08 Eylül 2019

Soğuk Savaş'tan bu yana nükleer silah kâbusu

NPT üç temel üzerine kurulu: Nükleer silahların yayılmasını önlemek, dünya üzerindeki nükleer silah sayısını azaltmak ve nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılmasını sağlamak

Bugünlerde nükleer silahlara sahip olmamız gerektiği yolunda söylemler söz konusu, ancak Türkiye'nin altına imza koyduğu antlaşmalar unutulmuş olabilir mi?

Sanmıyoruz, ama biz yine de hatırlayalım.

Türkiye, 1980 yılında 'Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesine İlişkin Antlaşma'ya (NPT) taraf olarak imza koymuş bir ülke. 1999'da her türlü nükleer denemeyi yasaklayan 'Kapsamlı Nükleer Test Yasağı Antlaşması'na (CTBT) da imza atmış bulunuyor.

Uluslararası terminolojide kısa adı NPT (Treaty on the Non-proliferation of Nuclear Weapons) olan antlaşma, 1 Haziran 1968'te nükleer silahsızlanmanın sağlanması amacı ile imzaya açıldı ve 5 Mart 1970'te yürürlüğe girdi.

Antlaşma, üç temel üzerine kurulu: Nükleer silahların yayılmasını önlemek, dünya üzerindeki nükleer silah sayısını azaltmak ve nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılmasını sağlamak.

Bu antlaşma ile ilk nükleer denemesini 1 Ocak 1967 tarihinden önce yapmış olan Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin nükleer silah bulundurma hakkına sahip oluyor. Bu ülkeler, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin de daimi üyeleri.



NPT'ye taraf olan ülke sayısı 189. Antlaşmaya imza koyan nükleer silah sahibi olan beş ülke, nükleer silah sahibi olmayan ülkelere bu teknolojiyi transfer etmeyeceklerini; nükleer silah sahibi olmayan ülkeler de, nükleer silah sahibi olmaya çalışmayacaklarını taahhüt etmekteler.

Ancak nükleer silah sahibi olduğu bilinen üç ülke, daha başından itibaren NPT'ye imza koymadı. Bu ülkeler Hindistan, Pakistan ve İsrail. Hindistan ve Pakistan 1974 ve 1998'de nükleer denemeler yaptılar ancak İsrail bugüne kadar nükleer silahlara sahip olduğu veya olmadığı yönünde bir bilgi geçmedi.

Son yıllarda nükleer denemelerle dünyada gündem olan Kuzey Kore ise 12 Ocak 1985 tarihinde NPT antlaşmasını imzaladı ve 10 Ağustos 2003 itibarıyla de antlaşmadan çekildi.

Bugün Dünya genelinde nükleer silahlara sahip dokuz ülke bulunuyor. En fazla nükleer silah sayısı açık arayla Rusya (6850) ve ABD (6450)'ye ait. Diğer ülkeler de silah sayısına göre şöyle:

Fransa (300), İngiltere (215), Çin (280), Pakistan (150), Hindistan (140), İsrail (80) ve Kuzey Kore (20).

Bunların büyük çoğunluğu soğuk savaş döneminden kalma silahlar. Amerika Birleşik Devletleri, nükleer silahların miktarını yüzde 88, Rusya yüzde 85 oranında azalttığını belirtiyor. Söylediklerine göre, dünyadaki nükleer silah miktarı 1950'lerden bu yana en düşük seviyede.

Bölgemizde, komşu ülkelerin de nükleer silah yapma girişimleri oldu ve bazılarının çabaları hala sürmekte.

