12 Ekim 2009

Ermenistan'la yeni bir sayfa açalım

İmza töreninde çıkan kriz sınırların açılmasının zor olacağını gözler önüne koydu.

Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasını ve sınır kapılarının açılmasını öngören protokoller imzalandı, ancak imza töreninde çıkan kriz sınırların açılmasının zor olacağını gözler önüne koydu.


Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Zürih'teki imza töreni için yola çıkmadan önce, küçük bir gazeteci grubuna verdiği brifingde çok heyecanlıydı; sabaha kadar uyuyamamıştı. Kendi deyimiyle "tarihi sorumluğu olan bir imza" atmaya gidiyordu. Söylediği doğruydu. Davutoğlu "donmuş sorunların üzerine kararlılıkla gideceklerini, bölgede statükoyu korumanın kimsenin işine yaramayacağını, sonuç almak için onlarca, hatta yüzlerce defa girişimde bulunabileceklerini" söylüyordu. Bu sözler Bakan'ın genel vizyonunu sergilerken, Türkiye ile Ermenistan arasında başlayan yeni dönemin sancılı geçebileceğinin ipuçlarını da verdi.


Kolay değil, iki ülke arasında neredeyse yüz yıldır taşlaşmış, kangren olmuş sorunlar çözülmeden öylece bekliyor. Bu yüzden Türkiye-Ermenistan arasındaki tarihi imza büyük cesaret ve siyasi riski gerektiriyor. Ancak Dışişleri Bakanı inanılmaz enerjisi ile tüm bunları göze almıştı. Zaten Ermenistan açılımı Davutoğlu’nun “donmuş sorunların üzerin gitme, statükoyu değiştirme” anlayışı ile uyuşuyordu. Bu açıdan sorunları çözmek için sonuna kadar gidilmesi taktiği de genel strateji ile uyuşuyordu. Bu açıdan tarihi ama zorlu başlangıç için Davutoğlu, Zürih'e çok keyifli gitti.


Sancılı sürecin başlangıcı


Ancak, Zürih'teki imza töreni daha ilk adımda sürecin sancılı geçeceğinin kanıtı oldu. Çünkü Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde yeni dönemin bam telini oluşturan, bu yüzden protokollere konmayan Karabağ ve soykırım meselesi daha ilk günde sorunun nerelerde düğümlenebileceğini gösterdi. Cumartesi akşamı NTV ekranlarında 5.5 saatlik yayınımız boyunca konuştuğumuz birçok isim de bu imzanın ne kadar önemli olduğunun altını çizerek "ama" demeyi ihmal etmiyordu.


Bunlardan birisi de Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) Ermenistan Temsilcisi Samson Özararat. Özararat iki ülke arasındaki gizli yürütülen tüm süreçlerin görünmeyen isimlerinden. Temkinli ve ketum olmasıyla tanınır. Ancak görüşleri önemlidir. Özararat atılan imzanın çok önemli olunduğunu söyledikten sonra, ilk gün yaşanan kriz benzeri yeni sorunların yaşanabileceğini, buna hazırlıklı olunması gerektiğini, normal olduğunu söylüyordu. Çünkü her iki taraf da yüzyıldır yüzleşmediği sorunlarla karşı karşıya geliyordu. Dolayısıyla süreç düşe kalka ilerleyecekti. Ama Özararat'ın şu sözü önemliydi: "Ne olursa olsun artık bir ilişki başladı. Buradan geri dönüş yok. Bu imzaları geri çekmek mümkün değil. Her iki taraf da risk aldı, ama çok önemli bir adım da atıldı."


