24 Mayıs 2013

Muhteşem Gatsby ve yitik Amerika

Caz Çağı olarak adlandırılan bu dönemde genç bir yazar, F. Scott Fitzgerald kaleme aldığı romanla Amerika’daki ahlaki çöküşü gözler önüne serdi: Muhteşem Gatsby

Hayal ve umut etme insanoğlu için birer kalkan ve/ya panzehir. Muhteşem Gatsby işte bu kadim hislerden yola çıkan, arada sırada tökezleyen, ancak eserin gücünün altında ezilmeden yolunu tamamlayan, kısacası bazı eksikliklerine rağmen alkışı hak eden bir film.
   
 Sinemadaki edebiyat uyarlamaları genellikle eserin gölgesinde kalır. Mia Forrow  ve Robert Redford’un oynadığı Jack Clayton’ın yönettiği 1974 yapımı versiyonu esere daha sadıktı gerçi. Fakat Moulin Rouge, Avusturalya, Romeo &Juliet gibi filmlerden tanıdığımız Baz Luhrmann’ın sinema kariyerindeki zirve noktası Muhteşem Gatsby şüphesiz.  


Amerikan Edebiyatı ve Caz Çağı


Amerikan Edebiyatında roman türü oldukça geç çıkmıştır ortaya. Amerika bağımsızlığını kazandığı yıllardan iç savaş dönemine değin sınıfsal çizgileri belirgin olmayan, tarımsal ekonomiye dayalı bir toplumdu. Amerikan edebiyatı İngiliz edebiyatının etkisi altındaydı. Yirminci yüzyıla gelindiğinde bilhassa 1920’li yıllarda altın çağını yaşayan Amerika ekonomiden toplumsal yaşama kadar her alanda hızla gelişme gösterdi. Buna karşın aidiyet duygusunu yitiren gençler huzursuz ve öfkeliydiler, kendilerini ne geçmişe ne geleceğe ait hissediyorlardı. Yitik Kuşağın çocuklarıydılar.

 1929’daki Büyük Bunalım’a kadar geçen sürede başta içki yasağı olmak üzere birçok püriten uygulama hayata geçirildi. Beyazların her alanda üstün olduğu tezini savunan ırkçı grup Ku Klux Klan’ların amacı Amerika’da saf ve mükemmel bir toplum oluşturmaktı. Dolayısıyla Amerikan Rüyası’nın dürüstlük, eşitlik, adalet gibi öz değerleri yozlaştırıldı, sadece maddi zenginliğe dayalı bir refah düzeni kurulmaya çalışıldı.
 
Bu nedenle 1920’li yılların başında Amerikalı yazar ve sanatçılar özgür bir ifade ortamı bulamadıklarından yakınıp Avrupa’ya göç ettiler.  Caz Çağı olarak adlandırılan bu dönemde genç bir yazar, F. Scott Fitzgerald kaleme aldığı romanla Amerika’daki ahlaki çöküşü gözler önüne serdi: Muhteşem Gatsby.

F. Scott Fitzgerald’a göre Caz Çağı mucizeler, sanat, aşırılık ve politikayla hiç ilgisi olmayan bir hiciv çağıydı.  “Akıntıya kürek çekmek” ifadesi Fitzgerald karakterlerinin ortak yönünü yansıttığı gibi 1920’lerin Yitik Kuşağı’nın da temel özelliği idi.

Amerika’nın histeri nöbetine  benzeyen, Caz Çağı veya Çalkantılı  Yirmiler diye adlandırılan dönemini konu edinen  Muhteşem Gatsby’de Fitzgerald  başdöndürücü ve dayanılmaz ihtişamıyla herkesi etkisi altına alan Amerikan Rüyasının amacından uzaklaştığını anlatır. 1929’daki ekonomik bunalım  öncesi her tür aşırılığın eğlence addedildiği, alkol yasağına rağmen talebin artışıyla içki fiyatlarının gitgide ucuzladığı, ekonomik kutuplaşmanın büyük orantısızlıklarla toplumda dalga dalga yayıldığı bir dönemde geçen hikâye sadece Gatsby ile Daisy’nin yıllara meydan okuyan umutsuz ve fikr-i sabit aşkının  ya da ekonomik ve sosyal eşitsizliğin anlatıldığı bir klasik değil aynı zamanda insanoğlunun kadim devinimi umuda dair bir methiye. 

Gatsby ve Nick, biri silik biri parlak paradoksal ki tipleme.Hikâyenin belkemiği Gatsby’nin başından geçenler onun gölgesinde hareket ederek varlığına anlam bulan Nick tarafından anlatılıp hayata geçiyor. Nick’in kelimelerinin mevcudiyetinde vücud buluyor.  Gatsby aslı olmayan üstün vasıflarıyla herkesin gözünü boyayan, para ve statünün imtiyazıyla yasadışı her tür davranışını örtbas eden,kaynağı belirsiz malvarlığıyla herkesin hayalini kurduğu gösterişli bir yaşam süren ancak mensup olduğu sınıf kadar “ umursamaz” olamayan biri. Ait olmaya çalıştığı seçkin yaşamın muhteşemliği kapitalizmin altyapısız hayalinden ileri geliyor, dolayısıyla bir vitrinden, yanılsamadan ibaret. Dolayısıyla Fitzgerald’in mitolojik sembollerle bezediği anlatımında Gatsby bir WestEgg’lidir. Yani sonradan zengin olanların yaşadığı yere aittir.  Adıyla müsemma papatya kadar narin ve edilgen ancak dönemin kadınları kadar asi ve budala Daisy, kocası Tom Buchanan ve ikinci dereceden kuzeni Nick ise Estegglidir. Malvarlıkları geçmişe dayanan, soylu fakat ikiyüzlü insanların yaşadığı coğrafyaya aittirler.

