28 Nisan 2018

Maçta “kumpas”

Bunların normal Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olduğu, ceplerinde bozuk paraları, çakmaklarıyla maça geldikleri, sinirlenip birbirlerini azdırdıkları diye “bir ihtimal daha yok mu?

Donald Trump’a göre bu dünyada “ekolojik sorun” diye bir şey yok. “Var” diyenler yalan söylüyorlar. Onun için Paris Sözleşmesi’ni  ABD açısından hükümsüz saymaya hazırlanıyor. Donald Trump’a sorarsanız “global ısınma” diye bir şey de yok. Isınma yok, bu söylentiyi Amerika’nın sınai gücünü durdurmak isteyen Çin çıkarıyor.

Öte yandan gazetelerde okuyoruz, Avustralya’da büyük bir mercan kayasının önemli bir kısmı geri dönüşü olmayan bir biçimde yok olmuş, çünkü “küresel ısınma” nedeniyle mercanlar ölmüş.

Trump, haberi olmuşsa buna da “palavra” deyip geçiştir.

Otokratlar, Amerika’da ya da Türkiye’de, çeşitli konularda farklı şeyler söyleyebilirler. Ama daha derinde bir düzeyde onları ortaklaştıran bir şeyler var. “Dediği dedik” olmak bunlardan biri. Dünyanın dedikleri gibi olduğuna inanmak da öyle.

Fenerbahçe-Beşiktaş maçında çirkin şeyler yapıldı. Çoğunluk bunları kınarken Cumhurbaşkanı bir “kumpas” ihtimalinden söz etti. Korner çekilen yerlerde o tuhaf deyimle “yabancı madde” atanlar varmış. Bu da örgütlü bir girişim olduğu ihtimalini akla getiriyormuş.

Böyle bir “kumpas” varsa, bunu kim yapar? İlk akla gelecek (bu mantığı benimsediğimizde) Beşiktaşlılar oluyor. Şu halde onlar Fenerbahçe formalarını giyip, ceplerine bazı “yabancı maddeler” doldurup, stadyumun köşelerinde yerlerini almışlar. Beşiktaş korner çekmeye geldiğinde onlar da atışa başlıyor. Aralarında en iyi nişancı olanı da Şenol Güneş’i hedeflemek üzere tribünlerin o bölgelerine gönderilmişler…

Biraz tuhaf olmuyor mu?

Provokatörler Beşiktaşlı değilse öbür ihtimal, her durumda olduğu gibi FETÖ’cüler yapıyordur. Niye? Nereye varmak için? Bunların da pek doyurucu cevabı yok, ama olsun, FETÖ’cü oldukları için yapıyorlardır. FETÖ’cü olmanın tanımında var.

Bunların normal Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olduğu, ceplerinde sahaya atılıncaya kadar hiç de “yabancı” olmayan bozuk paraları, çakmakları, ve benzeriyle maça geldikleri, maçın gidişatı içinde sinirlenip birbirlerini azdırdıkları diye “bir ihtimal daha” yok mu?

Bence vari ama bu ihtimal “kumpas” kadar heyecanlı değil. Fazla olağan!

Şöyle bir düşününce, Cumhurbaşkanı’nın bizim yaşadığımız dünyadan epey farklı bir dünyada yaşadığı sonucuna varabiliriz. Bizim yaşadığımız dünyada bir takım insanlar sevilen bir yer olan Taksim Gezi Parkı’nda ağaçlar kesildiği, park yerine AVM yapılması planlandığı gibi gerekçelerle bu girişimleri protesto ediyorlar. Cumhurbaşkanı’nın yaşadığı dünyada “faiz lobileri” adıyla tanınan örgütler var ve bunlar Gezi direnişini örgütlüyor.

“Neymiş bu lobiler? Kimmiş bunlar?” diye meraklanıyorsunuz tabii. Olayların gelişmesine bakılırsa, galiba Osman Kavala’ymış.

Gene Cumhurbaşkanı’nın yaşadığı dünyada Gezi’den ipini koparan birileri başı örtülü bir hanıma saldırıp, üstüne işiyorlar; bir başka “çapulcu” grubu da bir koşu Dolmabahçe Camisi’ne ayakkabıyla girip bira içiyorlar.

Bizim yaşadığımız dünyada böyle üzerine çiş yapılan bir kadın yok; buna karşılık “Camide öyle olaylar olmadı” diyen bir imam var.

Cumhurbaşkanı’nın yaşadığı dünyada yalnız yakın tarih değil, uzak tarih de bizi yaşadığımız dünyada olduğundan farklı biçimlerde cereyan ediyor. Örneğin, bazı Müslümanlar herhalde “Biz daha önce davranalım” diyerek bir gemiye ya da birkaç gemiye atlıyorlar; “ver elini Amerika!” Yolda Küba’ya uğrayıp bir cami yapıyorlar, Çamlıca tepesi gibi göze kolay görünecek bir yükseltide. Kim bilir, mola verdikleri başka yerlerde de camiler yapmışlardır ama bunları sonradan gelen Hristiyanlar yıkmışlardır, “Bizden önce Müslümanların geldiği anlaşılmasın” diye.

Bizim, yaşadığımız dünyada böyle olaylar yok. Ama dünya Cumhurbaşkanı’nı ilgilendirmiyor.

Fenerbahçe stadına ajanlar gönderen, korner çeken Beşiktaşlı oyunculara çakmak atma kumpası kuran karanlık odaklar arayacak yerde, her gün  birkaç yerde toplumun bir yarısını kendisiyle aynı fikirde olmadığı için “Vatan haini”, “düşman” diye yaftalayan ve böylece insanları birbirinden nefret etmeye çağıran bir Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarının etkisini hesaplasak, ortalığı saran bu şiddet havasının nedenlerine biraz daha yaklaşmaz mıyız?

Not: Bu yazıyı maçtan hemen sonra yazmış, araya başka önemli olaylar girince bugüne bırakmıştım. O zaman “absürd” bir örnek olsun diye “Kumpası FETÖ’cüler kurmuş olabilir” diye yazmıştım. O zamandan beri bu ciddiyetle iddia edildi.

Yazarın Diğer Yazıları

Ne oldu, nasıl oldu da dünya buraya geldi?

"Popülizm" diyoruz, ama bildiğimiz kavramların hiçbiri şu sırada biçimlenmekte olan dünyayı gereği gibi açıklamıyor

Değişim

Marksizm, bir on dokuzuncu yüzyıl düşünürü olan Karl Marx’ın biçimlendirdiği düşünce tarzı.  Yani on dokuzuncu yüzyıl koşullarının bir ürünü. On dokuzuncu yüzyıl ise dünyada maddi-manevi ilerlemenin özellikle hızlandığı nokta; yani “değişim” göz kamaştırıcı

“Siyasal İslam”

Bu, İslam’a özgü bir durum mu?  İslamcılar mı, sadece İslamcılar mı, “Siyasetsiz olmaz!” diye tutturuyorlar? Hayır. Hemen hemen bütün dinler aynı şeyleri söyleyecektir. Dinden söz ediyoruz, “Tanrı”dan söz ediyoruz. Bir topluluğu yönetmenin tanrısal buyruklardan başka temeli olabilir mi? “Laik bir tanrı” olabilir mi?