01 Şubat 2021

Ülkemi ben yönetsem…

Kendimi durduramadım. Yazdıkça yazdım...

SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği, kadınları #ÜlkemiBenYönetsem hashtag'i ile paylaşım yapmaya devam ediyor. Derneğin Kurucu Başkanı Gülseren Onanç şöyle diyor: "Kadınların kendilerini, ülkesini yöneten seçilmiş veya atanmış bir kadın olarak görmesini ve Türkiye'yi nasıl yöneteceklerini bir cümleyle paylaşmalarını istiyoruz. Eğer kadınlar ülkelerini yönetseydi Türkiye ve dünya nasıl bir yer olurdu?"*

Kendimi durduramadım. Yazdıkça yazdım. Şöyle ki, ülkemi ben yönetsem…

  • Olabildiğince çok yere ağaç dikilmesini sağlardım.
  • Bisiklet yolları tasarlardım.
  • Duvarları grafiti sanatçıları boyardı.
  • Sokaktaki tabelaları işinin ehli bir grafik tasarımcısı yapardı.
  • Sanatçılara başımızın tacı olduklarını hissettirmek için çabalardım.
  • Kadın cinayetlerini önleyici kanunlar koyardık.
  • Akademisyenleri ve yazarları dinlerdim.
  • Medyayı ve üniversiteleri bağımsızlaştırırdık.
  • Yoksulluğu nasıl yok ederiz, bunun üzerine çalışmalar yapardım.
  • İşçilerin haklarını gözetirdim.
  • Hayvanlara kötü davranmanın bedeli olurdu.
  • Televizyon programlarına eşit sayıda kadın ve erkek konuşmacı çağrılmasını şart koyardım.
  • LGBTİQA+ bireylerin haklarını yasallaştırırdık.
  • Çevremde beni pofpoflayanlar değil, gördüklerini olduğu gibi söyleyebilen ve sezgileri güçlü kişiler olurdu.
  • Özür dilenmesi gerektiğinde dilerdim.
  • Çocukların haklarını korur, yaratıcılıklarını onurlandırırdım.
  • Plastik tüketimini engellerdim.
  • Parklarda belgesel izleme günleri düzenlerdik.
  • Ezbere dayalı eğitim sistemini rafa kaldırır, korkmadan soru soran bireylerin yetiştirilmesi yönünde adımlar atardım.
  • Eğitim online devam edecekse imkânı olmayan kişilere bilgisayar ve internet erişimi sağlardım.
  • Müzik hep olurdu. Dans ettiğimi saklamayan bir lider olurdum.
  • İnsanların inancına saygı gösterirdim.
  • Kültürel mirasımıza sahip çıkar, çarçur etmezdim.
  • Tarihi sinemalardan AVM yapmazdım.
  • Heteroseksüel aileyi toplumun tek temeli olarak tanımlamazdım.
  • Engellilerin tüm işlerini başkalarına ihtiyaç duymadan görebilecekleri şehirler tasarlardım.
  • Yapay zeka çalışmalarını ve dünyanın nereye gittiğini yakından izlerdim.
  • Türkiye'ye yurt dışından bakınca "deveye biniyorlar, boşanamıyorlar" algısının devam ettiğini bilirdim ve bu algıyı kıracak sürpriz tanıtımlar yapardım.
  • Akıl hastalıklarının kanser olmak kadar ciddi sonuçları olduğunu anlatır, gerekli önlemleri alırdım.
  • İklim değişikliği listemde birinci sırada olurdu.
  • İlkokuldan itibaren cinsellik eğitimi verilirdi. Böylece ilerki yıllarda karşılaşacağımız sapık sayısı azalırdı.
  • Depresyon ve intihar tabu olmazdı. İnsana dair konuşulabilir konular olurdu. Stigmalarla mücadele ederdim.
  • İş yapıyormuş gibi görünüp atıp tutanları kovardım.
  • 65 yaş üstüne yaşlı demezdim. Kimin yaşlı olduğunun tanımını matematiksel yaşa göre yapmazdım.
  • Hafta sonu içki satışı engeli koymazdım. Bunun yerine bağımlılıkla mücadele çalışmalarını öne çıkarır, ihtiyacı olan yurttaşlarımızın katılımını teşvik ederdim.
  • Yurt dışından borç alıp durmazdım.
  • Hayat pahalılığını ve gelir dağılımı adaletsizliğini çözmeye çalışırdım ve bu esnada altın yaldızlı tabaklarımı orada burada paylaşmazdım. Zaten öyle tabaklarım olmazdı.
  • Bütün şehirleri gezer, tek tek insanlarla konuşur, sıkıntılarını dinler çözüm arardım. Ekibimin de bunu yapmasını sağlardım. Birlikte karar verirdik. 


* https://www.youtube.com/watch?v=xqBtLm1E9OA

Yazarın Diğer Yazıları

Pandemi dayanışmaları: Müzisyenler, kadınlar ve alternatif eylem biçimleri

Destek kampanyaları, çevrim içi sohbetler, film günleri...

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden Mert anlatıyor: Talepleri neler, Kâbe'ye hakaret ettiler mi, eylemlere katılanlar kimler?

"Mücadelemizin kirli yollarla bastırılmaya çalışıldığını gördüğüm için sinirliyim. Tutuklanan arkadaşlarım için özlem doluyum. Kayyıma karşı çıkarken bir yandan ders çalıştığım için yorgunum"

Özgüven sessizdir

Aslında insancıklar olarak debeleniyoruz ve birbirimize ihtiyaç duyuyoruz. Hoşgörü ile sende olmayanı bendeki ile kapatabiliriz; fakat nasıl oluyorduysa bu özgüven meselesi dallanıp budaklanıyor ve olup olmadık yerlere bağlanabiliyor