23 Eylül 2014

Erdoğan iktidarıyla IŞİD nereye?..

Türkiye IŞİD’e karşı ne yapacak? Rehine olayının mutlu sonla kapanmasıyla birlikte bu soru çok daha güncel

IŞİD Suriye’de, Kobani’de en vahşi, en acımasız yöntemlerle vurmaya devam ederken, Kürtler, Ezidiler, Asuriler, Türkmenler gitgide kabaran dalgalar halinde sınırı geçip Türkiye’ye sığınıyorlar.
Yaşanmakta olan büyük bir insanlık dramıdır.
Türkiye IŞİD’e karşı ne yapacak?
Şimdi soru bu.
49 rehine olayı’nın mutlu bir sonla, sağsalim kapanmasıyla birlikte bu soru çok daha güncel hâle gelmiş durumda.
Evet, şimdi sormak lazım:
Erdoğan iktidarı, IŞİD’i artık barış ve istikrar adına bir tehlike olarak görüyor mu?..
Artık sözcüğünün altını özellikle çiziyorum, zira Ankara’nın gözünde IŞİD  yakın zamanlara kadar böyle bir tehdit sayılmıyordu.
IŞİD, bir yandan Şam’daki Esad rejimine karşı, diğer yandan Suriye Kürtlerine, PYD’ye karşı Ankara’dan şöyle ya da böyle destek gören bir örgüttü.
Erdoğan iktidarı, IŞİD’le uğraşmak yerine, IŞİD’e karşı duvar çekmek yerine, Rojava’da Suriye Kürtlerine karşı, Irak Kürt yönetimiyle de işbirliği yaparak, hendek ve dikenli tel çekmeyi öncelikli hedef bellemişti.

Rojava’da konuşulan IŞİD’e Ankara desteği

Erdoğan iktidarı, IŞİD’i artık barış ve istikrar adına bir tehlike olarak görüyor mu?.. Artık sözcüğünün altını özellikle çiziyorum, zira Ankara’nın gözünde IŞİD yakın zamanlara kadar böyle bir tehdit sayılmıyordu

Nisan ayında on gün kadar Rojava’da dolaşmıştım. Nereye gitsem, kulağıma hep IŞİD ve IŞİD’e Ankara desteği çalınmıştı.
IŞİD’li savaşçıların Türkiye üzerinden Suriye’ye giriş yapmaları...
IŞİD’in Türkiye’den de savaşçı devşirmesi...
IŞİD’in Türkiye’ye kaçak ham petrol satması...
IŞİD’li yaralıların Türkiye’de tedavi görmesi...
IŞİD’e Türkiye’den ve üzerinden silah, cephane yardımı yapılması...
Ve IŞİD’in vahşi yöntemleri konusunda Erdoğan iktidarının i’lerin üstündeki noktayı koymaktan sürekli kaçınması...
Bütün bunlar gerçekti.
Bütün bunlar, birtakım ‘karanlık odaklar’ın Türkiye’ye yönelik algı operasyonları da değildi.

‘Çetelere yardım et,
Rojava’ya sok; insanlık mı bu!’

IŞİD saldırılarının geçen yıl sonuçsuz kaldığı, PYD-YPG tarafından kanlı bir biçimde püskürtüldüğü Ceylanpınar’da, Kürtçe adıyla Serekani’de bir PYD’li nisan ayında bana şöyle yakınmıştı:
“Çeteleri sınırdan bırak, sok Rojava’ya, yardım et. Kürtleri onlara kırdır. Sonra onlar yenilince, al içeri, kapat sınır kapısını... İnsanlık mı bu?..”
Yine geçen Nisan ayında, PYD lideri Salih Müslim’le sohbetimi anımsıyorum.
Canını en çok Rojava Kürtlerine uygulanmakta olan ambargo, kuşatma sıkıyordu.
Bu konuda Erdoğan’la Mesud Barzani’nin işbirliği içinde olduklarını belirtmişti.
Barzani’nin Rojava sınırına hendek kazarken, Türkiye’nin de Afrin kantonu sınırında aynı işe soyunduğunu, dikenli teller çektiğini söylemişti.
Türkiye’nin 1990’lardan itibaren 20 yıl boyunca Kuzey Irak diyerek, Irak’ın Kuzeyi diyerek, Kürt ve Kürdistan sözcüklerini bile ağzına almayarak, Iraklı Kürt liderler Talabani ve Barzani’yi muhatap kabul etmeyerek Irak Kürdistanı konusunda tarihi bir yanlış yaptığının altını çizmiş, Tayyip Erdoğan’a mesajını şöyle göndermişti:
“Türkiye şimdi bu vahim hatayı Suriye Kürdistanı’nda, yani Rojava’da tekrarlayacak mı? Tarihten ders almak yok mu? Şimdi 20 yıl daha mı bekleyeceğiz? Yeterince kan ve gözyaşı dökülmedi mi?”
Salih Müslim, Türkiye’nin hatalarının bölgesel barış ve istikrarı olumsuz etkileyeceğini belirtirken, Türkiye Kürtleriyle ‘çözüm süreci’nin de rayından çıkabileceğine işaret etmişti.

