16 Ocak 2022

Kötü niyetli icatlar

Merakım beni öğrenmeye, öğrenmek paylaşmaya sürüklüyor. T24'te bugün başlayan yazılarım ile dünyadan farklı perspektifleri, tarihten ilginç dersleri ve yakın gelecekteki gelişmeleri anlatmaya çalışacağım

ABD'li Theophilus Van Kannel 1888 yılında dönen kapıları icat etti.

Erkeklerin açık tutarak kadınların geçmesini bekleyeceği kapılar kalmamış, Van Kannel'in nefret ettiği bir sosyal norm yıkılmıştı.

Rivayetlere göre; Van Kannel, erkeklerin, kadınlara geçmeleri için öncelik vererek kapı açtığı centilmenlik saygısından o kadar sıkılmıştı ki, dönen kapıları bulmuştu. Yarattığı yepyeni giriş çıkış sistemi; kapıların açık tutulmasıyla, binadaki ısı kaybına yol açan ve ısıtma sistemlerini fazla çalıştırarak yüksek maliyetlere sebep olan düzeni tümüyle değiştirdi.

Van Kannel'in kötü niyetinin iyi niyete dönüşmesinden yarım yüzyıl sonra iktidara gelen Nazi rejimi tarihin en korkunç, organize katliamını gerçekleştirirken, bugün hâlâ birçok bilim alanında kullanılan buluşları da geliştirdiler.

İnsan üzerindeki acımasız deneyleriyle birçok sağlık problemini analiz ettiler.

Dachau toplama kampında buzlu suda bekletilerek Nazi tıbbî deneylerine maruz kalmış bir kişi.
SS doktoru Sigmund Rascher deneyi yönetiyor. Almanya, 1942. (Fotoğraf: Holokost Ansiklopedisi)

Sigara, alkol, yemek boyaları ve asbest gibi ürünlerindeki kanserolojin etkilerini erken fark edip, tarihin en başarılı kanserle mücadele programlarından birini yönettiler.

Meme kanserini kontrol amacıyla ilk defa sıradan insanların kendi vücutlarında tümör kontrolü yapması bu programın bir parçasıydı. 

Asperger sendromu teşhisini koyarak hastalığa isim veren Hans Asperger ise Nazi Partisinin öjeni programında çocukları kategorize eden ve beş bin çocuğu ölüme gönderen bir psikiyatrdı.

Uzayın sırlarını keşfetmenin ana aracı olan roketlerin gelişiminden, havacılık sisteminin temeli olan ilk jet uçak motoru ile uçuşlara kadar birçok çağ ötesi buluş Nazilere aittir.

Dönemin buluşları o kadar değerliydi ki; etik olarak sorgulansa da İkinci Dünya Savaşı'nın ardından ABD (Operasyon Ataş) ve SSCB (Operasyon Osoaviakhim) binlerce Nazi bilim insanını ve ailelerini savunma teknolojilerini geliştirmek için kendi ülkelerine kaçırdı. Soğuk Savaş rekabetinde etik niyet ve davranışlar ikinci plana düşmüştü.

Buluşlar arttıkça motivasyon kaynağı olan kötü niyetler daha da belirginleşti. Kadınları küçümsemek bile gelişim için kullanılabilmişti.

50'lerde araba satın almak çoğunlukla erkeklerin verdiği bir karardı. Erkekler hayat kolaylaştırıcı bir buluş olsa da otomatik şanzımanlı arabaları tercih ederek erilliklerinden ödün vermek istemiyorlardı.

Savaş sonrası hızla modernleşen ABD'de araba şirketleri yeni ticarileşmeye başlayan otomatik şanzımanlı arabaları pazarlamakta güçlük çekiyorlardı. Otomatik şanzımanlı arabaları kadınlar için pazarlamaya başlayarak bu sorunu çözdüler.

