yine kendisi olarak uyandığı bölüm. Hapishane manastır benzeri arınma ve öğretim yeri. Öyle ki Kitab-ı Mukaddes ya da Şarlatan Darwin gibi dersler işleniyor, hücredeki renkliler televizyondan halka gösteriliyor. Kürtaj, cinayet veya tecavüz gibi adi suç kabul edildiğinden öteki mahkumların yer aldığı bölüme geçiş yasak: RENKLİLER GİREMEZ.

Kadınlık bilinci genel ahlak yasalarının boyunduruğunda yok edilmiş Hannah, bedeni ve zihni üzerindeki tüm özlük haklarını kaybetmiş bir karakter. Bara gitmesi, erkeklerle flört etmesi, hatta hoşlandığı birini evine çay içmeye davet etmesi bile suç teşkil ediyor. Tanrı’ya inanmakla şüphe duymak arasındaki arafta bocalayıp duruyor.

“Uyandığında” Ursula K. Le Guin’inMülksüzler’inden, Y. Zamyatin’inBiz’inden sonra fütüristik edebiyatın klasikleri arasında yer alabilecek nitelikte distopik bir atmosfer sunuyor okura. Charlotte P. Gilman’ın Kadınlar ülkesi adlı romanı kadının köleleşmesi değil özgürleşmesi babında ters bir okuma sunabilir fantastik kurgusuyla. Kadınlar ülkesinde hiç erkek yoktur. Kadınlar yılın belli zamanları içgüdüsel olarak hamile kalıyorlar ve doğuruyorlar. Fakat doğan çocuğa sadece doğuran kadınlar değil aynı zamanda tüm öteki kadınlar da annelik yapıyor. Uyandığında’dan sonra Kadınlar Ülkesi okurun kadınlık halleri üzerindeki düşünsel yolculuğunu devam ettirmesi için doğru bir vasıta olacaktır.

Bir gün kendisi olarak uyanmayı dileyen her kadın ve kadının halinden anlamayan her erkek için “Uyandığında” okunması gereken bir roman. 

 

Uyandığında

Hillary  Jordan/ Yapı Kredi Yayınları

Çev. Özlem Yüksel

312 syf.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Gökkuşağını silemezsiniz!

LGBT'ler hep vardı ve var olacaklar. LGBT olmak hastalık değildir, anormallik değildir, sapkınlık değildir. LGBT ve Trans bayrakları legaldir. LGBT hakları insan haklarıdır.

Haysiyet Kolonisi

İktidarın altında işkence ve sömürü. İşkence ve sömürünün altında kayıp yaşamlar var. Haysiyet kolonilerinin çaldığı yaşamlar

Bizde ne yok denirse vardır, ne var denirse yoktur aslında!

Osman Şiban’ın kan çanağı gözleri bize bakıyor. "Bizi attılar, attılar," diyor. Her gün atılıyoruz bir yerden. Bir gün helikopterden, bir gün meclisten, öbür gün evimizden, bir başka gün dilimizden…