02 Ekim 2012

Nuh’un gemisine alınacak kaç hayvan türü kaldı?

Aslan gibi cesur ya da tavşan gibi korkaktık; ceylan gözlü ya da eşek kulaklıydık; kaplumbağa kadar yavaş veya tazı gibi hızlıydık...

 

Aslan gibi cesur ya da tavşan gibi korkaktık; ceylan gözlü ya da eşek kulaklıydık; kaplumbağa kadar yavaş veya tazı gibi hızlıydık; dudu gibi lafazan veya dut yemiş bülbül gibi dilsizdik ve iyi ki fil hafızasına sahip olanlarımız hala mevcut  da aramızda, dünyayı hayvanlarla birlikte paylaştığımızı hatırladık.

Hayvanlar artık modern kategorilere göre ayrılıyorlar ne yazık ki; sokak hayvanları, kümes hayvanları, evcil hayvanlar vs. Çünkü uygarlaşmanın göstergelerinden biri de doğanın sadece ve sadece insana göre tanzim edilmesiydi. Doğal yaşam koşullarından kopartılan hayvanlar zaten gözden çıkarılmıştı, nesli tükenmekte olanları  yapay ortamlarda korumaya alarak vicdanını rahatlatmaya çalışan insanoğlu için hayvanlar gıda, tekstil, sağlık ve kozmetik sektöründe birer kobaydı sadece. Fareler ilerleme adına nice deneyin kurbanı olduğu gibi işkencelerde de kullanıldı. İnsanoğlu kendisinin başat olduğu bir medeniyetin modern ve çağdaş olduğuna inandı. Dünyayı temellük ettikçe kibri arttı; giderek toprağın, bitkilerin, göğün, hayvanların efendisi ilan etti kendini.

Oysa teknolojinin imkanları hayvanların başta ampirik çalışmalar olmak üzere tarım ve taşımacılıkta kullanılmasını nihayete erdiremedi.  Depremi haber versin, tarladan kargaları kovsun, evi beklesin  diye  güvendiğimiz köpeklerle artık işimiz bitince sokaklara, arazilere terk ettik; bir zamanlar haberci olarak kullandığımız kuşlara, artık her türlü kitle iletişim aracı var diye, sırtımızı döndük. İşkence edilerek eğitilip  eğlence amaçlı sirklerde sahneye çıkartılan hayvanların var olma amaçlarını unuttuk, her biri maliyetsiz kâr elde edilmek üzere kullanıldı.Tekerlek altında kalınca yol kenarında öylece bırakılan kediler, mevsimine göre avlanılmadığı için günden güne tükenen balıklar, daha ağır çeksin diye hormonlu yem ile beslenen tavuklar, dolaşıp da kilo kaybetmesin diye kapatıldıkları yerde dipdibe yaşayan büyük ve küçük baş hayvanlar…. Kaçınız ağaçlarda sincap görüyor artık? Kaçınız su içmeye inen bir ceylana rastladı?Şimdi dünya bir günde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalsa, Nuh’un gemisine alınacak kaç hayvan türü bulunurdu?

WWF yayımladığı raporda Çin ve Tayland’ın yanısıra, gergedan boynuzları ve kaplan organları ticaretiyle hayvanların neslinin tükenmesine yol açtığı için Vietnam’a kırmızı alarmla uyarıda bulunuldu. Her yıl on binlerce Afrika fili, dişleri için öldürülüyor. Öte yandan WWF ( Dünya Vahşi Yaşam Fonu) 440 bin kilometrekarelik devasa bir koruma alanıyla nesli tükenmekte olan hayvanlara sağlıklı koşullarda bakım ve barınma olanağı tanıyor.

Ancak durum bizde böyle değil. Henüz yeteri kadar barınak inşa edilmemişken, mevcut barınaklar gerekli donanıma sahip değilken yasa tasarısı sunmak hariçten gazel okumaktan farksız. Öte yandan hayvana işkencenin  ya da kasten veya kazara öldürmenin cezası paraya çevrilebildiği müddetçe insanın hayvandan üstünlüğü değil gayri insaniliği tanıtlanır. Almanya’da eski kız arkadaşının kedisini balkondan atan adama yedi ay hapis cezası verildi. Macaristan’da köpeğini günlerce aç bırakan kişi altı ay hapis cezasına çarptırıldı. ABD yasalarına göre ise hayvanlara kötü muamele eden kişi en fazla iki yıla kadar ceza alabiliyor.

Oysa bizde, yasalaşma ihtimali bulunan ihmalkarlık ve zulüm, yüzyılın başlarında alenen uygulanmıştı. 1910’da  İstanbul'daki sokak köpeklerinin Marmara Denizi'ndeki ıssız Hayırsız Ada’ya sürülmesiyle yaklaşık 80 bin hayvan ölüme terk edilmişti. Karne hediyesi veya tatil arkadaşı olarak alınan fakat çocuğu oyalama görevi bitince sokağa atılan hayvanların akıbeti ise belli: ya alışmadıkları sokaklarda kazaya kurban gittiler ya da açlıktan, susuzluktan ya da soğuktan telef oldular. Yerlere atılan çikletlerin kuşların gagalarına yapışması da cabası.

Hiçbir hayvan korunma veya avlanma amacı dışında bir başka hayvanı öldürmedi hiçbir zaman. Hiçbir hayvan ne başka bir hayvana ne de insana tecavüz etti. Onları hayvanlardan üstün kıldığı için övündükleri  zekalarıyla  sunuyorlar  bu yasa tekliflerini, iradeleriyle canlarına kastediyorlar hayvanların. 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Ne hayat eve sığıyor ne ölüm kalbe

"Hayat bu işte, kader böyle" diye diye kendi yapıp etmelerinin sorumluluğunu taşıyamayanların yüzü hangi aynaya sığar?

Bize her gün 8 Mart

Kadın olmanın sınavını her gün veriyoruz. Söyleyeceklerimiz de yapacaklarımız da bir güne sığmaz

Toprağın sarsıntısı kadar güçlüdür kalbin sarsıntısı

21. yüzyılda depremin zararlarını asgariye indirememek mi daha acı, ayrımcılığın kökünün kazınamaması mı, bilmiyorum