Bunlardan birisi İran. Aslında İran'ın barışçıl amaçlı nükleer programı ABD destekli olarak Şah döneminde başlatılmıştı. 1979'da Şah'ın devrilmesi ile bu program iptal edildi ve daha sonra Rusya ile devam edilmesi yoluna gidildi. Bu arada uranyum zenginleştirmesi yaptığı yolunda gelen bilgiler üzerine ABD yönetimi, İran'a karşı 1999'da ambargo uygulamaya başladı. Gerçi İran zengileştirme yaptığını inkar etmemişti, ancak bunu nükleer reaktör yakıtı elde etme amaçlı yaptığını belirtiyordu. Nitekim Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) eski Direktörü ElBaradei, İran'ı NPT'e uymadığı konusunda açık bir şekilde itham etmemiş, temkinli bir yaklaşım sergilemişti.

İran; Hindistan, Pakistan ve İsrail'in aksine NPT'i imzalamış ve şartlarına uyacağını kabul etmiş bir ülke.

Ayrıca İran, ABD için bir tehdit değil; ancak sorun, İran'ın bölgede güç haline gelmesi. Bu durum muhtemelen İsrail'in canını sıkıyor olmalı. Ama ondan önce diğer Arap ülkelerinin canı çok daha fazla sıkılıyor görünüyor. Bu anlamda nükleer silahlara sahip bir İran, büyük oranda tüm bölgenin sorunu. İran olayı, bölgedeki aktörleri izlemek ve anlamak açısından çok önemli.

Nükleer silah peşinde koşan diğer ülkelere gelince: Libya'nın 30 yıllık nükleer silah elde etme uğraşı, İngiltere ve ABD'nin diplomatik çabaları sonucu Kaddafi'nin fikrini değiştirmesi sonrasında, 2003 yılında sonlandırıldı. Irak'ın 20 yıllık arayışı, 1991'deki Körfez Savaşı ile son buldu ve Suriye'nin on yıl süren çabaları da İsrail'in 2007'de gizli Al Kibar nükleer reaktörüne saldırmasıyla noktalandı. Güney Afrika, gizlice başlattığı nükleer silah programına son vererek 1991 yılında NPT'yi imzaladı. Romanya'nın bu yöndeki girişimi de Nikolay Çavuşesku rejimi ile birlikte sona erdi. Cezayir, Brezilya ve Arjantin nükleer planlarından çok önceleri vazgeçtiler. Tümü NPT'yi imzaladı.

Belarus, Kazakistan ve Ukrayna, Soğuk Savaş döneminde ellerinde bulundurdukları nükleer silahları, 1989'dan sonra Rusya'ya geri verdiler. Hepsi NPT üyesi ve silah üretme gibi bir çabaları yok.

Bugün ABD'nin, NATO üyesi ülkeler olan Belçika, Almanya, İtalya, Türkiye ve Hollanda'da 150-200 dolayında nükleer silah bulundurduğu belirtiliyor. NPT'ye taraf ve silahı olan ülkelerin, diğer ülkelerde silah bulundurması ise uluslararası alanda ayrı bir tartışma konusu.

Bugün dokuz ülkenin elinde nükleer silah bulunmakta. Bununla birlikte Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) eski direktörü ElBaradei, 40 ülkenin nükleer silah yapma kapasitesine sahip olduğunu belirtiyor. Bunlar içinde Türkiye var mı, bilmiyoruz.

Ama yine de, bölgedeki güç hesapları peşinde olan İran'ı ve ayrıca diğerlerini de yakın çekimde izlemekte yarar var!

Yazarın Diğer Yazıları

Bir düşünce deneyi: Schrödinger'in kedisi

"Eğer kafanız karışmadıysa kuantum kuramını anlamamışsınız demektir!"

Mavi gezegenin ölümü: Bir gün vegan olmak zorunda kalabilirsiniz

Bilim insanları bir kritik sayıda birleşiyorlar: Üst sınır 10 milyar insan, Dünya'nın taşıyabileceği yük...

Zihindeki gözümüz: Elektromanyetik spektrum

Elektromanyetik spektrum, bize iki gözün sağlayamadığı çok daha farklı iletiler sundu, beraberinde gerçeklik algımız, evrene bakış açımız ve yaşam biçimimiz tümüyle değişecekti