16 Temmuz 2010

FUTBOL VE FİLİSTİN

Filistin meselesi sadece “slogan” meselesi değildir; sadece Mescid’i Aksa meselesi hiç değildir...

Türkiye'de birçok konuda sözü olan, konuşan, bilen ve çözüm üretenler olduğu bilinir ama bu konuda iki alan daha özel gibidir: Futbol ve Filistin.
Futbol konusunda kime sorsanız takımın nasıl bir oyun kurgusu ile oynayacağını, hangi futbolculara ihtiyaç olduğunu, hakem hatalarını bilir. Kısaca, Türkiye’de herkes bir hakem, herkes bir teknik direktördür. Birçok kişi televizyonlarda izlediğimiz futbol yorumcularını cebinden çıkarır. Futbol sevilir, bolca seyredilir. Zaten bir seyir sporudur futbol. Ancak, herkesin ahkâm kestiği futbol ile ilgili ne kadar okunur, orası bilinmez. Futbol dergileri tribünlerde üzerine oturulmak için alınır, futbolla ilgili kitapların satışı birkaç yüzü geçmez. Ama zaten okuyup, yeni gelişmeleri takip edersek ahkâm kesmeye vakit bulamayız ki.
* * *
Aslında Ortadoğu ve Filistin ile ilgili kitap ve filmlerle ilgili yazmak istiyordum, ama biraz okura “gel gel” yapmak için böyle bir girizgâhı tercih ettim.

* * *
Filistin deyince dünyaya bakışımız, ideolojimiz, inançlarımız ne olursa olsun duyarlıyızdır. Böyle de olması gerekir. Mavi Marmara’da  9 kişinin öldürülmesi sonrasında meydanlara dökülen binlerce kişi İsrail’i eleştirmekte de haklıdır. Ama ne bileyim bu yüzbinler içinde Filistin ile ilgili kitapları merak eden, Filistin sineması nedir acaba, diyen kimse yok mudur? Hadi kitaplar biraz okunuyor. En azından ikinci baskısı yapılan “Bizim Filistin” adlı kitabımdan ya da Ayşe Karabat’ın yakında ikinci baskısı yapılacak "Kudüs’ün Gönüllü Sürgünleri” adlı kitabından biliyorum.
* * *
Peki ya Filistin filmleri?
Filistin’i, işgali, orada yaşananları farklı bir gözle dünyaya duyurmaya çalışan, görünmeyen bir halkı görünür kılmak için müthiş filmler yapan Filistinli yönetmenlerin çabaları merak edilmez mi?
Filistin demek sadece “kahrolsun İsrail” ile mi sınırlı ya da "Burası İsrail değil” diye başlayan sloganlarla mı?
Bir meseleye sahip çıkmak sadece meydanlarda slogan atmak değildir. Biraz işin kolayını tercih ediyoruz sanırım. Ama, Kutsal Direniş, Geride Kalan Zaman, Vaat Edilen Cennet benzeri filmleri seyretmek ayrı bir perspektif açar Filistin’e bakış konusunda. Çünkü direnişin önemli bir veçhesi de sanattır. Bir halkı görünür kılar, gösterir, hatırlatır, “biz buradayız ve burada olacağız” dedirtir.
İsrail’i Mavi Marmara kadar rahatsız eden filmler vardır.

* * *
Uluslararası Sanat Derneği 10-12 Temmuz arasında Filistin Filmleri haftası düzenledi. Çok önemli bir iş yaptı. Açılışına katıldığım bu etkinliğin akıbetini Zaman gazetesinden Nedim Hazar’ın yazısını okuyunca öğrendim: “Daha birinci gün, ilk film gösteriminde bir tane bile seyirci olmadığı için film gösterilemedi. Üstelik gösterim Fatih gibi bir semtte, Ali Emiri Kültür Merkezi gibi modern bir salonda ve öğleden sonraydı.
Evet, Filistin meselesi sadece “slogan” meselesi değildir; sadece Mescid’i Aksa meselesi hiç değildir. Filistin tüm bunların toplamıdır. Filistin yaşayan, mücadele eden, direnen, aşık olan, ihanet eden, üreten bir halkın mücadelesidir.

Yazarın Diğer Yazıları

Dağa çıkılmaması için önce dağdakilerin inmesi gerekiyor

Barış sürecine rağmen çok sayıda gencin Kandil’e yol alması belli bir güvensizliğin göstergesi mi?

Sandık birleştirmiyor, bölüyor!

Irak gibi insanların etnik ve mezhebi kökenlere göre hareket ettiği, oy kullandığı bir ülkede seçimler, tarafları bir araya getirmekten çok uzaklaştırıyor.

Kürtlere haksızlık mı yapılıyor?

Kürt hareketi tarihsel bir zihin altı ve tecrübeyle daha sabırlı ve temkinli ilerlemeye çalışıyor. AKP hükümetini eleştirmekten kaçınmıyor, sokakta yerini alıyor.