20 Mart 2021

"Ruh eşin" telefonundaki uygulamada mı?

Baktığınız zaman "şahane" kelimesinin bile yetersiz kalabileceği genç bir kadın. Mesleğinde başarılı. Kapitalist düzenin bize "başarı" diye öğrettiği her şeye sahip. Evi, arabası, yazlığı vs. Ama aradığı gibi bir sevgili bulabilmek için bir çöpçatanlık uygulamasına girmek zorunda kalıyor

Emilia Clarke, Game of Thrones dizisinin oyuncularından biri.

İtiraf edeyim ki ben diziyi izlemedim ama Ms. Clarke'ı yakından tanıyor sayılırım çünkü dizinin fırtınalar kopardığı günlerde gazetelerde boy boy fotoğrafları yayımlanıyordu ve takdir edersiniz ki bu fotoğraflara ilgisiz kalmam söz konusu değildi.

Hoş bir genç kadın, dizinin yapımcıları ile sözleşmesine Türkan Şoray kanunları koydurmuş ama gazetelerin yazdığına göre sonra bu kuralları bir kenara bırakmış.

Şöyle dediğini hatırlıyorum:

"Çıplak sahnelerin çekilmesinden önce bir – iki kadeh votka içiyorum. Hem setin ışıklandırması vücudumu daha güzel gösteriyor!"

Bunu hatırlıyorum çünkü bu sözlerini okuduğumda meşhur "çirkin insan yoktur, içilmemiş votka vardır" sözünü hatırlamıştım.

Şimdi hemen "hayııırrr, o söz öyle değil" diye ayağa fırlamayınız lütfen. Tabii kİ biliyorum bu sözün orijinalini.

Ama cinsiyetçilik tuzağına düşmemek için cümle içindeki bir kelimeyi "insan" kelimesi ile değiştirmekte bir beis görmedim.

Erkekler, sanki hepsi birer Adonis'miş gibi böyle afili cümleleri ezbere bilir, yeri gelince kullanmakta tereddüt etmezler.

Onların "çirkin" bulduğu insanlar, acaba onları nasıl buluyorlar, akıllarına bile getirmezler.

Böyledir, insan cinsinin erkek olanının ruh durumu, ne yapayım?

Her neyse, Ms. Clarke hakkında son okuduğum haber şöyle:

"Game of Thrones dizisiyle dünya çapında şöhreti yakalayan Emilia Clarke (34) bir flöt uygulamasına üye oldu. Aşk hayatında aradığı istikrarı bir türlü yakalayamayan İngiliz oyuncu, zengin ve ünlülerin kabul edildiği bir uygulamada profil oluşturdu."

Bu yazıyı yazarken de internetten baktım, bir habere göre Clarke aradığını bulamadığı için uygulamadan çıkmış, bir diğerine göre halinden memnunmuş.

Artık internette okuduğunuz her şeye ne kadar güvenebileceğinize siz karar verin.

Baktığınız zaman "şahane" kelimesinin bile yetersiz kalabileceği genç bir kadın. Mesleğinde başarılı. Kapitalist düzenin bize "başarı" diye öğrettiği her şeye sahip. Evi, arabası, yazlığı vs.

Ama aradığı gibi bir sevgili bulabilmek için bir çöpçatanlık uygulamasına girmek zorunda kalıyor.

Çok yadırgatıcı gibi görünüyor ama aslına bakarsanız hiç de değil.

Eskiden mahallelerdeki çöpçatanların işini gören çağa uygun bir düzen bu.

Kadınlar özgürleştikçe çöpçatanlık mesleğinin gözden düştüğünü biliyoruz ama günümüzün büyük kentlerinde yaşayan gençleri bir düşünün bakalım: Ruh eşlerini nerede, nasıl bulacaklar?

Şanslarına küçük arkadaş çevrelerinde ya da işyerlerinde böyle biri varsa ne âlâ.

Yoksa ne yapacaklar?

Aile büyüklerinin onlar için birisini bulmasını mı bekleyecekler?

Hele bu pandemi günlerinde...

Yalnızlık ağır bir yorgan gibi insanın üzerine çökerken, nefes almak için başlarını nasıl çıkartabilecekler?

Onun için Emilia Hanım'ın bile bir çöpçatan sitesinde ruh eşini aramaya başlamasına şaşırmayın derim.

Uygulama mağazalarına bakarsanız, bunların sayısının ne kadar çok olduğunu da göreceksiniz.

İhtiyaçlar icatların anasıdır derler; talep olmasaydı, bu kadar uygulama icat edilir miydi?

Bilmiyorum hatırlar mısınız?

2019 yılının Aralık ayında CİMER'e başvuran bir vatandaşımız, "devlet gözetiminde bir çöpçatan uygulaması yapılması" talebinde bulunmuştu.

Her işi "devletten bekleme" alışkanlığımızın ulaştığı zirve noktası bu olsa gerek diye düşünmüştüm o zaman.

Daha da eğlencelisi Aile Bakanlığı da konunun "akademik olarak tartışılabileceği" yanıtını vermiş ve "geleneksel görücü usulü yöntemlerin canlandırılabileceği" kanaatinde olduğunu belirtmekten de geri durmamıştı.

Konu buraya gelince başımdan geçen bir olayı anlatmasam olmaz.

Yıl 1983 ya da 1984 olmalı. Erkekçe Dergisi'nde çalışıyorum. Hıncal Uluç Genel Yayın Müdürü. Ali Kocatepe yazı işleri müdürü. Rahmetli Prof. Dr. Kurthan Fişek Hocam'ı darbeciler üniversiteden atmış, hem dergiye çeviriler yapıyor hem de bugünün yayınevlerinde artık  bulunmayan "rewrite" işini yapıyor. Ben de Genel Yayın Müdürü Yardımcısı'ydım.

