14 Temmuz 2012

Tükürüğümüzle boğarız sizi be!

Şu Rusya, Suriye konusunda epeyce canımızı sıktı. Tam da biz Esad’ı devirip Ortadoğu lideri olacakken Kremlin taş koydu...

Şu Rusya, Suriye konusunda epeyce canımızı sıktı. Tam da biz Esad’ı devirip Ortadoğu lideri olacakken Kremlin taş koydu.

Bu duruma aylarca sabreden “derin stratejik” Dışişleri Bakanımız Davutoğlu sonunda dayanamadı ve “Şam’a destek olanların izole edilmesi gerektiğini” buyurdu.

Ancak ne zaman ki Başbakan Erdoğan, haftaya Başkan Putin’le görüşmek için Moskova uçağında yer ayırttı ve “Ahmet, bu noktada sen de geliyorsun” diye seslendi, Dışişleri’nden “yumuşak” bir açıklama geliverdi: “Öyle değil canım, biz Rusya’yı kastetmedik ki…”

*       *       *

Ahmet Bey’in aklından geçen “sıfır sorunlu” hangi çözüm var, bilemeyiz tabii. Ama bence öteki komşularımızla ilgili ürettiği “bol sıfırlı” çözümlerden sonra, Moskova karşısında da elini korkak alıştırmasın.

\

Koskoca Türkiye’yiz biz! Öyle Rusya’dan falan korkmayız. Sabrederiz, ama sonra “hiddetimiz kahredici olur”

Şaka değil, dünyanın dokuzuncu, NATO’nun ikinci büyük ordusu bizde! 600 bini aşkın kişilik silahlı kuvvetlerimiz var!

Efendim, Rus ordusu dünyada beşinci sırada mı geliyor? Asker sayısı da bir milyondan fazla mı dediniz?

O zaman o konuyu geçiniz.

Biz dünyanın en büyük 16. ekonomisiyiz. 487 milyar dolarlık marka değerimizle de 19. sıradayız.

Efendim, Rusya ekonomisi dünya altıncısı mı? Marka değeri de 1 trilyon 58 milyar dolar mı? On birinci basamakta mı yani?

O halde onu da bırakalım bir kenara…

*       *       *

Hah, buldum!

Rusya’nın nüfusu kaç? 143 milyon, değil mi? Dünyada da dokuzuncu, öyle mi?

Biz de 74 milyon nüfusla on sekizinciyiz, o da tamam.

Peki, evvela maziye bakalım.

Mesela, 1927’de “Ruslar” (yani SSCB) 147 milyonken Türkiye 13,5 milyondu.

1946’da 170 milyona 19 milyonduk.

1970’te 241 milyona 35,5 milyonduk.

1991’da 293 milyona 58 milyon olduk.

Sonra ne oldu? Aynı yılın sonunda Sovyetler sapır sapır dağıldı ve Rusya (Federasyonu) 147 milyona düşüverdi.

\

2000’de onlar zar zor 145 milyonu toparlamaya çalışırken biz 68 milyon olduk.

Bugünkü durum 143’e 74…

*       *       *

E, bir de yarına bakalım hele!..

10-12 yıl sonra onlar 125-130 milyon civarına düşerken, biz kesin 82-83 milyona çıkıyoruz.

2050 yılında onlar 112-115 (“Ruslar’a torpil yapan” bizim TÜİK’e bakarsanız 126) milyon kıyılarında oyalanıyorlar. Biz ise aslanlar gibi 95 milyona ulaşıyoruz.

2060 yılında Ruslar’ı geride bırakıyoruz.

2070’te fark atıyoruz.

3000’de ise… Ohooo!..

Tükürüğümüzle boğarız onları be!..

Yazarın Diğer Yazıları

İmamoğlu mazbatayı aldı ama devrim falan olmadı, İstanbul fethedilmedi, ‘hürriyet kavgası’ kazanılmadı

İmamoğlu’nun kazanmasını Kurtuluş Savaşı’na benzetenler, onunla Atatürk’ü zorlama montajlarla el sıkıştıranlar, 17 Nisan'ı 'İstanbul’un AKP’den kurtuluşu' ilan edenler çoğaldı...

Sayın Sadi Güven, Gladyatör filminin 141. dakikasını izlediniz mi?

Acaba Quintus neden tavrını değiştirdi? İktidarın sonunu hissettiğinden mi? Maximus’u destekleyen halkın tepkisinden korktuğu için mi?

Erdoğan küskün muhalifleri oy kullanmaya ikna etti

Gücünün sınırlarını anlayan muhalefet, en başa 'hata yapmamayı' koyuyor; iktidara puan kazandıracak pozisyonlardan uzak duruyor