Erkekler, erilliklerini korumaya devam ederken "Eşim vites değiştirmekte zorlandığı için otomatik araba aldım" diyerek kullanışlı bir bahane ile cinsiyetçiliği başarıyla pazarlamaya taşıdılar. Bu taktik kadınların araba kullanmasını beklentilerin üstünde hızlandırdı.

Gerçekte inovasyon her zaman iyimser şekilde yorumlanmamıştı. Kökü Latince 'yenilik' veya 'değişim' anlamına gelen innovatus'a dayalı bu kelime, Orta Çağ Avrupa'sının bağnaz yapısında 'değişimcileri' dini yazıları değiştirmekle suçlamak için kullanılan aşağılayıcı bir sözcüktü.

Galileo'nun, dünyanın Güneş'in etrafında döndüğünü keşfedince, kilisenin öğretilerine aykırı söylemlerden yargılanması; Takiyüddin'in rasathanesinin, küstahça meleklerin sırlarını anlamaya çalışmasından ötürü Şeyhülislam fetvası ile yıkılması bu bakışın tezahürüydü.

Dilimizde "Başıma icat çıkarma" veya "Meyve veren ağaç taşlanır" gibi yerleşik deyim ve atasözlerinin olması belki de bizim topraklarımızda bu tutumunun yansımasıydı.

18. yüzyıla kadar da 'inovasyon' çoğu zaman 'tehlikeli', 'şiddetli' ve 'zararlı' gibi sıfatlarla birlikte kullanıldı. 

Endüstriyel devrimle birlikte bilim, buluş ve makinelerle bağdaştırılmaya başlandı. Ekonomiye, güvenliğe, sağlığa, hemen her alana katkıda bulunan buluşlar ile kötü niyet tabusu yıkıldı. Devletler laboratuvar ve üniversitelere yatırım yapmaya başladı. Patent yasaları ile mucitlerin önemi kabul görmeye başladı.

İnsanlık tarihinin çoğu, önünü göremeyen toplumlar ve nadir sayıda icadın çağları belirlediği yüzyıllardı. Bugün ise icatların, fikirlerin ve çalışma modellerinin sistematik ve sürekli olarak uygulanması bir beklentiye dönüştü. Küresel ekonomi, kültür ve toplum temelleri artık bu değişken dalganın hep büyüyerek ilerlemesi üzerine kuruldu.

Bugün dünyanın en çok gelire sahip olan şirketleri sürekli olarak yarına ne kadar hazırlandıklarını kanıtlayarak en değerli markalarını yaratıyor ve sürdürüyorlar.

Ülkelerin, kurumların ve bireylerin gelecekten nasiplenebilmek için birbirleriyle inanılmaz bir rekabette olduğu bu dönemde, artık inovasyonu toplumda barındırmak ve kültür ile altyapısını oluşturmak toplumlara yüksek kaliteli bir yaşam sunmak için şart.

Yüzyılımızda, gelişimin mutlak şartı buluşların arkasını analiz etmek, sosyal etkilerini anlamak ve amacının dışındaki sorunları öngörmeye çalışmaktır. Toplumu gelişime teslim ederek değil; gelişimi toplumun ihtiyaçlarına göre şekillendirmek, şüphesiz en kötü niyetli buluşu bile en iyi sonuca ulaştıracaktır.

Yazarın Diğer Yazıları

Söylentinin gücü

Fikirlerin özgürce ifadesi şimdilik hiç iyi işaretler vermese de zihinlerin ve kalplerin korunmasının tek yolu propaganda karşısında uyanık kalmak gibi görünüyor

İktidar için organize ikna

Antik çağlardan bu yana var olan propaganda ikna ve güç üçgeni, yirmi birinci yüzyılda hayli olgunlaştı, kullanıcılarının bile hayal edemeyecekleri bir noktaya ulaştı

Devlet desteğiyle yapılan uyuşturucu ticareti durdurulabilir mi?

Bu konu gündeme gelmeye devam ettikçe ve yeni bilgiler gün ışığına çıktıkça, Türkiye acaba nasıl etkilenecek?