24 Nisan 2022

Billur Bir Avize İstanbul'da Zaman; Orhan Omay

27 Nisan 2021'de fotoğraflarını çektiğim ve zor okunan Orhan Omay imzasını araştırdığımda sadece 1938 yılında İstanbul Erkek Lisesi amblemine bugünkü şeklini vermesiyle tanınan Orhan Omay ismine rastladım ama pek ihtimal verememiştim

Yaklaşık bir yıl önce, pandeminin en ağır seyrettiği günlerden vaka sayısı 43 bin 301, vefat sayısının 346 olduğu 27 Nisan 2021 günü, Fatih'te evimden çıkıp markete giderken apartmanın içinde bir karaltı olarak gördüğüm duvar resminin merakına yenik düşüp zile basma cesaretinde bulunmuştum. Psikolojimizi ve düzenimizi alt üst eden o salgın döneminde duvar resmini görme istediğimi beklediğim gibi tuhaf karşılamayan tüm nezaketiyle kapıyı açıp fotoğraf çekmeme müsaade eden pencereden konuştuğum bir hanımefendi olmuştu. Pandemi dönemi olduğu için resmin yapılış tarihi ve hikâyesini konuşamamıştık. Fotoğraflarken bunun bir duvar resmi olmadığını ahşap üzeri yapılmış yağlı boya resmin apartman duvar çerçevesinin içine yerleştirildiğini görmüştüm. Fatih'te kayıt altına aldığım bu resimlerin çoğunluğu manzara kompozisyonlarıdır. Türklerin yaşamında, doğaya karşı olan tutku 16. yüzyıldan itibaren minyatürlere yansımış; devam eden süreçte de aşamalı olarak manzara tasvirleri tuval resimlerinin ilk örneklerini oluşturmuştur. Fatih'te figürsüz manzara resimlerinin yoğunluğu dikkat çekerken, Şişli'de figüratif Avrupai duvar resimleri görülmektedir. Bu, aynı zamanda disiplinlerarası okumalar yapılabilecek sosyolojik bir olgudur.

Resimli İstanbul Apartmanları'nın kitap hazırlık sürecine girdiğim bugünlerde bazı ressam isimlerinin hikayelerini pandemi sebebiyle apartman sakinleriyle konuşamadığımı ve eksik kaldığını gördüm. 27 Nisan 2021'de fotoğraflarını çektiğim ve zor okunan Orhan Omay imzasını araştırdığımda sadece 1938 yılında İstanbul Erkek Lisesi amblemine bugünkü şeklini vermesiyle tanınan Orhan Omay ismine rastladım ama pek ihtimal verememiştim. Bu hafta tekrar apartmana gidip Orhan Omay ismini ve apartmanda bulunan resimlerin hikâyesini sormak istediğimde o günü ve beni hatırlayan kişinin TBMM Başkanvekilliği görevlerinde bulunmuş Hukukçu Ayşe Nur Bahçekapılı olduğunu anladım. 

Ayşe Nur Hanım'la o günü gülerek anımsadık. Bu sefer apartman giriş holünde uzun sohbet etme şansını yakalayınca Ayşe Nur Hanım ve Ablası Prof. Dr. Havva Tülin Polatla "eski Fatih" güzellemesi faslını geçtikten sonra resimlerin hikâyesini sordum. Tülin Hanım o günleri şöyle anlattı:

"Babam Hasan Şefik Bahçekapılı ve kardeşi Temel Ziya Bahçekapalı bu aile apartmanını 1953 tarihinde yaptırdı. Orhan Omay Bey babamın arkadaşıydı. Resim apartmana taşındığımız gün itibari ile burada duruyor. Bugün de aile apartmanı olarak burda yaşamaya devam ediyoruz. Yıllar içinde apartmanın bakım onarımı ve badana süreçlerinde resimlerin korunması için her zaman özen gösterdik."

Ayşe Nur Hanım ve Tülin Hanım resimlerin yıllar içinde çeşitli sebeplerle yıprandığını (Bu etkenleri güneş ışınları, toz, küçük ölçekli canlılar, küf benzeri bakteriler, boya kimyası ve vernikte meydana gelen kimyasal değişiklikler olarak sıralayabiliriz), resimlerin ön restorasyon ve temizliğini uzun süredir düşündüklerini ayrıca 69 yıldır ilk defa birinin gelip aile apartmanında bulunan resimler hakkında araştırma yapıyor olmasının kendilerini mutlu ettiğini söylediler. Ben de buna çok memnun oldum.

Resimlerin Orhan Omay tarafından yapıldığını öğrendikten sonra detaylı bilgi almak için İstanbul Erkek Lisesi Müdür Baş Yardımcısı Murat Akdaş'la bir görüşme yaptım. Okul, 125. kuruluş yıldönümü dolayısıyla İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı tarafından hazırlanan "Billur Bir Avizedir İstanbul Lisesinde Zaman... Belgeleriyle 125 Yıl 1884-2009" isimli kitabı yayımlamış ve Orhan Omay'a okul numarasını taşıyan "1003" baskı numaralı kitap hediye edilmiş.

Kitapta, Orhan Omay kendisine ayrılan bölümü kendisi de görüp onayladığı için dokunmadan, İstanbul Erkek Lisesi Vakfı görsellerinden eriştiğim fotoğrafları yazı akışına uygun olarak yayımlıyorum.