Bilgisayarların hayatımızdaki önemini yeni yeni anladığımız yıllardı, bir bilgisayar mühendisi (adını hatırlayamadığım için bu yazıyı okuyorsa kendisinden çok özür dilerim) yepyeni bir proje ile geldi.

Projenin aslı, bilgisayar kullanarak çöpçatanlık yapmaktı.

Dergide formlar yayımladık, kadınlar, erkekler bunları doldurdular. Kişilik özelliklerini tespit edebileceğimiz sorulara yanıt verdiler.

Bunlar o zamanın teknolojisiyle kartlara delinerek bilgisayara yüklendi. Sonra da makine çalıştırıldı, eşleştirmeler öyle yapıldı.

Bu sistemle tanışanlardan evlenen olmadığını düşünüyorum çünkü kimse bizi düğününe davet etmedi.

Kısa bir süre sonra da sistem çöktü, çünkü müracaat eden erkek sayısı, kadın sayısının aşağı yukarı 80 – 90 misline çıkmıştı ve program çalışamıyordu.

Sanıyorum bugünün çöpçatanlık uygulamalarının yaşadığı sıkıntıların başında bu geliyor olmalı.

Erkek sayısının, kadın sayısından çok fazla olması ciddi bir sorun, yaşadığım için biliyorum.

Parantezi kapatıp, devam ediyorum:

Bu tür çöpçatan uygulamalarındaki hızlı artışın nedeni, insanın kendisi için "uygun" olduğunu düşündüğü birisiyle karşılaşma olasılığının giderek düşüyor olması.

Pandemi öncesi için de geçerli bir sorun bu.

Uzayan çalışma süreleri, dar bir arkadaş çevresinin içine hapsolup, oradan çıkamamak, sadece kendi beğeneceği değil, ailesinin / arkadaşlarının da onaylayacağı birini bulma peşine düşmek gibi etkenlerin yarattığı bir sorun.

Çoğumuz karşı cinsten çok insan tanırız. Ancak bu tanıdıklarımız içinde sadece bazılarıyla yakın arkadaş olabiliriz.

Bunların da içinden bir "sevgili" çıkarma olasılığını istatistiki bir hesaba vursak ulaşacağımız sonuç virgülden sonra çok sıfır gerektirecektir.

Eskiden birlikte çalıştığım bekar genç erkek ve genç kadınlara "gözlerini dört açmalarını" söylerdim.

Hepsi yalnızlıktan yakınırlar ama en yakınlarındaki kişiden bir sevgili çıkabileceği olasılığına kuşku ile yaklaşırlardı.

Sanki hayatlarını paylaşacakları insanı bulmaları bir ilahi gücün itkisini gerektiriyormuş gibi!

Zaten birisine aşık olduğumuzdan söz ederken bu konuda bir seçim şansımızın olmadığını da içten içe düşünürüz.

Görünmeyen aşk meleği bir ok atmış da denk gelip, bizi bulmuş gibi.

Oysa her aşkın, kendine göre bir nedeni vardır.

Aşık kişi, kendisi için geçerli olan bir nedenle karşısındakine tutulur.

Çiftlerden her birinin nedeni de kendine göre olabilir.

Çöpçatan sitelerinin amacı ise aşık olacağınız kişiyi değil, en iyi anlaşacağınız kişiyi sizinle tanıştırmaktır.

Bunun için oluşturduğunuz profil önemlidir ki sanıyorum bu sitelerin baş edemeyecekleri sorun da bu olmalı.

Online Dating Statistics & Facts internet sitesine göre, geçtiğimiz yıl dünya çapında 91 milyon kişi çöpçatanlık uygulamalarını kullanıyordu.

Ancak çoğu insan, bir başkasıyla eşleşemiyor, bir randevu ayarlamayı başaramıyor.

İngiltere merkezli kamuoyu araştırma şirketi YouGov'un yaptığı bir ankete göre, ülkede yaşayanların yüzde 10'u bu tip uygulamaları kullansa da, uygulama aracılığıyla randevu ayarlayabilenlerin oranı yarıdan az.

Sussex Üniversitesi'nden ilişki danışmanı Suzie Hayman ise sanki benimle ağız birliği etmiş gibi şunu öneriyor:

"En iyi ilişkiler arkadaş olarak başlayıp, partnerliğe dönüşen ilişkilerdir. Tabii ki, yeni bir arkadaş sizi muhtemel bir sevgiliyle de tanıştırabilir."

Yazarın Diğer Yazıları

Aşk, stresi sever

Benedek, sevgililerin bunu "iyi bildiğini" ve "bilinçli ve sınırlı düşmanlık" yaratarak, nedensiz gerilimler, küçük kavgalarla tutkuyu canlı tutmaya çalıştıklarını da yazıyor

Bir Türk kadını ile mutlu 17 gün geçirme rehberi

Kendini bilen ve huzurunun bozulmasını istemeyen her erkek eşinin taleplerine saygılı olur, onun taleplerini kendi talepleriymiş gibi içselleştirir, gül gibi geçinip gider! Bunu bilir, bunu söylerim

Yakında kiraz da çıkar

Şahane bir aşk, harcanmış bir hayat değildir. Tam tersine, şahane bir aşk, yaşadığımız hayatın hiç olmazsa o bölümünün anlamlı olmasını sağlar. Yaşandığını gösterir, harcandığını değil