Yoksul insanların yaşadığı Valley of Ashes ise T.S. Eliot’un Wasteland’ine benzer, yani Amerikan Rüyası’nın çöktüğü yer. Dr. T. J. Eckleburg'in gözleri ise Tanrı’nın gözleridir ya da Foucaultvari bir gözetleme nesnesi.

Gatsby, Nick ve Daisy çorak bir ülkeye benzeyen modern dünyada  hedefini gitgide şaşıran bir hayalin peşine düşmüşlerdir. 

 

Geçmiş, Şimdiki ve Gelecek Zaman


Geçmişin, şimdinin, gelecek zamanın aynı anda yaşandığı bir dünya isteyen Gatsby’nin rüyası Amerikan Rüyası’dır. Baz Luhrmann’ın çektiği yeni versiyonunda, Fitzgerald’ in ana teması Amerikan Rüyası önceki versiyona göre nispeten havada kalmış. 3D çekim bile onu gerçeğe yaklaştırmaya yetmemiş. Romanın zaman ve mekândaki ileri ve geri gidişlerini beyazperdeye birebir yansıtsa da hayati önem taşıyan bazı sahneler ayıklanmış.

Filmin ikinci yarısında gündeme gelen sıcak hava aslında eserin başından sonuna kadar yer alan bir imge. Öte yandan araba kazasının ardından Gatsby’nin olay yerine dönmek istediği ancak Daisy’nin reddettiği sahne yeni versiyonda yok. Nick Carraway karakteri ise burjuvanın tipik kötülüklerinden arınmış, daha masumane bir karaktere bürünmüş filmde. Muhteşem Gatsby  metne birebir sadık kalınmasını tercih eden, postmodern yorumlamalardan hoşlanmayanları biraz hayal kırıklığına uğratabilir.

Kendini tekrar eden Leonardo Di Caprio Gatsby  rolünde Robert Redford’taki asaleti yakalayamasa da , Calley Mulligan borderline kişilik bozukluğunun nevrotikliğini beyazperdeye yansıtmada Mia Forrow’un önüne geçemese de, benim için Muhteşem Gatsby’nin en ilginç karakteri  Nick Carraway’i için Tobey Maguire biçilmiş kaftan.

Luhrmann ,Romeo &Juliet’te olduğu gibi, hiphop ve R&B şarkıları tercih etmiş. Bilhassa filmin ilk yarısındaki anlatımın hızı tüketimin akıl almaz yükselişini imliyor adeta.

Amerika on yıllar sonra, 2008’den beri  yine mali krizle boğuşuyor. Ekonomist Alan Krueger ekonomik eşitsizlikteki artışı, satın alma parametrelerindeki hızlı değişimi,  ekonomideki düşük hareketliliği “Gatsby dalgası” olarak tanımlamıştı geçen sene.
 

Her kim olursa olsun bireyin tek başına mutlu olabileceği idealine dayanan Amerikan Rüyası’nın çöküşünün, bir anlamda Amerika’nın yitmesinin hikâyesidir Muhteşem Gatsby.  Halen diri tutulmaya çalışılan bir rüyanın aslında çok uzun zaman önce nihayete erdiğini hatırlatır.

Bazı eleştirmenler yerin dibine batırsa da, bazıları ise yere göğe sığdıramasa da Muhteşem Gatsby hem kusurlu hem muhteşem bir film. Büyüsü da buradan ileri geliyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Doç Dr. Hakan Yurdanur: Sokak köpeklerini vahşi, saldırgan oldukları için değil, sermayeye kâr sağlamadıkları için istenmiyorlar

Belediyelere tek laf edilmiyor. Kısırlaştırma ve diğer tedbirleri almadıkları için hiçbir cezai müdahalede bulunulmuyor. Çözümü öldürmede bulan vahşi bir tablo var önümüzde

"Biz engelliler devletin üzerine yükmüşüz gibi gösterilmemeliyiz, öyle algılanmamalıyız"

"Siyasetçiler ve toplum biz engellileri azınlık olarak görüyor. Ama azımsanmaması gereken bir çoğunluğun sesi olmak istiyoruz"

Soykırım demeniz için daha ne olması gerekiyor?

Soykırımın korkunçluğu sadece özneleri değil onların kimliklerini de yok etmesidir, gelecekleri kadar geçmişlerini de ellerinden almasıdır, yaslarını tutacak kimse bırakmamasıdır