İstanbul Erkek Lisesi'nin amblemine bugünkü şeklini vermesiyle tanınan ve Sarı-Siyah sevgisini içinde taşıyan herkesin kalbinde ayrı bir yeri olan Orhan Omay (İEL 1938) 17 Mayıs 1917'de Adana'da dünyaya gelir. Adana'da başladığı ilköğrenimini İstanbul'da tamamlayan Orhan Omay 1931 senesinde İstanbul Erkek Lisesinde öğrenim görmeye başlar. İstanbul Erkek Lisesi'nin efsane müdürü Celâl Ferdi Gökçay'ın öğrencilerinden olan Orhan Omoy Sarı-Siyah renklere bağlı, İstanbulspor sevgisini içinde barındıran, okulda izcilik ve futbolla ilgilenen, arkadaşlarının ve hocalarının karikatürlerini çizmeye olan merakıyla tanınan ve 1003 okul numarasıyla anılan bir talebedir. Resme ve karikatüre olan ilgisi henüz okul sıralarındayken başlayan Orhan Omay 1936-1937 yılları öğretmen karikatürleri kitapçığını hazırlar. 1938 yılında, İstanbul Erkek Liseli ağabeylerinden Nejat Sirel'in Arapça harfleri kullanarak tasarladığı İstanbul Erkek Lisesi amblemine sadık kalarak bugünkü şeklini verir.

Nejat Sirel'in 1917 yılında Arapça harflerle tasarladığı arma.
Orhan Omay'ın 1938 yılında tasarladığı arma.

Orhan Omay İEL armasını çizim öyküsünü anlatıyor.

İstanbul Erkek Lisesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Fakültesi Grafik bölümüne giren Orhan Omay 1944'te "Yüksek Kısım"dan birincilikle mezun olur. Güzel Sanatlar Akademisi mezunu olan Orhan Omay resim çizerek hayatını kazanmanın zorluğunun bilincinde olduğundan Adana Kız Lisesi'nde öğretmen olarak çalışmaya başlar. Öğretmenlik yaptığı okulların arasında Adana Öğretmen Lisesi de yer alır. Adana'da bulunduğu sırada Jale Hanım'la hayatını birleştirir. (1947) 

1950'de Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı İstanbul Milli Eğitim Basımevi'nde göreve başlayan Orhan Omay İbrahim Müteferrika'nın kurucusu olduğu matbaanın on beşinci müdürü olur. Bu arada Kızılay'ın düzenlediği bir pul tasarımı müsabakasında birinci olur, gönderdiği çalışmaların ikisi de çok beğenilir fakat yetkililer bir kişiye hem birincilik hem ikincilik veremediklerini belirtince ikinci eserinin telif hakkını Kızılay'a bırakır, böylece iki pul da basılır. 1960-1962 yılları arasında Bakanlık tarafından Almanya'ya gönderilir. İstanbul'a geri döndükten sonra yedi kişisel resim sergisi açar. Okulundan hiçbir zaman kopmayan ve ona hizmet etmekten büyük bir haz duyan Orhan Omay, İstanbul Erkek Lisesi'nin 75. Yılı (1959) için özel olarak hazırlanan kitabın kapağını tasarlar. Yine 75. yıla özel olmak üzere 75. Yıl Pulu'nu, yıllar sonra okulun 120. kuruluş yıldönümü için de (2004) 75 yılda tasarladığı pulun bir benzerini çizer.

Ünlü tarihçi Enver Behnan Şapolyo'nun 1964 yılında yazdığı İstanbul Erkek Lisesi'nin tarihçesini anlatan kitabın kapak tasarımı da kendisine aittir. Basımevinden emekli olduktan sonra resim çalışmalarına daha fazla zaman ayırır. Ölümsüz eseri "İstanbul Erkek Lisesi Amblemi" ile tüm İstanbul Erkek Liselilerin kalbinde taht kurar.

Yazarın Diğer Yazıları

Şehrin panoları

Şehrin Panoları Projesi yerellik ve evrensellik tartışmasının siyasal, toplumsal ve kültürel anlamda hareketli dönemi olan 1950'li yıllarda başlayan mimari-sanat birlikteliğinin, kamusal yapılardaki kimlik arayışından apartmanlara dahil olarak anonimleşen evriminin bir yansımasını çevrimiçi hafızada toplamayı amaçlıyor

İstanbul'un tabela ressamları

Sanayi Devrimi sonrası başlayan Tabelacılık mesleği İstanbul'da 20. yüzyılda ticaretin gelişmesiyle ivme kazanıyor. İnsanların adres bulması, dükkanların içinde hangi ürünlerin satıldığını bilmeleri ve daha önce nereden ve kimden alışveriş yaptıklarını hatırlamaları için yapılan işaret niteliğindeki tabelalar Kasım 1928 tarihinde 1353 sayılı "Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun"un kabul edilmesi ve yeni alfabenin yerleştirilmesi sürecinde boyut değiştirerek Türkçenin doğru kullanımına katkı sağlamış bir meslek olarak da karşımıza çıkıyor

Zamana Değer Katanlar

"Taşlar... Zamanı tutsak eden taşlar... Kadim Şehir İstanbul'un her köşesi yaşamsal öyküler gizledi Karacaahmet'e, Zincirlikuyu'ya, Kanlıca'ya... Şairler şiirler mırıldandı Aşiyan'a, Kandilli'ye, Küplüce'ye... Ressamlar rengini verdi Küçükyalı'ya, Topkapı'ya, Merkezefendi'ye..."