05 Ağustos 2019

Halk düşmanları... İhanet içindeler... Yalan yazıyorlar!

Avazı çıktığı kadar bağırıyor ama ağzının payını da alıyor

Avazı çıktığı kadar bağırıyor: 

Halk düşmanı bunlar!

Sesini yükseltiyor:

Halk düşmanları!

Ağzından köpükler saçıyor:

İhanet içindeler!

Suçluyor:

Yalan yazıyorlar! 

Halk düşmanı olan, ihanet içinde olan, yalan yazan kim?
Bir gazete:
The New York Times.
Bas bas bağırana gelince:
Başkan Trump.
Allah'ın sıcağında Beyaz Saray'ın bahçesine çıkmış NYTimes'ı topa tutuyor, çünkü gazete bir haberiyle Çalışma Bakanı'nı koltuğundan devirmiş, istifa ettirmiş... 
Trump'ın ilk vukuatı değil bu.
NYTimes'ı daha önce de halk düşmanı ilan etmiş, ihanet içinde olmakla, yalan yazmakla suçlamıştı.
Ama cevapsız kalmamıştı.
Bir seferinde gazetenin patronu A. G. Sulzberger, Başkan Trump'ın ağzının payını fena halde vermişti
Trump'a açık mektubunda, yalan haberciliği reddetmiş...
Vatan hainliği suçlamasının bu kadar ucuz olmadığını, ayağa düşürülmemesi gerektiğini belirtmiş...
"Gazetecileri şeytanlaştırma"nın ne kadar tehlikeli olduğunu vurgulamış...
Özgür ve bağımsız medyaya dönük akıl almaz tavrından dolayı Başkan Trump'ın demokrasiye büyük bir tehdit ve tehlike oluşturduğunun altını çizmiş...  
Trump'ın medyaya yönelik bu düşmanlığının dünyada da, Mısır, Macaristan ve Myanmar gibi bazı ülkelerde de gazetecilerin hayatını tehlikeye attığını, sansürü beslediğini söylemiş...
Özgür basın demokrasilerde önkoşuldur demiş...
Bağımsız, özgür, tarafsız gazeteciliğin özgürlüklerin güvencesi olduğunu belirtirken yolsuzlukla, adaletsizlikle mücadelede medyanın yaşamsal rolüne dikkat çekmiş...  
NYTimes'ın patronu, Başkan Trump'a yazdığı açık mektubunda, gazetenin gerçekleri kovalamaya devam edeceğini, halkın dünyayı daha iyi kavrayabilmesi için çabalarının hiç durmayacağını yazdıktan sonra demeye getirmiş ki:
Gazetecilik suç değildir!

Şimdi benim içimden geçenlere gelince...         
Bir gazete patronunun açık bir mektupla, gazeteciliği böylesine yalın bir dille savunması yarım yüzyıllık bir gazeteci olarak beni sevindirdi.
Belki de kıskandım.
Keşke bizde de böyle patronlar olsa (ya da olsaydı) düşüncesi şöyle bir geçip gitti içimden. Bugün geldiğimiz noktada perişanları oynuyoruz ne yazık ki.
Bağımsız medya...
Özgür medya...
Tarafsız medya...
Bunların hepsinin köküne çoktandır kibrit suyu ekilmiş durumda...
Bugün Türkiye en büyük gazeteci hapishanesi olarak zikrediliyor dünyada...
Başkan Trump gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan da zaman zaman kükrüyor halk düşmanları diye, vatan hainleri diye...
Ama onun ağzının payını NYTimes'ın patronu gibi verecek bir gazete patronu yok bu memlekette...
Herkes sinmiş vaziyette.
Korku dağları bekliyor.
Amerika'da ise Başkan Trump'a rağmen demokrasi ve hukuk devleti tıkır tıkır işlemeye devam ediyor.
Çünkü liberal kurumlar ayakta.
Medya bağımsızlığını koruyor.
Yargı da öyle, bağımsız.
Yasamanın ipleri de Başkan'ın değil, Kongre üyelerinin, milletvekillerinin, senatörlerin elinde...
Bir başka deyişle:
Amerika'da başkanlık sistemi var ama demokrasileri demokrasi yapan güçler ayrılığı da var.
Bizde ise bütün iktidar ipleri Saray'da toplandığı için demokrasi ve hukuk hak getire...
Başka ne yazayım ki bu yaz sıcağında?

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Bu kafa bunca yıldır barış getirmedi Türkiye'ye, bundan sonra da getirmez!

Hep aynı şeyi yapıp farklı sonuçlar beklemek ahmaklıktır, ahmaklık!

İyi ki futbol var dedirten harika bir futbol gecesi!

Futbolseverler için Liverpool-Chelsea Süper Kupa finali unutulmaz bir maç oldu