10 Şubat 2015

Kocamın metresi varsa var... 76 yaşındayım ve mastürbasyon yapmayı seviyorum!

O zamanlar tabii aile çok önemli…

“Metres” müstakbel kitabım. Görüşmeler birikiyor. Dayanamadım; bir bölümünü aşağıda paylaşıyorum.

- Kocanızın metresi var mıydı?
- Vardı. [...] Yoktu, yoktu kesinlikle yoktu. Bara pavyona gidiyordu gece. Yalnız işte, bir kadınla ilişkisi vardı...

- Nasıl öğrendiniz?
- [...] Telefon defterini karıştırdım. Zaten her zaman bakıyordum. Ortak kullandığımız numaralar vardı. Yine bir gün sarhoş kafa ile o kadını ararken çevirdiği numarayı gördüm galiba. Hemen deftere baktım. Bizim tanıdığımız bir çocuk var. Onun isminin karşısına yazmış. Erkek isminin yanına.

- Kocanızla ilişkisi olan o kadınla buluştuğunuzdan bahsetmiştiniz...
- Zavallı bir kadındı... Baktım; perişan, iki tane küçük çocuğu var; dedim ki “Böyle böyle yani nedir sizin durumunuz kocamla”, “Ne yaptığını bilmiyor sizin kocanız” dedi. “Geliyor buraya... Sarhoş... Bir dediği bir dediğini tutmuyor, yıkılıp kalıyor, gönderesiye kadar canım çıkıyor” dedi. Çocuklara dondurma mı götürüyormuş ne; çocuklar da “dayı dayı” mı diyormuş, öyle bir şeyler demişti. Sonrasını hatırlamıyorum.

- Bugünden o güne bakınca neler görüyorsunuz?
- Ne gereği var da gittim yani... Kendimi küçük düşürdüm. Ne amaçla, niçin istedim? O hırsla istedim. Düşünerek yapılmış bir şey değil, bugün olsa gitmem hiç. “Canın cehenneme” derim. “Çık git” derim. [...] Ağır olan ne biliyor musun? Oğlum, sakat, çok hastaydı. Ben gözyaşı dökerken... Erkekler koğuşunda yatıyor benim oğlum. Ben orada, bütün gün, gece gündüz oğlumun yanında kalırken, o bu işlerin peşinde koştuğu için... Oğluna geldiğinde de yabancı birisi gibiydi. Hatta yabancı birisi bile daha fazla kalabilir. Yarım saat, bir saat kaldı kalmadı... [...] O zaman tabii aile çok önemli. Benim arkamda bir aile yoktu. Annem ölmüştü. Babam çok yaşlıydı. İşi yoktu. Bir güvence, ev yok, anlatabildim mi? Çocuklarım çok küçüktü. Bugün olsa ayrılırdım. Bir yolu bulunurdu. Mücadele ederdim. Ona pişman oluyorum. Zaman zaman onları düşünüyorum. Keşke diyorum şimdi; ama şimdi dönebilir miyim, yok.

- Metres olur muydunuz?
- Ay Allah korusun! Ne metresi? Metres olmayı bırak, ben boşandıktan sonra normal nikâhlı bir evlenmeyi de düşünmedim. Düşünmüyorum da. [...] Bazen özeniyorum şimdi bakıyorum. Çay bahçelerine geliyorlar; el ele, kol kola... Koluna girmiş karısının... Çantasını tutuyor hatta. Öyle bir eşim olmadı. Hiçbir zaman yanımda olmadı ki o... Ne benim, ne de çocuklarımın yanında oldu... Ben hem anneydim hem babaydım.

- Adamlar cinsellik için mi gidiyorlar?
- Yani bir değişiklik / gençlik arıyorlar herhalde. Doğru... Cinsellikle ilgili çeşitli şeyler olabilir. Eşiyle yapamayacağı...

- Eşi ile niye yapamıyor?
- Yani bizim Türk ananelerinde ayıp, günah, bilmemne ya da karısı cahil olabilir... Bilemeyeceğim... Ay onları da bana soruyorsunuz... (Gülüyor)

- Sizin nasıldı cinsel hayatınız?
- Yani alkolik bir adamla nasıl olursa öyle...

