19 Ocak 2022

Erdoğan'ın gerçek ötesi dünyası

Cumhurbaşkanı, doğru olmadığını kesinlikle bildiği bir gerçeği nasıl olup da böyle gönül rahatlığıyla çarpıtabiliyor?

Sosyal medyada dolaşan bir video var.

Bir otomobilin sürücü koltuğunda oturmuş bir kişi CHP, İyi Parti, HDP ve FETÖ'nün ay çiçeği yağı fiyatlarındaki artışı dillerine doladığını anlatıyor.

Sonra da Enerji Bakanlığı'nın, Edirne'de 670 milyar litre ay çiçeği yağı rezervi bulduğunu anlatıyor.

Bu Türkiye'nin 250 yıllık ihtiyacına yetecek bir miktarmış.

Şimdi çıkarılamıyormuş, çünkü Lozan buna engel oluyormuş.

2023'ten sonra bu engel kalkacağı için ay çiçeği yağına kimsenin para ödemesine de gerek kalmayacak, herkese bedava dağıtılacakmış.

Adamın yüzündeki ifadeye bakarsanız, son derece ciddi.

İnsanda bu söylediklerine kendisi de inanıyormuş gibi bir izlenim bırakıyor.

Öte yandan aklım ve mantığım da diyor ki "yok yahu, bu olsa olsa bir şakadır, kim böyle bir şeye inanabilir ki?"

Videoyu iki – üç kez izledim.

Kendimi "Tanrım, bu gerçek olmasın" diye düşünürken yakaladığımı itiraf edeyim.

Öte yandan şu da var: Bu video, gerçek bir kişinin, gerçek görüşlerini içeriyorsa da hiç şaşırmayacağımı biliyorum.

Lozan Anlaşmasıyla, Türkiye'nin zengin petrol kuyularının, üzerlerine 25'er ton beton dökülerek kapatıldığını söyleyen adam da AKP'nin Afyonkarahisar Belediye Başkanı değil miydi?

Önceki gün WhatsApp gruplarında dolaşmaya başlayan, bir gerçek görüntü de var.

Cemil Barlas'ın programında, bir tür bilim adamı, ülkelerin son iki yıllık enflasyon rakamlarını alt alta yazmış, Türkiye'de enflasyonun daha az arttığına izleyicileri ikna etmeye çalışıyor.

Almanya'nın enflasyonu bir yıl önce "binde 4" imiş, geçen yıl "yüzde 5,3" olmuş, artış oranı yüzde 1225.

Oysa Türkiye'nin artış oranı sadece yüzde 147 olmuş!

Türkiye'de geçen yıl enflasyonunun 36,08 olduğu, önceki yıl ise yüzde 14,6 olduğu kimin umurunda?

Almanların enflasyonu daha hızlı artmış, Almanlar bizi kıskanmasınlar da kimi kıskansınlar?

Bu hokkabazlık sürerken Mehmet Barlas'ın oğlunun Türkiye'nin enflasyonunu, diğer ülkelerin enflasyonunun genel toplamı sanması da cabası!

Hükümetin, Türk lirasının değerini korumak amacıyla açıkladığı tedbirlerin Amerika'da paniğe neden olduğu haberini ciddi ciddi anlatan da aynı televizyon kanalı değil miydi?

Aslına bakarsanız, Barlas'ın programına kadar inmek de gerekli değil.

Ülkenin en yetkili kişisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha geçen gün, gelişmiş ülkelerde enflasyonun 6 – 7 katına çıktığını, şaşkınlıkla yalpaladıklarını, aranılan gıda ürünlerinin bile bulunamadığını söylemedi mi?

Erdoğan bilmiyor mu batının gelişmiş ülkelerinde gıda sıkıntısı olmadığını, kimsenin yalpalamadığını, Merkez Bankaları'nın iktisat biliminin gereklerini yerine getirmekte olduğunu?

Ama çıkıp doğru olmadığını bile bile bunları söyleyebiliyor.

O bunları söyleyebiliyorsa, sıradan bir insanın, ay çiçeği yağının maden gibi topraktan çıkarıldığına inanmasında da bir gariplik yok, Lozan yüzünden bu yağı kullanamadığımızı söylemesi de son derece normal.

