23 Ekim 2020

Bu suskunluğunuz ayıptır, utanç vericidir

Bu suskunluğunuzla barışın değil, yeni yeni çatışmaların tohumlarını ekiyorsunuz

Günler geçiyor.
Hâlâ tek satır yazmadınız.
Bir çift laf etmediniz.
Eliniz, ağzınız sanki mühürlü...
Ayıp değil mi bu suskunluk?
Utanç verici değil mi?
Eyy silkinin!
Düşünün.
Yaşanan acıyı hissetmeye çalışın.
Acıya biraz dokunmaya çalışın.
Paris'te bir öğretmen öldürüldü.
Başı kesilerek öldürüldü.


Öğrencilerine bazı karikatürler üzerinden
"ifade özgürlüğü"nü anlattığı için öldürüldü.
Bir insan...
Başı bıçakla kesilerek hayata veda etti.
Neden susmaktasınız?
Yazacak, söyleyecek hiç mi sözünüz yok?
Soruyorum:
Bu suskunluğunuz
"İslam düşmanlığı"nı körüklemiyor mu?
"İslam düşmanları"nın değirmenine
su taşımıyor mu?
Müslümanların Fransa'daki,
Avrupa'daki hayatlarını daha beter
zorlaştırmıyor mu?
Daha beter "ötekileştirilmeleri"ne
yol açmıyor mu?
Charlie Hebdo karikatürlerine
ben de tepki duymuştum.
Müslümanların kutsal duygularının,
dini inançlarının aşağılanmasına karşı çıkmıştım.
"Nefret söylemi"nin insanların aynı çatı altında
barış ve huzur içinde yaşamalarını
ne denli zorlaştırdığını dilim döndüğünce anlatmıştım.
Ama aynı zamanda "katliam"ı da lanetlemiştim.
Paris'te beş yıl önce yaşanan ve
12 kişinin öldüğü Charlie Hebdo katliamı...


Neden susuyorsunuz?..
Kaç gündür iki satır yazmadınız.
Bir çift laf etmediniz.
Niye bu sessizlik, suskunluk?..
Charlie Hebdo karikatürlerinden dolayı
yeri göğü inletmiştiniz.
Tepkiniz haklıydı.
Ama sonra...
12 kişinin bombayla, kurşunla
hayata veda ettiği katliama gelince...
Yine pek öyle ses vermemiştiniz..
Pek öyle yazıp çizmemiştiniz.
Neden?..
Farkındayım.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un
laiklik konusundaki bazı söylemleri
fazla sert, müsamahasız, dışlayıcı...
Macron'u eleştirebilirsiniz.
İyi güzel.
Ama sizden de "öğretmen cinayeti"ne
gelince günlerdir ses seda çıkmıyor.
Tık yok.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Sorbonne'da Samuel Paty'nin tabutunun yanında

Başı bıçakla kesilen bir insan, insan...
Rezil bir cinayet bu...
Barbarlık...
Ama günlerdir bakıyorum.
İki satır yazmıyorsunuz.
Ağzınızdan bir çift söz çıkmıyor.
Macron'u eleştiriyorsunuz.
İyi güzel.
Fransızların laiklik anlayışına çatıyorsunuz.
İyi güzel.
İslamofobi'ye tepki veriyorsunuz.
İyi güzel.
İtirazlarınız, eleştirileriniz haklı yanları var.
Peki ya cinayet konusundaki suskunluğunuz...
Ne bir ses, ne bir nefes!
Evet, tık yok. 
Tekrar ediyorum.
Sizin bu tavrınız Batı'daki
"İslam düşmanlığı"nı körüklüyor.
Müslümanlara dönük nefreti körüklüyor.
İslamofobi'yi körüklüyor.
Uzun lafın kısası:
Müslümanların Fransa'daki,
Avrupa ülkelerindeki hayatını zorlaştırıyor,
yaşadıkları acıları büyütüyor.
Bu suskunluğunuz ayıptır.
Utanç vericidir.
Bu suskunluğunuzla barışın değil,
toplumsal ve siyasal çatışmaların
tohumlarını ekiyorsunuz.
Cepheleşmenin, kutuplaşmanın
değirmenine su taşıyorsunuz.
Çok yazık.
"İslamofobi"yi, Müslümanlara karşı nefreti
önlemenin en etkin yollarından biri de, 
"İslam adına" işlenen cinayet
ve vahşete en gür sesle
gene Müslümanların
karşı çıkması, lanetlemesidir.

Yazarın Diğer Yazıları

Duygusal tutku ile Orta Avrupa futbolu karşı karşıya: Bize beraberlik bile yetiyor, Çekya ise yenmek zorunda, haydi çocuklar!

Milli Takım, itibarıyla kolayca oynanabileceğini sananlara sahada bir ders verecek; son 16 bileti bizim olacak

Şeytanın bacağını yine kıramadık, Portekiz'e bir kez daha yenilirken çok kötü oynadık!

Milli takımın halleri hazindi. Her hattımızla döküldük. Çok etkisizdik. Doğru dürüst pas yapamadık. Portekiz heyecanımızı söndürdü, tribünlerimizdeki çoşkuyu sildi süpürdü. Ne yazık!

Futbol kaçıkları Dortmund'da çıldırdı, ilk maçta Gürcistan'ı fena yendik! Berlin'e Berlin'e, finale finale!

Bekle bizi Portekiz, sıra sende. Bizi Ronaldo falan kesmez, bizim Arda'mız, Kerem'imiz, Mert'imiz var, geliyoruz, tarih yazmaya...