15 Haziran 2020

Boğulur gibi oluyorum bu satırları yazarken...

Yoksa bize ümit haram mı, bize hayal haram mı, bize barış haram mı?..

Türkiye, siyasi partiler mezarlığı bir ülke...
Ne kadar çok yazılmış, çiğnenmiş bir söz..
Evet ama öyle, bir gerçeği ifade ediyor.
Darbeler...
Kapatılan partiler...
İdam sehpaları...
İşkencehaneler...
Siyaset yasakları...
Hapse atılan siyasetçiler...
Sürgünler...
Cumhuriyet tarihimiz bunlarla dolu.
Toplam 30 parti kapatılmış.

Desen: Selçuk Demirel

Sonuç?
Demokrasi mi geldi memlekete?
Hayır.
Barış mı kapımızı çaldı?
Hayır.
Hukuk devleti mi olduk?
Hayır.
1989'dan itibaren kapatılan,
kendini fesheden
"Kürt partileri..."

HEP...
ÖZEP...
ÖZDEP...
DEP...
HADEP...
DEHAP...
DTP...
BDP...

Hepsi sahneden indirildi, kapatıldı.
Kapılarına kilit vuruldu da ne oldu?
Bunca baskıya rağmen, bunca siyasal kırıma
rağmen Kürt siyasal hareketi varlığını,
canlılığını korumaya devam etti.
 

Son olarak HDP sahnede.
6 milyon oy...
Toplam yüzde 12 oy...
Ve 67 milletvekili...

Şimdi de HDP yok edilmek isteniyor.
Milletvekilleri hapse atılıyor.
Belediye başkanları hapse atılıyor.
Parti yöneticileri hapse atılıyor.
Ve partinin kapatılacağına dair
işaretler çoğalıyor.
Kapatsanız ne olacak ki?
Cumhuriyet tarihi boyunca zulmün, baskının,
hukuksuzluğun, adaletsizliğin daniskasını
yaşattınız Kürtlere...
İdam sehpaları kurdunuz.
İnsanları Diyarbakır askeri cezaevi gibi
işkencehanelerden geçirdiniz, oralarda bok
yedirdiniz insanlara bok...
Yetmedi, evlerini yıktınız.
Yetmedi, köylerini yaktınız.
Yetmedi, Kürtlere kendi yurtlarında
sürgün yaşattınız.
Yetmedi, barış umutlarını yok ettiniz Kürtlerin.
Barış hayallerini yok ettiniz.
Barışa hasret yaşayıp gittiler.
Özgürlüğe hasret yaşayıp gittiler.
Yetmedi mi, söyleyin yetmedi mi?
Soruyorum:
Sonuç ne oldu?
Ne elde ettiniz?
Ne değişti?


Boğulur gibi oluyorum bu satırları
yazarken...
Evet öyle.
Barış umuduyla, demokrasi umuduyla, hukuk
ve adalet umuduyla, özgürlük umuduyla
yıllarca aynı şeyleri yaz yaz...
Ama bir arpa boyu yol git...
Ne büyük hüsran...
Ne büyük hayal kırıklığı...
Şimdi bir daha sil baştan mı?

Desen: Selçuk Demirel

Hadi bakalım.
Kapatın HDP'yi de...
Zindanların kapılarını daha da açın...
Ardına kadar açın...
Yangın yerine çevirin Kürt illerini...
Yaşananları bir daha, bir daha yaşatın...
Siyaset alanını iyice daraltın.
Siyaset alanını sadece kendinize ayırın.
Ayırın ki, sizin gibi düşünmeyenler kımıldayamasın.
Ayırın ki, sizin gibi düşünmeyenler
nefes alamaz hale gelsin.
Muhalefete hayat hakkı tanımayın.
Özgürlükleri daha da boğun.
Kürtlerin sesini soluğunu iyice kesin.
Hadi ne duruyorsunuz?
HDP'yi de kapatın.
Sevgili Ahmet Altan'ın 2009'da
Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) 
kapatılmasının ardından yazdığı gibi:

Bize ümit haram.
Bize hayal haram.
Bize barış haram.
Hangi Kürt genci bir daha bu ülkeye
güvenir?
Hangi Kürt insanı bir daha adalete
güvenir?
Her şeyin bir kandırmaca, bir yalan, bir
aldatmaca olduğunu düşünmez mi?
Böyle düşünmekte haklı olmaz mı?

HDP'yi kapatarak, memleketi yangın yerine
çevirerek seçim kazanmak isteyenler,
şunu kafanıza sokun:
Demokrasiye giden yollar açılmadıkça...
Demokratik siyaset alanları genişlemedikçe...
Özgürlük ortamları gelişmedikçe...
Değişen bir şey olmayacak.
İstediğiniz sonucu elde edemeyeceksiniz.
Geçmişte bunları çok yaşadık çünkü...
Öylesine acılar yaşandı ki, bu acılar gün geldi
onları yaşayanların gücüne dönüştü.
Evet, boğulur gibi oluyorum bu satırları
yazarken...
Ne kadar hazin. 

Yazarın Diğer Yazıları

Atatürk'ü eleştirmek, onun tarihimizdeki büyük yerine gölge düşürmez

Ve Erdoğan'ı kapının önüne koymak için, cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak zorundayız

Kapitalizme devlet sopası...

Kapitalizmi kendi haline bırakırsan, Trump'ları insanlığın başına bela ediyor!

Duduk, vahşi flüt, hiç bitmeyen gözyaşların...

Bugün sevgili Hrant Dink'in doğum günü...