11 Şubat 2021

2023 çok önemli bir yıl olacak

Bugünden bakınca 2 yıl var gibi görünüyor ancak bütün gücüyle 2023'e hazırlanan bir iktidara karşı verilecek mücadelede zaman hızla daralıyor anlamına da geliyor bu. Köy köy, kapı kapı dolaşılarak yürütülecek bir kampanya lazım. Çünkü bu seçimde muhalefetin karşısında bütün bir devlet aygıtı olacak

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 2023 hedeflerine bir tane daha ekledi: Ay'a sert ineceğiz!

"Niye yumuşak inmeyeceğiz de sert ineceğiz" diye merak edenler için söyleyeyim: Yerli ve milli koalisyona "yumuşak işler" yapmak yakışmaz!

Bilmeyenler için söyleyeyim, Ay'a "sert iniş" demek, oraya kadar gönderdiğiniz yüz milyonlarca dolar değerindeki aracı, Ay yüzeyine çarptırıp, parçalamanız demek.

Çıkacak sesi tabii buradan duyamayacağız, zaten Ay'da da duyulmayacak ancak Erdoğan'ın gönlü yapılmış olacak.

Ay'a bir rokete bindirilmiş bir uzay aracı yollamak zor bir iş değil.

Bütçeniz buna uygunsa yapılabilir bir iş.

Elbette kötü bir iş de sayılmaz.

Ancak, böyle bir iş için milyar dolarlar harcamamıza niye gerek duyulacak?

Türkiye'nin ihtiyaçlar hiyerarşisinde, uzaya bir araç gönderip, Ay yüzeyine çarptırarak parçalatmak kaçıncı sırada yer alıyor olabilir?

Okullarında çocuklarına doğru dürüst yabancı dil, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, Türkçe öğretemeyen bir devlet, bütçesini Ay'da araç parçalatmaya mı harcamalı?

Böyle onlarca soru sorabilirim.

Sonuç değişmez: Ay'da araç parçalatmak için harcanacak bütçenin alternatif maliyeti, çocuklarımızın daha kötü eğitilmesi, daha kötü beslenmesi demektir.

Bu projenin açıklanmasıyla, Elon Musk'ın neden Türkiye'ye özel bir ilgi duymaya başladığını da daha iyi anlıyoruz.

Belli ki paraları Musk cebe indirecek, siyasi avantajını Erdoğan kullanacak, bizler de vergilerimiz nereye harcanıyor diye aklımıza getirmeden alkış tutacağız.

Benim görebildiğim kadarıyla bunun tek nedeni 2023 hedefleri diye bir dizi hedef icat etmeye yönelik, seçim yatırımı.

Biliyorsunuz 2023'te "yerli ve milli elektrikli otomobilimiz" de yollara düşecek.

Kanal İstanbul'dan tutun da yerli ve milli Anayasa'ya kadar bir dizi hedef var.

Aslına bakarsanız muhalefetin de 2023 hedefine yönelik olarak bugünden harekete geçmesi gerek.

Seçimler normal zamanında yapılırsa ki bence öyle olacak 2023 yılı, Recep Tayyip Erdoğan rejiminin sandıkta devrileceği bir yıl da olabilir.

Bugünden bakınca 2 yıl var gibi görünüyor ancak bütün gücüyle 2023'e hazırlanan bir iktidara karşı verilecek mücadelede zaman hızla daralıyor anlamına da geliyor bu.

Köy köy, kapı kapı dolaşılarak yürütülecek bir kampanya lazım.

Çünkü bu seçimde muhalefetin karşısında bütün bir devlet aygıtı olacak.

"Geçmiş seçimlerde de iktidar devlet olanaklarını kullanırdı" diye bakmayın.

Tek parti devletine dönüşmüş bir düzende, serbest ve adil bir seçim nasıl yapılabilir?

Seçim sonuçlarından nasıl emin olabiliriz? İktidarın seçimi çalıp Üsküdar'ı geçmesine nasıl engel olabiliriz, konularına odaklanalım.

YSK'ya güvenebilir misiniz? Hepsini Erdoğan tayin etti.

Mahkemelere, Yargıtay'a? Erdoğan'ın emrindeler.

Polise, jandarmaya, askere? Erdoğan'ın yanındayız diye tweet atıyorlar.

2023 büyük hedeflerin yılı olacak ve bu büyük hedeflerden biri de Türkiye'de demokrasinin geleceği için Erdoğan'ın sandıkta devrilmesi olmalı.