Ermenistan'ın mesajı kime


Ermeni tarafının "biraz da iç kamuoyu ve diasporaya yönelik" mesajı sonucu 3 saat gecikmeli başlayan imza töreni sırasında Bakan Davutoğlu'nun keyfi kaçmıştı. Ancak imzacı iki bakanın arkasındaki fotoğrafta Amerikan, Rus, Fransız dışişleri bakanları ve AB temsilcisinin bulunması bu imzanın sadece iki ülke arasında değil, daha geniş bir çerçevede destekçisinin bulunduğunun kanıtıydı. Bu anlamda törendeki tavrıyla Türkiye elini güçlendirdi. Masadan kaçan taraf olmayan ve ilişkilerin normalleşmesini isteyen bir ülke olarak puan topladı. Ermeni Dışişleri Bakanı ise kendi kamuoyuna, "Bakın ne kadar zor durumda ve baskı altındayım. İmzayı sanki zorla atıyorum" der gibiydi. Brooking Enstitüsü'nden Ömer Taşpınar da Amerikan yönetiminin Ermenistan üzerinde büyük baskı kurduğunu doğrularken, krizi ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın çözdüğüne dikkat çekti.


Aslında her iki taraf da siyasi risk almış durumda. Sorumlulukları büyük. Ancak cumartesi gecesinin bize gösterdiği, özellikle "tarih komisyonu"nun kabul edilmesinin Ermeniler açısından soykırım tezinin tartışılmazlığına büyük darbe vuracağı endişesiydi. İşte bu sürecin belki de görünmeyen, ama Ermenistan açısından en hassas olduğu nokta da bu.


Türkiye puan kazandı, AKP'nin eli biraz rahatladı


Önümüzde önemli bir süreç var. Ancak Türkiye, Ermenistan tarafının hareket tarzını gördü. Karabağ sorunu belli bir çözüme girmeden sınırları açmayacağını söyleyen Türkiye, protokolleri TBMM'ye getirmek için Ermenistan'ı bekleyecektir. Konuştuğumuz AKP yöneticilerinin süreçle ilgili hissettirdikleri bu. Muhalefetin tepkisine rağmen süreci iyi yönettiklerini, Ermeni tarafının imza törenindeki tavrıyla ellerini biraz rahatlattığını ima ediyorlar. Yani Ermeni Parlamentosu protokolleri onaylamadan Türkiye böyle bir girişimde bulunmayacaktır. Bu açıdan iki ülkenin sadece resmi düzeyde değil, iki halkın birbirine yakınlaşması, ön yargılarını yıkması açısından da yeni bir dönemin başlangıcındayız.


İmza tarihidir, ama cumartesi akşamı yaşananlardan sonra sınırların açılmasının tahmin edilenden daha uzun bir süre alacağını da söylemek yanlış olmaz. Türkiye taahhüt ettiği gibi uzun bir süre Karabağ sorununun çözümünü bekleyecektir. Ama önemli olan yıllardır süren çelişkilere, her iki tarafın politik ve uluslararası ilişkilerdeki ayak oyunlarına rağmen iki halkın buluşması, yani açılan sayfanın doldurulmasıdır. Tıpkı rahmetli Hırant Dink’in “İki Yakın Halk İki Uzak Komşu” adlı kitabındaki satırlarında olduğu gibi.:

Türk-Ermeni ilişkileri açısından asırlardan gelen ve asırlara gidecek olan ortak yazgımız bir kez daha önümüzde. Atalarımız geçmişte kendine düşen sayfaları iyi kötü doldurdular. Asıl sorun bugün bizim bu beyaz sayfaları nasıl dolduracağımız.”


Evet, karşılıklı olarak yeni, beyaz bir sayfa açmanın vakti gelmedi mi?


Yazarın Diğer Yazıları

Dağa çıkılmaması için önce dağdakilerin inmesi gerekiyor

Barış sürecine rağmen çok sayıda gencin Kandil’e yol alması belli bir güvensizliğin göstergesi mi?

Sandık birleştirmiyor, bölüyor!

Irak gibi insanların etnik ve mezhebi kökenlere göre hareket ettiği, oy kullandığı bir ülkede seçimler, tarafları bir araya getirmekten çok uzaklaştırıyor.

Kürtlere haksızlık mı yapılıyor?

Kürt hareketi tarihsel bir zihin altı ve tecrübeyle daha sabırlı ve temkinli ilerlemeye çalışıyor. AKP hükümetini eleştirmekten kaçınmıyor, sokakta yerini alıyor.