28 Şubat 2014

Sizden özür diliyoruz, Reza Bey, Barış Bey, Kaan Bey!..

Yurtdışı yasağı getirmişler. Buradan daha rahat ve güvenli ülke var mı ki?

Aman efendim, şöyle buyurun.

Rahatınıza bakın.

Sizi incittiysek bizi bağışlayın.

Sayın Reza Zarrab Beyefendi, Sayın Barış Güler Beyefendi, Sayın Kaan Çağlayan Beyefendi ve öteki sayın beyefendiler...

17 Aralık'tan bu yana size ne eziyetler çektirdiler, kim bilir...

Ne kadar incinmişsinizdir...

Ne kadar içerlemişsinizdir...

Ne kadar sabretmişsinizdir...

Onca zaman özgürlüğünüz elinizden alındı.

Yakınlarınızla istediğiniz gibi görüşemediniz.

Sevdiğiniz yemeklerden ve içkilerden mahrum kaldınız.

Gezip dolaşamadınız, dilediğinizce eğlenemediniz.

Bin bir güçlükle kazandığınız paracıklarınızı gönlünüzce harcayamadınız...

*  *  *

Hakkınızda neler dendi neler!

Güya rüşvet vermişsiniz, rüşvete aracılık etmişsiniz, hatta suç işlemek amacıyla örgüt kurmuşsunuz.

Bu iddialar yüreğinizi yakmıştır, eminiz.

Olacak şey mi!

Hepiniz toplumun saygın birer mensubusunuz.

Biriniz dostları uğruna ne para harcamaktan, ne kol saatleri almaktan, ne de uçağını tahsis etmekten kaçınan cömert ve hayırsever bir işadamı...

İkiniz ülkenin kalkınması ve istikrarı için gece gündüz çırpınan koskoca bakanların çocukları...

Neymiş efendim, haksız para kazanmışsınız, yolsuzluk yapmışsınız, yasaları ihlal etmişsiniz, devletin ve milletin hakkını yemişsiniz!

Duy da inanma!

*   *   *

Nihayet adalet, çektiğiniz sıkıntıları gidermek için bir adım attı.

Sizi serbest bıraktı.

Mahkemenin tahliye kararında da denildiği gibi:

"Şüphelilerin rüşvet almaya ve vermeye aracılık etmek, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve rüşvet vermek suçlarına yönelik delillerin, iletişim tespiti, dinlenilmesi, kayda alınması ve teknik araçlarla izleme ve neticesinde görüntülerin kayda alınması suretiyle elde edildiği, bu şekilde elde edilen delillerin yan delillerle desteklenmediği sürece tek başına esasa ilişkin delil mahiyetinde bulunamadığı açıktır."

Oh be!..

Yüreğimize su serpildi.

Özgürlüğünüze kavuştunuz.

Zaten mahkemenin de belirttiği gibi, sizin gibi saygıdeğer şahısların evi belli, yurdu belli; kaçacak değilsiniz ya!

Hatta tahliye kararında sizlerin her mübarek cuma günü işinizi gücünüzü bırakıp da polis karakolunda imzaya çağrılmanızı doğrusu yadırgadık.

Yani... Ayıp değil mi... Koskoca bakan çocukları... Hayırsever işadamı... Hay Allah...

*   *   *

Bir de tutup size "yurtdışına çıkış yasağı" getirmişler ki, kızalım mı, gülelim mi, şaşırdık.

Yahu, sizler neden böyle bir ülkeyi bırakıp da yurtdışına çıkasınız ki!

Buradan daha rahat, daha konforlu, daha özgür ve daha güvenli bir memleket var mıdır ki!

İstediğinizi yaparsınız bu ülkede.

Rahat ve konforlu yaşarsınız.

Özgürce para kazanır, güvenle harcarsınız.

Bu devletin bütün imkânları size kurban olsun!

Bu millet sizin için her türlü fedakârlığa hazırdır.

Siz yeter ki isteyin!

İsteyin ve alın!

Her şeyimizi!

Donumuza kadar!..

@AksayHakan

 

Yazarın Diğer Yazıları

Batı ile Rusya arasındaki sırat köprüsünden seçimlere doğru

Seçimlere az zaman kalması ve ekonomik kriz, iktidarı dış politikada daha büyük başarılara koşma yolunda kışkırtıyor. Ama Ukrayna’daki savaşın ve Rusya ile NATO arasındaki gerilimin tehlikeli biçimde gelişmesi, Batı ile Moskova arasındaki daracık bir hattan ilerlemeye çalışan Erdoğan için giderek daha fazla zorluk ve risk yaratacağa benziyor

Vatanı sevmek liderin kıçını öpmek midir?

"Vatanseverlik" bazen saldırmanın gerekçesi oluyor. Bazen susmanın. Bazen jurnalcilik yapmanın. Bazen öldürmenin... Kelimenin içinde "sevmek" olsa da bu kadar çok nefret dolu eyleme gerekçe yapılabilmesi garip değil mi?

Şimdi T24'e nasıl veda etmeli?..

Bugün 12. yılımın ilk günü. Ve son günüm T24'te. Veda yazım…