22 Ocak 2015

Candan Erçetin-Beyaz 'atışması', seçimler ve muhalefet

Muhalefet hep aynı şeyleri yaparak farklı sonuç almayı umuyor

Gördünüz mü?

Candan Erçetin ile Beyazıt Öztürk (Beyaz) arasındaki müzikal kısa film tadındaki "atışma"yı izlediniz mi?

Doğrusu ben kendimi "magazin haberlerinin üzerinde konumlandıran" pek "ciddi" ve "siyasi" bir şahsiyet sandığımdan dolayı, uzun süre bu konuya gözlerimi kapatmıştım.

Facebook'ta gördüğümde de bakmaya tenezzül etmemiştim.

Oysa Candan Erçetin'i severim.

Beyaz'ı da... nasıl söyleyeyim, ara sıra izlerim, o ilk "r" harfini telaffuz edene kadar.

(Beyaz beni ve bu bu kötü şakamı affetsin, bu "atışma"yı izledikten sonra ona da hayran oldum. Sanırım bu durum, Beyaz'ın benim ilgisizliğimden dolayı içine düştüğü derin üzüntüden kurtulmasına yardımcı olacaktır.)

*   *   *

 

Geçen gün İzmir'de metrodaydım.

Böyle kalabalık yerlerde en rahatsız edici şeylerden biri, durmadan çalan cep telefonları ve o telefon konuşmalarından herkesin özel hayatıyla türlü sorunlarını öğrenmek zorunda kalmak.

Ha, bir de cep telefonlarının "afilli" zil sesleri var, o da ayrı konu...

Kimi İbo (Tatlıses) çığırır, kimi Rock bağırır, kimi...

Önümde uyuklayan 70'lerinde ninenin telefonu öyle bir çaldı ki, bütün vagon gülmekten kırıldı: Süper hareketli bir Laz ritmi! Gözlerini açıp "Uy uşağım... " diye söze başlayan nine de aynı tempoyu sürdürüyordu.

Bir telefon sesi daha: Candan Erçetin'den Git şarkısı. Güzel şarkıdır. İyi "zil yapmış" her kimse, dedim önce. Ama... Zil bitmiyor bir türlü. Üstelik şarkının sözleri de bir garip...

Arkamı döndüm baktım: Sosyal medya!

 

*   *   *

 

Gençler, Candan-Beyaz maçının yeni raundunu keyifle izliyor ve dinliyor. Candan yanına başka ünlü kadın sanatçıları da almış, sıkı nüktelerle Beyaz'ı bayağı bir hırpalıyor.

Hemen aklını pek fazla kullanmadığım akıllı telefonumu kurcalayıp bu klibi bulmaya karar verdim. Gençler dinler de ben dinleyemez miyim? Benim başım kel mi? (Cevap vermeseniz de olur.)

Sonradan bütün "dizi"yi izledim. Bayıldım. En son halkın olaya katkısını da gördüm. Düzey azıcık düşmüş (ne de olsa "halk"), ama yine de hiç fena sayılmaz.

Harika bir sanatsal atışma!

 

*   *   *

 

Sanatçılar arasında kavgalar, atışmalar, hatta - affedersiniz - çirkeflikler, magazin sayfalarından ve programlarından eksik olmuyor. Kim, kiminle, nerede, nasıl?.. Kim daha güzel, kim daha zengin? Falan filan...

En ünlü ağızlardan en ucuz laflar ve hakaretler...

Ama Candan'la Beyaz'ın "atışması"nda espriler, ince göndermeler, yoğun emek, başarılı çekimler, seçkin yardımcı oyuncular... Mizah... Sanat...

Kısaca yaratıcılık!

Mükemmel!

Teşekkürler Candan ve Beyaz. Her gün aynı gündeme uyanan, 300-400 kelimelik hayatımızı ve iletişim dilimizi- tarzımızı renklendirdiğiniz için.

 

*   *   *

 

Sonra aklıma yine siyaset geldi. (Kendimi "magazin haberlerinin üzerinde konumlandıran" pek "ciddi" ve "siyasi" bir şahsiyet sandığımı söylemiştim size.)

Ne kadar tatsız tuzsuz siyasetçilerimiz var.

Yalan söylemeleri bile sıkıcı!

Tavırları, mimikleri, kıyafetleri ne kadar tekdüze ve birbirinin kopyası.

Dilleri ise felâket: Aynı resmî kalıplar, "yapmıştır, etmiştir" kesinliğinde nafile bir ciddiyet gayreti (şimdiki zamanı "-yor" diye kullanmayı aşağılanma sanıyorlar galiba). Birbirlerine sataşmaları "mahalle kavgası" düzeyinde: "İhanet", "hain", "hırsız", "yalancı", "şerefsiz", "namert"...

Muhalefetin farklı türleri de kendini yaygın kalıplardan kurtarma derdinde değil, hazır kalıplara yapışıveriyor.

En bi "yaratıcı yöntem", Kiziroğlu Mustafa Bey. O da kapanın elinde kalıyor.

Oysa Gezi sürecinde ne yeni ve ne enteresan slogan ve yöntemler vardı. Şimdi nerdeler?

"Duran adam" mesela... "Oturan adam"... Gaz bombası kapsülü içine konan çiçeklerin iktidar temsilcilerine hediye edilmesi... Ve başka kahrolası "bağzı şeyler"...

Seçimler yaklaşıyor. Sonucu ne olur? Üç aşağıda mı olur, beş yukarıda mı?

Muhalefet kim bilir kaçıncı seferdir aynı enerjisiz ve kuru üslupla hazırlanıyor seçimlere.

Hep aynı şeyleri yapacaksınız ve farklı sonuç bekleyeceksiniz, öyle mi? (Bu konuda Einstein'ın dediğini yazsam, bana bozulursunuz.)

Ama siz de biraz kafanızı çalıştırın, canım! Yaratıcı olun!

Candan'ı ve Beyaz'ı kendinize örnek alın!..

 

@AksayHakan

Yazarın Diğer Yazıları

Dondurma bedava, limuzin hediye: Yaşasın Türk-Rus ilişkileri!..

Ne kadar da askerîleşmişti ilişkiler! Füze al, uçak al, helikopter al! Dön dolaş Suriye savaşına gel!

Kurban Bayramı’nın dört günü: Umut, ölüm, cenaze ve hayat

“Ölümü küçümseme, seve seve karşıla onu, çünkü o da doğanın istediği şeylerden biridir. Öyleyse us yürüten insana özgü olan; ölüm karşısında ne yüzeysel, ne düşman, ne öfkeli olmak, onu yaşamın doğal olgularından biri olarak beklemektir.”

Nâzım, Moskova, T24 ve dört fotoğraf karesi

Moskova’da Nâzım etkinlikleri başladığında başka bir iktidar vardı. Anma geleneği sürüyor. Başka siyasiler de sahneden çıkacaklar. Ölümsüz olan gerçek sanattır, büyük şairlerdir...