IŞİD’e karşı hareketsizliğin acı bedeli

Musul’un IŞİD’in eline geçmesi… 49 rehine olayı… Şengal’de Ezidi katliamı ve göçü… Şimdi de Kobani’de Kürtlere yönelik kıyım ve göç… Bütün bunlar IŞİD karşısında hareketsiz kalmanın acı bedelidir

Nisan ayından beri yaşananlar birçok bakımdan Salih Müslim’in haklılığına işaret ediyor.
Musul’un IŞİD’in eline geçmesi…
49 rehine olayı…
Şengal’de Ezidi katliamı ve göçü…
Şimdi de Kobani’de Kürtlere yönelik kıyım ve göç, (600 bin nüfuslu Kobani’de IŞİD bugüne kadar 60 kadar Kürt köyünü ele geçirdi, Türkiye sınırına dayandı ve 100 binin üzerinde Kürt köylüsü evlerini barklarını bırakarak Türkiye’ye sığındı)…
Bütün bunlar IŞİD karşısında hareketsiz kalmanın acı bedelidir, pahalı faturasıdır.
Nitekim, PYD lideri Salih Müslim dün de Türkiye’yi uyardı, “Bu işler iki yüzlülükle olmaz. Bir taraftan çözüm süreci diyeceksin, diğer taraftan da bu çeteleri Kürtlere saldırtacaksın, kimse bunu kabul etmez” dedi.

Türkiye ne yapmalı?

Peki şimdi ne yapmalı?
Türkiye, Kobani’de Kürtleri yalnız bırakmamalı.
Türkiye, IŞİD karşısında Kürtlere yardım ve destek elini uzatmalı.
Türkiye, bölge Kürtlerini bölücü değil, birleştirici bir yol izlemeli, Kürtlerle bölgeye dönük olarak dayanışma içinde olmalı.
Türkiye, ancak kendi Kürtleriyle ve bölge Kürtleriyle birlikte hareket ederek, işbirliği yaparak hem kendi topraklarında, hem bölgede barış ve istikrara katkıda bulunacağını bilmeli.
Türkiye, Rojava’daki PYD-YPG-PKK realitesinin varlığını tanımalı ve politikalarına artık buna göre ayar vermeli.
Türkiye, bu ‘realite’yi tanımazsa, örneğin Kobani’de Kürtlerle dayanışma içinde davranmazsa, ‘çözüm süreci’nin de büyük darbe yiyeceğini görebilmeli.
Türkiye, ‘IŞİD karşıtı koalisyon’a bundan böyle mesafeli durmaktan kaçınmalı.
Türkiye, Ortadoğu’da kendisini özellikle son birkaç yıldır fena hâlde tecrit etmiş, yalnızlaştırmış politika yanlışlarına son vermeli.

‘En önemli Ortadoğu
başkentlerinde büyükelçi yok’

Peki şimdi ne yapmalı? Türkiye; Kobani’de Kürtleri yalnız bırakmamalı, bölge Kürtlerini bölücü değil birleştirici bir yol izlemeli, politikalarına Rojava’daki PYD-YPG-PKK realitesini tanıyarak ayar vermeli

Bu açıdan, AKP’nin kurucularından ve AKP hükümetlerinin ilk Dışişleri Bakanı olan emekli Büyükelçi Yaşar Yakış’ın dün Taraf’ta Erdoğan iktidarının yapması gerekenler konusunda Tuğba Tekerek’e şöyle demiş:

Suriye kısmında:

Esad’ın kısa zamanda düşeceği varsayımımız yanlış çıktı, rotamızı yeni koşullara uyduruyoruz” demek bir erdemdir.

Bunu yapmak için ortam çok elverişli.

Ayrıca, Ortadoğu’nun geleceği şekilleniyor.

Böyle kritik bir dönemde Türkiye’nin en önemli dört Ortadoğu başkentinde, Suriye, İsrail, Mısır ve Libya’da büyükelçisi yok.

Bu durum, Türkiye’nin şekillenmede etkisini sınırlıyor.

Türkiye bu ülkelere yumuşama mesajı vermeli.



 

Ve son bir nokta:
Erdoğan iktidarı, bütün bu açılardan yakın geçmişte yapmış olduğu vahim hatalardan ders çıkarmalı!
Gerekli dersler çıkarılamazsa, Tayyip Erdoğan Zaloğlu Rüstem gibi yedi düvele pala sallamaya devam ederse, Türkiye’nin işi çok daha zorlaşır.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Ermeni kardeşlerimin 24 Nisan soykırım acısını, Hrant Dink'in "23,5 Nisan" yazısıyla paylaşıyorum

"Kim nasıl anlayabilir bunu bilemiyorum ama hem Ermeni olmak, hem Türkiyeli; hem 23 Nisan'ı yaşamak bütün coşkusuyla ve ertesi günün bir parçası olmak bütün hüznüyle..."

Ortadoğu cehennemine Gazze'ye BARIŞ gelecek mi?

İsrail, İran ve Filistin'de iktidarlar değişmedikçe, Batı'nın İsrail'e kayıtsız şartsız desteği son bulmadıkça, Hamas şiddet ve terörden vazgeçmedikçe Ortadoğu'da barış kapısı açılmaz!

Paris'ten, yaşlı hatıralarla...

Yürüyorum Paris sokaklarında, yoksa gençliğimi mi arıyorum?..