- Siz hiç mutlu oldunuz mu orada?
- Sayılmaz yani... Çok az... Hep çünkü ağzı kokuyordu. Alkollüydü. Ne yaptığını bildiği yoktu. Tabii tabii... Çok af edersin; ereksiyon olamıyordu. Sonra belime tekme atıp yataktan ittiği bile olmuştur bir iki kere...

- Orgazm oldunuz mu?
Oldum.

- Mastürbasyon yaptınız mı?
- [...] Bir şey oldu da, ben de “Senden ayrılırım” dedim; “Benim cinsel hayatım yok mu” dedim; “Senin var da, benim yok mu” dedim. “Ne cinsel hayatın olacak ya, kaç yaşına gelmiş kadınsın. Hülya Avşar’ı görmedin mi, onun gibi yap” dedi bana. Ben hiçbir şey bilmiyordum.

- Berlin in Berlin... O filmdeki gibi.

Evet. Ben onu seyretmemiştim bile, öyle bir şeyler demişti, terbiyesiz. Neyse...

- Sonra?
- Sonrası yok...

- Yaptınız mı?
- (Kahkaha atıyor, saçı ile oynuyor) Nasıl sorular soruyorsunuz? Yapabilirim tabii, yapmışımdır. (Kahkaha)

- Yaptınız! Çok sevindim... Kaç yaşındaydınız?
- Şimdi bile belki yapıyorumdur; yaşı mı var onun? (Gülümsüyor, saçı ile oynuyor)

- Şu anda da oluyor mu?
Kadınların cinselliği bitmez ki zaten... Erkeklerin biter...

- A, süpersiniz!
Hiç erkeğe gerek yok bence... Erkeğin o şiddetini çekmeye...

- Öyle mi dersiniz?
- Onun gönlünü yapmaya hiç gerek yok... (Gülüyor). Erkeklerin cinselliği bitebilir. Ereksiyon olmadıktan sonra... Ama kadınlarda öyle bir durum yok. Kadın 90 yaşında bile olsa...

- Yeni bir ilişki düşünüyor musunuz?
- Benim bütün dünyam çocuklarım, torunlarım, her şeyim onlar...

- Siz peki o zaman kaç yaşındaydınız, yani ilk kez mastürbasyon yaptığınızda?.. Hülya Avşar’ın Berlin in Berlin filmindeki sahne ile karşılaştığınızda?..
- Onu hatırlamıyorum ama herhalde 40’lı yaşlardaydım. Tam kadının kadın olduğu zaman...

- Hımm...
- Öyle derler ya, “aslında 40 yaşında kadın, kadınlığını bilir” derler. Doğru, ben, hiç bir şey bilmiyordum, biz çok cahil büyüdük. Ayıpla, günahla büyüdük... Şimdiki gibi değildi. Anlatabildim mi? Cinsellik yoktu ki; medya yoktu, böyle programlar yoktu, radyo yoktu. Şimdi her şey çok açık... Gençler her şeyi bilinçli yapıyor, yapsınlar da... Yaşasınlar yani hayatlarını... Zaman zaman da söylerim. Cinselliğini de yaşasın kadınlar, geciktirmesinler, evlensinler diye...

- İlla evlenmek mi lazım onu yaşamak için?
- Yani o zaman daha rahat olursun, ondan.

* Fotoğraf fotokritik.com sitesinden alınmıştır

Yazarın Diğer Yazıları

Piyanist, besteci, ses tasarımcısı Çiğdem Borucu: Her ses bir fikir doğuruyor

Solo piyano ve elektro-akustik kompozisyonlar dışında tiyatro, yerleştirme, film ve video yapımlarına müzik ve ses tasarımı uygulamaları yapan Çiğdem Borucu ile son albümünü konuştuk

Kara Köpek'in yazarı Fırat Uran: Kapalı kapılar ardında kalmış başka bir İstanbul’u anlattım

Fırat Uran, depresyonun insanı ileriye götüren, derinleştiren ve ters köşe eden bir yanı olduğunu düşünüyor

Feride Dorothy Yıldırım Güneri'nin ardından ağlarken...

Feride Hanım on binlerce kadının yaşamına dokundu ve onların dönüşmesine yardımcı oldu, onlara güç verdi. Pek çok insana iyi geldi. Onu çok özleyeceğimi biliyorum...