Erdoğan, elinin altında istediği gibi kullandığı bir devlet aygıtı ve milletin gözünü boyamak için kullanacağı sayısız "maymuna bak" projesiyle bugünden harekete geçmiş bulunuyor.

Muhalefet neyi bekliyor?

* * *

Tek parti devletinde siyasi faaliyet yasağı mı?

CHP Gençlik Kolları bir afiş yaptırmış, istifa ettiği günden beri ortaya çıkmayan damat Berat Albayrak'ı arıyor.

Eski "vahşi batı" afişlerine benziyor.

Albayrak'ın suretinin yer aldığı bir afiş bu, Wanted yazıyor, 128 milyar dolarlık rezervin nasıl eritildiğinin anlatıldığı bir internet sitesine erişim için adres de eklenmiş.

Bu afişi dağıtmak isteyen üç CHP'li genç, İzmir Kemalpaşa'da gözaltına alındılar.

Niye? Niyesini bilmiyoruz.

Türkiye artık polisin keyfi gözaltılar yapmasına alıştırıldı çünkü.

Anayasa'ya göre siyasi partiler, demokratik hayatımızın "vazgeçilemez unsurları."

Siyasi Partiler Kanunu'nun 3. Maddesi de, siyasi partilere "açık propaganda hakkı" veriyor.

"Tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradenin oluşmasını sağlayacaklarını" vurguluyor.

CHP Gençlik Kolları'nın bu afişi, tam da bu "açık propaganda" hakkının kullanılması demek.

Böyle bir afiş nedeniyle parti üyeleri gözaltına alınabiliyorsa, Anayasa'nın teminatı altında olan serbest siyasi faaliyet nerede?

Gördüğünüz gibi bir siyasi partinin faaliyeti, polis marifetiyle engellenebiliyor.

Birinci yazıda sözünü ettiğim durumu aydınlatan bir örnek olay bu.

Tek parti devleti, siyasi parti faaliyetlerini polis vasıtasıyla engelleyecek ise serbest seçimlerin yapılabileceğinden nasıl emin olacağız?

* * *

İktidar S – 400'leri nereye saklamalı?

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, S – 400'lerin neden olduğu sorunun çözümü için kendince dahiyane bir fikir ortaya attı: Girit modeli!

Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Rusya'dan alıp, Türkiye'nin baskısıyla adaya konuşlandıramayınca Yunanistan'a sattığı ve onların da götürüp Girit'te bir depoya kilitlediği S – 300'leri örnek gösteriyor.

Yunanistan, arada bir bunları sandıklarından çıkarıp, deyim yerindeyse tozunu aldıktan sonra tekrar yerine koyuyor.

Demek ki ABD ile yaşanan S – 400 sorunu böyle çözülecek.

O zaman en başta sorduğumuz soruya geri dönüyoruz: Bu sisteme yarısı "tiko para" 2 milyar 400 milyon ABD Doları'nı niye ödedik?

Buna bir de F 35 projesinden çıkartılmanın, yerli savaş sanayine vereceği zararı ekleyelim.

S-400 kazığını niye yediğimiz açık: Köylü kurnazlığı yaparak, Rusya'ya silah satın alma rüşveti verdik ki Suriye'de bizi de kollasın.

Erdoğan'ın bu işlerdeki bilgisizliğinden kaynaklanan nedenlerle paramız da gitti; Suriye'de, Rusya'yı arkamıza alamadığımız gibi, ABD'nin de başka oyunlar geliştirmesine yol açtık.

Hesapta "win win" olacaktı, Türkiye için sadece "lost lost" oldu!

Yazarın Diğer Yazıları

Yakında Amerika'yı da keşfederler!

Aradan geçmiş üç çeyrek yüzyıl, beyimiz hâlâ "insanların doğuştan sahip olduğu haklardan" söz ediyor. Magna Carta'nın üzerinden 8 yüzyıl geçmiş, bizimkilerin aklına masumiyet karinesi yeni geliyor. Cumhurbaşkanı'na bunları "yeni" diye kim yutturduysa, helal olsun!

Erdoğan'ın empati duygusuna ne oldu?

Şiir okuduğu için hapse atılan Erdoğan'ın yönettiği ülkede, Osman Kavala 1218 gündür uydurulmuş suçlarla hapiste mesela!

Siyaset yapmayı yasaklamak istiyorlar

Erdoğan yönetimi, HDP'yi siyaset alanında bir figür olmaktan çıkarmak istiyor. Bu vesileyle karşısındaki ittifakı parçalayarak, yeniden seçilebilmenin ümidini canlı tutmak peşinde