20 Mart 2009

Sonrası Rüyalar

İtinayla rüya yorumlanır, incecik detaylara girilir.

Naçizane fikrimce rüyalar, herkesin kendi kişisel tarihiyle ilgilidir. O yüzden biri bana rüyasını anlatınca, kendiyle ilgili kendinin de bilmediği şeyleri duyacağız diye pek bir keyiflenirim. Hele “rüyamda seni gördüm,” en sevdiğim sohbet başlangıcıdır. Bakalım bu arkadaşımızın bilinçaltında benle ilgili hangi minik teraneler dönüyor... Hahaha. Anlat anlat, durma.
Uyandığım an, sanki bir saniye önce ayak bir yerde, pijama bir yerde, zihnim kimbilir nerde fosur fosur yayılmıyormuşum gibi, “aman geç mi kaldım herkes nerde ay ay” diye zıplamanın hemen ardından, “ya çok acayip bir rüya görüyordum, neydi” diye beş dakika gözlerimi kısarım, aklımı kasarım, bir taraflarımı yırtarım ama genellikle hiç birşey hatırlayamam.
Rüyanın hatırlanması, alarma patlattığın tokadın şiddetiyle ters orantılıdır. Tokat ne kadar sertse, gerçek hayatın üşüşmesi o kadar hızlı olur. “Çok önemliydi, yine hayatımın anlamını bulamadım” diye, Süper Loto’nun sana çıkmadığı an gibi süklüm püklüm dişlerini fırçalamaya gidersin. Çok acayip bir rüyaydı, hah geldi, yok yok gelmedi, neydi, neydi…
Geçen gün bir tanesi geldi. Bütün sabah rüyamda bir yatakhane görmüştüm. Kalabalık bir yatakhane. Askeri düzen. Detaylarıyla hatırladım. Politik-kültürel-beşeri olayların rüyalarıma kadar girmesi pek başıma gelen birşey olmadığından, kendi kişisel tarihime dair bir ipucu aradım, yok. Manasız.
Herkesin gün içinde çok ciddi bir suratla yaptığı gizli saklı, abuk subuk işler vardır. Burcunu okumak, magazin haberlerini yalayıp yutmak, sosyal sitelerde hiç tanımadığın insanların fotoğraflarına bakmak, tuvalette gereğinden fazla oturmak, toplantıdan gelirken Zara’ya uğramak gibi. İşte ben de, aynen o ciddi suratla çok sevgili internete girip rüya yorumlarına baktım. Rüyada yatakhane görmek. Hmm. Bilse bilse Bill Gates bilir bunu.
“Rüyada bir yatakhanede olduğunuzu görmeniz, çok davetlisi bulunan bir eğlenceye gideceğinize, orada bazı münasebetsiz kimselerle karşılaşıp, onların hareketlerinden dolayı üzüleceğinize ve eğleneceğiniz yerde rahatsız olarak evinize döneceğinize delalet eder.” Bu. Bu yazıyordu. Bayağı, bu detaylar. Internet bana, münasebetsiz insanlardan sıkılıp, “şansıma bak yahu” diye eve döneceğimi söyledi.
Hah, dedim. Umarım bu gece rüyanda tarak görürsün. Çünkü onun yorumunu aynı ilginç detaylarla sana ben yapacağım:
“Rüyada tarak görmek, sabah dolabınızda temiz gömlek bulamayıp çok üzüleceğinize, büyük bir hışımla evden çıkarken kapıya toslayacağınıza ve o yetmezmiş gibi kapının önünde sizi beklemekte olan münasebetsiz apartman görevlisinin ‘aidatı isterim’ diye tutturacağına, yanınızda para olmadığı için utanıp sıkılacağınıza, süzüm süzüm süzülerek oradan uzaklaşacağınıza delalet eder. Bence. Bilmiyorum.”
“Rüyada kuru bakliyat görmek, sinemaya gideceğinize, önünüze gayri-münasip bir kaya kafanın oturacağına, o yetmezmiş gibi yanınızdakinin haşır huşur mısır yiyerek cep telefonuyla oynayacağına, bunu son derece kaba bir davranış olarak yorumlayacağınıza ve salonu terkedeceğinize delalet eder. Bence. Bana öyle geldi.”
“Rüyada tornavida görmek, işten eve gelince bir de ne göreceğinize, ortalığın dağılmış olacağına, aaa çok sinirleneceğinize ve son derece hayal kırıklığına uğrayacağınıza, hemen bir önceki gece sizin evde kalmış olan küçük kuzeninizi arayıp zılgıtı basacağınıza işarettir. Valla bana öyle geldi şu an.”
Hazır internette rüya yorumlatıyorsun, bari Nasa’ya hendek de atlat. Rüyada kuş görmek. Search Web. İstersen şimdi eline hesap makineni al, erkek arkadaşım beni niye terketti diye hesapla. Aç Excel’i, geçen gün sana yapılan haksızlık için bir macro yaz. Bakalım bir daha yapabiliyorlar mı. O güldüğün espriyi ayrı hücrelere kopyala, otomatik toplat, büyük çıkarsa bir daha gülersin.
Sen teknolojiyi ruh durumu teşhisi için kullan, sonra da teknolojiden hayır bekle. Bence senin bu halin, çok yakında ilkel çağlara geri döneceğine delalet ediyor. Bana öyle geldi yani. Beğenmediysen hodri web. Just search it.

Yazarın Diğer Yazıları

Aşkım, Nur'um, Yengi'm

Gelişmiş bir deliydi bu, bana sorarsanız. 30 yaşlarında -veya 20’dir belki...

Bir şey soracağım, sen ağladın mı?

Canı istemeyen erişkin insanlar bilsinler ki son fırsat, çıksınlar sinema salonundan...

Hişt, beyaz yaka, bak bu da bizim en uzun gün

Yanağım sarkmasın diye sırt üstü uyumaya çalıştığım bir gecenin sabahıydı. Dolayısıyla firavun gibi altın sarısı ve elimde mızrakla gözlerimi açtım.