04 Mayıs 2020

Ne yaparız pandemiden sonra?

Sonra, şu andan sonraki andır. Sonra şimdidir. Şimdi başlamamak için hiçbir nedenimiz yok. Çünkü "di'li geçmiş zaman biraz hüzündür

Biz insanlar tuhaf canlılarız. Hep "sonra"yı düşünürüz. Hep sonrayı düşünür dururken bazen yaşadığımız anın muhteşemliğini fark etmez ya da yaşadığımız o zor anda yapabileceklerimizi, çözümleri gözden kaçırırız.

Hayatlarımızın davetsiz misafiri Koronavirüs ile tanışır tanışmaz da hemen sonrayı düşünmeye başladık. Sonra ne olacak? İlk günler yaşadığımız kaygı ve tedirginlik yerini birkaç gün içinde "sonra"ya bıraktı. "Bu tür travmalar, salgınlar insanların hayatlarında, toplumların tarihlerinde önemli dönemeçler olur" diyenler var. "Hiçbir şey değişmez" diyenler de öyle. "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" iddiasında olanlar var. "Eskisinden daha kötü olacak" diyenler de...

Her şey değişir ve hiçbir şey değişmez. Her şey önce kendimizden başladığımızda değişir çünkü. Başkasının eksiği gediği yerine kendi noksanlıklarımızı tamamlamaya çalıştığımızda değişir. Mesela elimizdekilerin kıymetini bildiğimizde, başkasını olana göz dikip, haset etmediğimizde, kendi kötülüğümüzle baş etmeyi öğrendiğimizde değişir yaşam.

Her şey değişir ve hiçbir şey değişmez. Muslukları sonuna kadar açmaya devam edersek hiçbir şey değişmez. Sigara izmaritlerini, plastik poşetleri, içecek kutularını çöp yerine denize, yeşil alanlara yani "vatan" dediğimiz o kutsal yerlere atmaya devam ettiğimizde bir şey değişmez.

Her şey değişir ve hiçbir şey değişmez. Altın için dereleri kurutup, ağaçları kestiğimizde kurdu kuşu yuvasından ettiğimizde hiçbir şey değişmez.

Her şey değişir ve hiçbir şey değişmez. Kendi acımızla herkesin hemhal olmasını beklerken başkasının acısına yüz çevirdiğimizde hiçbir şey değişmez. Adaleti sadece kendimiz için istediğimizde bir şey değişmez. "Beter olsun" demek yerine "ne derdi var" dediğimizde bir şey değişir. "Gebersin" yerine "yaşasın" dediğimizde her şey değişir.

Her şey değişir ve hiçbir şey değişmez. Gözyaşlarımızı ve sevinçlerimizi sadece "bizden" olanlara sakladığımızda bir şey değişmez. Birbirimizin yokluğuna hevesle bakıp, güldüğümüzde bir şey değişmez. Bencillik yerine dayanışmayı, düşmanlık yerine kardeşliği ektiğimizde her şey değişir.

Her şey değişir ve hiçbir şey değişmez. İnancı etiket yaptığımızda bir şey değişmez. Duaları çıkar ile kirlettiğimizde bir şey değişmez. Başkasının dili ve dininin de değerli ve kutsal olduğunu kabul ettiğimizde her şey değişir. Küçümsemek yerine saygı duymayı tercih ettiğimizde her şey değişir.

Ne yaparız bundan sonra?

Ya eski doğrularımızı cilalayacağız ya da demokrat, aydın, solcu, milliyetçi vb. kimliğimizin tozunu kaldırıp altındaki kötülükle hesaplaşacak, daha derinden bakacağız.

Ya ezberlerimizi havalandırıp tekrar kullanmaya başlayacağız ya da yeniden öğrenmeye heves edeceğiz.

Ya düşmanlıklarımızı "ama"lar "fakatlar" ile süsleyeceğiz ya da vicdanımızla düşünmeye koyulacağız.

Ya yine bildiğimiz yolları yürüyecek ve çıkmaza varacağız ya da başka yollar arayacağız.

Ya "aman düşmeyelim" diye temkinli davranacağız ya da düşüp düşüp yeniden kalkmayı göze alıp kanatlarımızı açacağız.

Hayat sadece seyirci kalarak, tribünden bakarak yaşayacağımız bir şey değil. Sadece bir ömrümüz var; ne kadar süreceğini hiç bilmediğimiz, bilmeyeceğimiz. İçinde olduğumuz etkilendiğiniz, etkilediğimiz, etkilenenleri gördüğünüz, bedel ödediğimiz ya da bedel ödeyenleri gördüğünüz, şahit olduğunuz bir ömür yaşıyoruz, yaşayacağız. Uzunluğu kısalığı bir yana, nasıl yaşadığımız önemli. Şikâyet etmek yerine yapmaya, yıkmak yerine onarmaya başladığımızda bir şey değişir. Hiçbir yerden hiçbir kurtarıcı gelip bize adaleti, sağlığı, huzuru, mutluluğu bahşetmeyecek. Ya biz uğraşarak, didinerek, dayanışarak alacağız ya da her şey eskisi gibi olacak. Belki eskisinden de beter.

Pandemiden sonra sahip olduklarımızın kıymetini bilir miyiz, paylaşmayı öğrenir miyiz bilmiyorum. Bunun için "sonra"yı beklememek gerektiğini biliyorum.

Sonra, şu andan sonraki andır. Sonra şimdidir. Şimdi başlamamak için hiçbir nedenimiz yok. Çünkü "di'li geçmiş zaman biraz hüzündür. "Keşke" dir mesela. Ve keşke bütün pişmanlıkların hasıdır.

Keşke'niz olmasın…

Yazarın Diğer Yazıları

Cumartesi Anneleri 25 yaşında

Ellerindeki fotoğraflar büyümüyor, soluyor ama sayılar eksilmiyor… 25 yıldır adalet istiyorlar… 25 yıldır umutla arıyorlar… 25 yıldır inatla soruyorlar… 25 yıldır vazgeçmiyorlar…

Overlok makinesi ayağımıza geldi

Yeşil erik, patates soğandan, kavun satıcısından sonra overlok makinesi de ayağımıza geldi. Lakin devletin göndereceğini söylediği maskeler hala gelmedi

Bize biraz mahcubiyet lazım

Ölen tüm çocukların masum olduğunu bilmek için…