06 Aralık 2019

Demirtaş ailesinin arasına binlerce kilometre koymak kazaya davetiye değil mi?

Demirtaş 3 yılı aşkın süredir Edirne Cezaevi'nde tutuklu. Aile her hafta uçakla Diyarbakır'dan İstanbul'a geliyor. Edirne ile aradaki 250 kilometrelik mesafe her türlü zorlu hava koşulunda araçla ve hızla alınıyor. Hızla çünkü görüşe yetişmek gerekli, hızla çünkü uçağa yetişmek gerekli

Öğlen saatlerinde geldi haber. Selahattin Demirtaş'ın ailesi Edirne Cezaevi'ne ziyarete giderken trafik kazası geçirmiş. Araçta annesi Sadiye Demirtaş ve babası Tahir Demirtaş ile kayınbiraderleri ve eniştesi varmış. Çarpmadan sonra arabanın 'airbag'leri açılmış. Aldığım bilgiye göre arabayı süren sürücü ile babası Tahir Bey'in göğüs kafeslerinde ağrı var, babasının nefes almakta da zorluğu. İki araba gidilmiş bu hafta. Aile görüşü varmış. Kalabalık olduğu için ikinci bir araç tutulmuş. Kaza yapan o araç. Arka lastik patlamış. Bariyerlere vurmuşlar. Şu anda hastanedeler. Genel durumları iyi. Ama röntgenler çekiliyormuş, ezilme, çatlama ve küçük kırılmalar olabilir. Neyse ki kimsenin hayati tehlikesi yok.

Şimdi bu haberi bir kaza olmaktan uzaklaştıran konuya gelelim. Demirtaş'ın ailesi, eşi, evlatları, annesi, babası, kardeşleri Diyarbakır'da yaşıyor. Demirtaş 3 yılı aşkın süredir Edirne Cezaevi'nde tutuklu. Aile her hafta uçakla Diyarbakır'dan İstanbul'a geliyor. Edirne ile aradaki 250 kilometrelik mesafe her türlü zorlu hava koşulunda araçla ve hızla alınıyor. Hızla çünkü görüşe yetişmek gerekli, hızla çünkü uçağa yetişmek gerekli. Bundan 1.5 sene önce Cumhuriyet'te yayın yönetmeni iken arkadaşımız Mine Söğüt'ten Başak Demirtaş ile Diyarbakır-Edirne-Diyarbakır arasındaki yolu gidip-dönmesini ve yazmasını rica etmiştim. Onun anlatımından şu notları saklamışım:     

"Diyarbakır'dan İstanbul'a vardık. Artık arabadayız. Önümüzde 250 kilometrelik bir karayolu var. Eğer trafik ya da yol çalışması yoksa, normal şartlarda üç saatten fazla zamanda aşılabilecek bir mesafe. Görüşe giderken de akşam trafiğinde dönüş uçağını yakalamak için de çok acele etmek zorundayız. Şanslıyız, arabanın geçiş önceliği var. Böylece zamanla yarışmak mümkün."

Ancak Başak Demirtaş bunları anlatırken sadece kendi eşini, kendi ailesini değil 'uzaklardaki tüm tutuklu yakınlarının sesi olmaya' çalışmış, şunları söylemişti:

 "İnsanları evlerinden bu kadar uzaktaki cezaevlerine koyarak bir de aileleri cezalandırıyorlar. İnsanlar otobüslerle, dolmuşlarla hatta çok yoksullarsa terminalden buraya yürüyerek geliyorlar. Aynı gün evlerine dönmeleri imkânsız. Otel paraları da olmuyor. Çoğu tutuklunun hiçbir yakını gelemiyor bu yüzden görüşe. Tutukladıkları insanları aylarca iddianame hazırlamadan, mahkemeye çıkartmadan içeride tuttukları yetmiyormuş gibi ailelerinden çok uzaktaki cezaevlerine göndererek ayrıca tecrit ediyorlar. O yüzden ben bu uzun yolculuktan yakınmaya hiç hak bulmuyorum kendimde. Bu yolu yapabiliyorum ya o bile büyük bir şans."

Böyle anlatmıştı Başak Demirtaş. Bugün hızla ve telaşla gidilen o yolda bir kaza oldu. Hayati tehlike yok diye sevinmek tamam ama aileleri birbirlerinden binlerce kilometre ötede tutmak niye?

Demirtaş'ı tartışmalı bir hukuki süreçle cezaevinde tutarken ailesini de bu şekilde "cezalandırmak" hak mı! 

TIKLAYIN - Selahattin Demirtaş'ın anne ve babası cezaevine ziyarete giderken trafik kazası geçirdi

 

Yazarın Diğer Yazıları

CHP’li Belediye Başkanı İmamoğlu genç işsizliğine çözüm için çalışıyor

Buluşmada CHP'nin ve İmamoğlu'nun işsizler özellikle genç işsizler için bir çalışma yürüttüğünü öğrendim

"CHP dinsiz parti mi?" sorusuna Kılıçdaroğlu'ndan "Merkez Bankası'nın dini nedir?" yanıtı

"Bu ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı'nı CHP kurdu, Kuranı Kerim'in Türkçe mealini Atatürk, Elmalılı Hamdi Yazır Hoca'ya yaptırdı"

HDP seçimlerde, ‘bagajlarını unutmadan’ tüm partilerle demokrasi ittifakı yapmaya hazır

"Farklılıklar var ama farklılıklardan güç alma zamanı. Toplumsal mutabakat zemini üzerinden, başta anayasa değişikliği, demokrasiye geçiş programı uygulanmalı"