20 Ağustos 2010

Geldi, yıktı, gitti...

Irak’ta bir dönem sona erdi. Geride hala geleceği belirsiz bir ülke var. 7 yılda yeni bir ulus inşa etmenin zorluğu bir yana Amerikan muharip birliklerini çekilmesinin ardından Irak daha kritik bir sü


Irak’ta bir dönem sona erdi. Geride hala geleceği belirsiz bir ülke var. 7 yılda yeni bir ulus inşa etmenin zorluğu bir yana Amerikan muharip birliklerini çekilmesinin ardından Irak daha kritik bir sürece girdi. Amerikan, kendi ayakları üzerinde duran, güvenliğini sağlayabilen, etnik ve mezhep çatışmalarının uzağında bir ülke amaçlarken, bu hedeflere henüz ulaşılmış değil. Hatta iç savaşa varmasa bile kanlı iç hesaplaşma ihtimali yüksek. Irak halkı şimdi kendisiyle yüzleşecek ve geleceğini belirleyecek. 2003 yılının Mart ayında bizimde buluğumuz Bağdat’ın bombalanması ile başlayan süreçte hemen hiç kimse sürecin bu kadar çabuk işleyeceğini düşünmüyordu. İşgalin bedeli Irak ve bölge ülkelerine ağır oldu, Ortadoğu yeniden dizayn edildi. Iraklı birçok politikacıyla göre asıl hesaplaşma 2011 sonrası yani Amerikan askerleri tamamen çekilince yaşanacak. Amerika Başkan’ı Obama ise sadece seçmenine verdiği sözü tutmaya çalışıyor; Irak’ın geleceği şu an için gündeminde değil. Çünkü ne Amerikalılar ne de Iraklı siyasiler ve askerler bu çekilmeden hoşnut değiller. Irak’ın kendi başına kalmaya hazır olmadığını düşünüyorlar.


Irak'ı bekleyen sorunlar

Defalarca gittiğimiz Irak’ı bundan sonra bekleyen riskleri şöyle sıralayabiliriz.: Siyasi, ekonomik, mezhebi ve etnik hesaplaşma.


-Bir iç savaş düzeyine varmasa bile Sünni-Şii, Arap-Kürt çatışması kimseyi şaşırtmamalı. Irak, siyasi açıdan hala oturmuş değil, seçimlerde büyük çoğunluk etnik ve mezhep aidiyetine göre oy kullanıyor. Bu da ortak bir Irak kimliğini zorlaştırıyor. Mart ayında yapılan seçimlerden sonra hala hükümet kurulabilmiş değil. Kurulması da zor. Bu durum bile ülkenin içindeki kaosu gözler önüne seriyor.


-Ekonomik olarak Irak’ın zenginliğini paylaşım konusunda da taraflar birbirlerine güvenmiyor. Ülkede petrol kaynaklarının işletilmesi Saddam Hüseyin döneminden iyi durumda değil. Ancak ülkeyi bir arada tutacak en önemli nokta zenginliğin paylaşımı konusundaki uzlaşma. Şiiler, Sünniler ya da Kürtler böylesi bir zenginliği bırakıp ayrılmak niyetinde değil. Ama Iraklı politikacılar gevşek bir merkezi ile federatif bir Irak’ın yaşama şansı olduğu konusunda hem fikir.


-Etnik ve mezhebi çekişmelerin hem tarihi boyutu mevcut hem de işgal sürecinin bir parçası. En büyük tehlike ise Araplarla-Kürtler arasındaki uzlaşmazlık. Özellikle Sünni Araplar Kürtlere diş biliyor. Kürtler Araplarla yaşamak istemiyor. Halepçe katliamı ve Enfalleri unutmuyor. Bu zihin altını silmek şu an için mümkün değil. Bazı Arapların Amerikan askerlerinin gitmesini dört gözle beklediklerini kayıtlarımız arasında var. Bu nedenle Kürtlerin özerk bir yapıda olması en hayırlısı gibi görünüyor. ABD’nin çekilmesini istemeyen grupların başında geliyor. Zaten 2011 sonrasında da ABD Irak Kürt bölgesinde kalacak gibi görünüyor.


- Önümüzdeki dönemin en hassas noktası ise Kerkük. Sadece Arap-Kürt çekişmesi nedeniyle değil Türkiye’nin aralarında bulunduğu çevre ülkelerin dikkatle izledikleri bir mesele bu. Amerika’nın bu bölgeye tampon birlikler yerleştirmiş durumda. Ancak Kerkük Irak7ın bir minyatürü ve patlaması muhtemel bir kent.


-Ve radikal İslamcılar. İşgalle birlikte, Amerika’nın katkısıyla radikal İslam ve terörle tanışan Irak halkı yeni terör dalgaları ile sarsılabilir. Genelkurmay Başkanı Babekir Zebari bile ordunun ülkeyi koruyacak düzeyde olmadığını gizlemiyor.


Irak'ın geleceği belirsiz

Önlerinde iki yol var. Ya kanlı bir iç savaşla bölünme ya da ekonomik siyasi çıkarlar çerçevesinde gönüllü değil zoraki bir uzlaşma,  toprak bütünlüğünü koruyan federatif Irak. Buna kendileri kadar çevre ülkelerinin tavrı da belirleyecek. Türkiye, İran ve Suudi Arabistan’ın etkisi biliniyor. Nitekim Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari’nin “Amerikalar gittikten sonra bu ülkelerin çok etkili olacağı yönündeki uyarısı” nedensiz değil.


Irak’taki istikrar Türkiye dâhil diğer ülkelerin istikrarını de etkileyecek. Irak’taki süreç çok parlak görünmüyor. Kıdemli Kürt politikacılardan Mahmut Osman Saddam Hüseyin’i kast ederek “eğer biri öldüyse ölmüştür. Ama burada hala yaşıyor” derken ülkeyi hala “küçük Saddamların” yönettiğini ima ediyor. Bu yapının değişmesi için de uzun yıllara ihtiyaç var.


Amerikan yıkıp yıktıkları ülkeden mutlu ayrılıyor ama geride geleceği belirsiz bir Irak bırakarak. Iraklıların kendi geleceklerini tayin etmeleri ise zor görünüyor. Ama asıl 2011 sonrasına beklemek gerekiyor. Amerikan askerleri 2011 sonunda ülkeyi tamamen terk edecek mi? Tecrübelerimize göre bu sorunun yanıtı tabii ki hayır. Amerikan askerlerinin büyük bölümü çekilse bile Ebu Garipleri, Felluce katliamını, başına çuval geçirilmiş babanın çocuğunu kucaklayışını ve Irak halkının düştüğü durumu unutmayacağız.


En trajik olanı ise, Iraklıların, işgalle ülkeyi yerle bir edip tüm dengeleri bozan ABD’ye mecbur bırakılmaları.

Yazarın Diğer Yazıları

Dağa çıkılmaması için önce dağdakilerin inmesi gerekiyor

Barış sürecine rağmen çok sayıda gencin Kandil’e yol alması belli bir güvensizliğin göstergesi mi?

Sandık birleştirmiyor, bölüyor!

Irak gibi insanların etnik ve mezhebi kökenlere göre hareket ettiği, oy kullandığı bir ülkede seçimler, tarafları bir araya getirmekten çok uzaklaştırıyor.

Kürtlere haksızlık mı yapılıyor?

Kürt hareketi tarihsel bir zihin altı ve tecrübeyle daha sabırlı ve temkinli ilerlemeye çalışıyor. AKP hükümetini eleştirmekten kaçınmıyor, sokakta yerini alıyor.