Cumhurbaşkanı, doğru olmadığını kesinlikle bildiği bir gerçeği nasıl olup da böyle gönül rahatlığıyla çarpıtabiliyor?

Nass'ta bunun yeri nedir? Diyanet gerçeğin böyle çarpıtılması konusunda ne diyor?

Bununu kolayca yapmasının nedeni, seçmenlerinin, her söylenene inanan bidon kafalı insanlar olduğunu düşünmesi mi?

Seçmeni bidon kafalı gibi konumlandırmak, demokratik siyasette en azından ayıplanacak bir davranış sayılmalı.

Ama sorun şu ki günümüzde Erdoğan'ın zaten "demokratça" siyaset yaptığını da söyleyemeyiz.

Erdoğan da diğer bütün otokratlar gibi gerçeği kendisine göre eğip, büküyor, çarpıtıyor, yeni bir gerçeklik haline getirip, kitleleri etkilemeye çalışıyor.

Bugüne kadar başarısız olduğunu da söyleyemeyiz.

Muhalefet, halkın önüne derli toplu bir program koyana kadar da bu durumun değişmesini ümit etmeyin derim.

* * *

Âdem ve Havva'nın eğitimi meselesi

Devlet Bahçeli'nin hedefinde bu kez Sezen Aksu vardı.

"Serçeysen serçeliğini bil, sakın kuzgunluğa heves etme" dedi.

Sebebi biliyorsunuz, Aksu'nun beş yıl önce yaptığı bir şarkıda geçen sözler.

Kendilerine Milli Beka Hareketi adı veren bir güruh, beş yıl sonra bu şarkıyı fark ediyor ve Sezen Aksu'nun evinin önünde protesto gösterisi yapıyor.

Devlet Bahçeli de fırsatı kaçırmıyor tabii.

Çünkü onun politika yapma biçimi bu.

Bağıracak, çağıracak, hayali hainler icat edecek ki gerilim artsın, millet birbirine düşman olsun.

Adeta 12 Eylül öncesini özler bir havası var ve güç tutkusuyla gözü bağlanmış Erdoğan, ortağının memleketi nereye doğru çekmeye çalıştığının farkında mı, emin değilim.

Bir şarkıdaki sözlerin farkına beş yıl sonra varmak, nasıl bir zekâ düzeyine karşılık geliyor acaba?

Sözleri anlamlandırabilmek için beş yıl düşünmüş olduklarına mı?

Yoksa kendileri gibi olmayanları yıldırıp, sindirmek için beş yıl beklediklerine mi?

Kızdıkları şey, şarkının sözlerindeki "selam söyleyin o cahil Havva ile Adem'e" cümlesi.

Bu nedenle dini duyguları rencide olmuş.

Ne kadar hassas bir bünyeleri var.

Bir tür kurt – kuzu hikâyesi gibi. Suyumu bulandırdın filan…

Ancak memleketimizin bunlar gibi rol icabı değil, mütedeyyin Müslümanlarının inançlarını fazla hafife alıyorlar gibi geldi bana.

Yazarın Diğer Yazıları

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım!

Çaresiz milyonlarca insana umut olabilecek bir program ortaya koymadan muhafazakâr kitlelerle helalleşmenin de mümkün olamayacağını söylemeliyim. O insanlar da muhafazakâr oldukları kadar işsizler, açlar, geleceklerinden emin değiller

Kılıçdaroğlu’nun aday adaylığı

Değişik araştırmaların ortalaması, seçmenlerin yarısından çoğunun “Erdoğan’a kesinlikle oy vermeyeceğini” gösteriyor. Kılıçdaroğlu’nun aday adaylığını gayrı resmi ilan etmesinin nedeni bu. Şimdi soru bu: Erdoğan karşıtlığı, Kılıçdaroğlu’nun seçilmesine yeter mi?

Altıncı kural!

Eleştiriye tahammül her düzeyde yerlerde. Herkesi eleştirme hem de sertçe eleştirme hakkını kendinde görenler, kendilerine yönelik bir eleştiriye tahammül edemiyorlar. Türk tipi tartışma da bu zeminde gelişiyor