14 Ocak 2011

Türkiye ve İran karşı karşıya

Lübnan Ortadoğu’nun mikrokozmosu; bölgedeki dengeleri kavrayabilmek için de bu ülkeye bakmak zorunlu.

Lübnan Ortadoğu’nun mikrokozmosu; bölgedeki dengeleri kavrayabilmek için de bu ülkeye bakmak zorunlu. 1. Dünya Savaş, Soğuk Savaş ve bölgenin yeniden yapılandırıldığı şu dönemde de durum aynı.

Son yaşanan hükümet krizi de bölgedeki nazik denklemden bağımsız değil. Kriz Lübnan’ın iç meselesi gibi görünmekle birlikte aslında bölgedeki ülkelerin Lübnan üzerinden yaptıkları güç mücadelesi; çarpan etkisi tüm bölgeyi etkiyecek nitelikte.

Bu kriz Ortadoğu’da dost-düşman gibi kesin ayrımı yapmanın ne kadar zor olduğunun da göstergesi. Hatta dengelerin her an için değişebileceğinin yeni bir kanıtı. Bir konuda birlikte hareket eden ülkeler başka bir konuda tam tersini yapabiliyor. Bu durum Türkiye’nin Ortadoğu’da tek bir politika izleyemeyeceğini hatırlatması açısından önemli

Kısacası Ortadoğu’da rol almak isteyenlerin, zemininin her daim kaygan ve kaypak olduğunu bilerek politika yapmak, dengeleri sürekli kontrol etmek zorunda olduğunu bilmeleri gerekiyor. Ortadoğu’da rol almak, lider olmak isteyen ülkeler nazik bir denklemde yürütülecek politikada her daim uyanık olmak bunu yapmadığı takrirde “altındaki zeminin kayacağını” bilmek durumunda.

Lübnan’da hükümetin dağılmasını daha genel anlamda eksen içi ve dışı ülke ve aktörlerin mücadeleleri şeklinde de değerlendirilebilir.


İsrail ateşledi İran tamamladı

Tüm bunları Lübnan’da olup biten üzerinden tercümesi ise şu: Son krizin görünen “kahramanı” Hizbullah olmakla birlikte asıl aktör İran.

Şii/Sünni ekseni mücadelesinde Şii ekseni Suriye’yi diğer eksene kaptırmış olsa da gücünü gösterdi. Türkiye Lübnan ile Suriye arasındaki buzları eriterek önemli bir iş yaptı. Hariri “babamı Suriye öldürdü” tezinden vazgeçti. Ama uluslararası araştırma komisyonu bu kez nasıl olduysa oklarını Hizbullah’a çevirdi. Yani Suriye olmadı, İran’ı vuralım mantığı. Bu senaryonun ardından ABD ve İsrail olduğu söyleniyor.

Hizbullah, Refik Hariri cinayeti ile ilgili kendisinin suçlanacağını, Başbakan ve oğul Saad Hariri’nin bunu durdurmayacağını anladığı anda düğmeye basarak ülkeyi belirsizliğe sürükledi.


Başbakan'ın Lübnan gezisi Hariri'ye destekti

Oysa Türkiye, Lübnan üzerinde en etkili iki ülke olan Suudi Arabistan ile Suriye’yi bir araya getirip ikna etmiş, Saad Hariri desteklenmişti. Ahmedinejad’ın Lübnan’da Hizbullah’a destek niteliğindeki ciddi gövde gösterisinin ardından Başbakan Erdoğan’ın Lübnan gezisi Hariri’ye desteğin altının çizilmesiydi.

Ama, İran bu denklemi bozdu. Türkiye ve İran Lübnan’da karşı karşıya geldi. İlk raundu İran aldı. İran şimdi Suriye’yi de yeniden kendi yanına çekmeye çalışıyor. Suriye, Suudiler ve Türkiye Hariri’nin arkasında. Ancak bu krizle birlikte Lübnan ve bölge yine tehlikeli bir viraja girdi.


 

Yazarın Diğer Yazıları

Dağa çıkılmaması için önce dağdakilerin inmesi gerekiyor

Barış sürecine rağmen çok sayıda gencin Kandil’e yol alması belli bir güvensizliğin göstergesi mi?

Sandık birleştirmiyor, bölüyor!

Irak gibi insanların etnik ve mezhebi kökenlere göre hareket ettiği, oy kullandığı bir ülkede seçimler, tarafları bir araya getirmekten çok uzaklaştırıyor.

Kürtlere haksızlık mı yapılıyor?

Kürt hareketi tarihsel bir zihin altı ve tecrübeyle daha sabırlı ve temkinli ilerlemeye çalışıyor. AKP hükümetini eleştirmekten kaçınmıyor, sokakta yerini alıyor.