03 Haziran 2024

Google arama konusunda sektörü yanıltıyor mu?

Sızıntı, daha önce Google tarafından reddedildiği halde tersi düşünülen birçok SEO inancını doğruluyor ve kaliteli içeriğin, kullanıcı katılımının ve stratejik bağlantı kurmanın önemini vurgulayarak Google'ın sıralama mekanizmalarının daha net bir resmini sunuyor

Google

Dünya, "Google Arama"nın gitgide kötülediğini düşünse de yüzde 91'lik pazar payı ile açık ara lider. Bu liderliğini ise 26 yıl önce kurulduğundan bu yana sakladığı bir sırrına borçlu. Bu sırrı, arama motorunun algoritması yani nasıl çalıştığı konusudur. Bu sır o kadar önemli ki, daha önce var olmayan 90 milyar $'lık (2024) bir yeni sektör olan SEO endüstrisini doğurdu.

İşte 90 milyar $'lık bir endüstriyi doğrudan etkileyen ama genel iş dünyasını dolaylı olarak ne kadar (kaç milyar $) etkilediğini bilmediğimiz SEO konusunda geçen hafta ortalık karıştı. Çünkü "Google Arama (Search) Motoru"nun algoritmasına dair dahili bilgiler sızdı. Gerçi sitelerin sıralamasını yaratan "puanlama işlevi"ne dair bilgiler eksikti ama yine de çok önemli.

Google firmasının iç işleyişine dair daha önce de, sızıntılar olmuştu. Ama başka başka konulardaydı ve bu kadar önemli değildi. Sızan bilgilerle, 2 bin 500'den fazla sayfa ve içinde yer alan (aramadaki sıralamayı yaratan) 14 bin 14 özellik ortaya çıkmış oldu. Bunlar 26 yıldır artık 100 milyar $'lık endüstri haline gelen SEO'cuların ve arama sayfalarında öne çıkmak için yarışan firma ve insanların, yıllardır çözmek için uğraştıkları algoritma. Öyle ki, en küçük esnaftan, en büyük firmalara kadar, aktörlerden, basın kuruluşlarına kadar herkesin yarıştığı bir konu.

Google belgelerin doğruluğunu 32 saat sonra teyit etti. Google sözcüsü Davis Thompson Verge'e gönderdiği e-postada, sızan verilerin bağlam dışı ve güncel olmadığını belirtirken, bunlara dayanarak "yanlış varsayımlar" yapanları uyarmış. Ayrıca bu bilgileri yayınlayan haber sitelerinde çok fazla bilgi vermenin kötü aktörlere fayda sağlayabileceğini söylemiş. Eh, bu sızıntılar Google'un esas işi yani kara kutusu. Hem SEO’cular bayram etti hem rakipler. Dolayısıyla içerdeki durum tahmin edilebilir.

Belgeler yanlışlıkla halka açık yayınlandı ve oradan da kayıt altına alındı

Belgeler, Google'ın kullanımdan kaldırılan "Document AI Warehouse"a ilişkin dokümantasyonun dahili sürümü. Yanlışlıkla istemci kitaplığının kod deposunda, herkese açık olarak yayınlanmış. O sırada, başka bir otomatik belgeleme hizmeti tarafından yakalanmış. Github kitaplığında bu sızıntıları farkeden ise EA Eagle Digital'den Erfan Azimi isimli bir SEO danışmanı.

Yanlışlıkla yayınlandığı kod deposunun değişiklik geçmişine bakıldığında, halka açıklık durumu 7 Mayıs'ta düzeltilmiş olduğu görülüyor. Ancak otomatik belgeleme hizmeti tarafından yakalanan dokümantasyon hâlâ yayında. Bu depodaki kodun tamamı Apache 2.0 lisansı altında yayınlandığı için, bu kodu bulan/erişen herkesin "yeniden kullanma" dahil her türlü hakkı var.

Rand Fishkin: "Bu veriler Google çalışanlarının yıllardır yaydığı bazı yalanları çürütüyor"

Sızan belgeleri bulan Azimi bunları önce SEO uzmanı Rand Fishkin ile paylaşmış. Fishkin, belgelerin geçerli ve mart ayı itibariyle doğru olduğunu eski Google elemanlarına sorarak doğrulatmış. Tabii ki 25 bin belgeyi incelemek kolay değil. Üstelik içerik çok da teknik. Bu nedenle Fishkin de SEO konusunda uzman olan Mike King'den yardım almış.

Mike King, detayları bir kaç makalede açıklayacağını belirtiyor ama ilk makalesinde bile bir hayli bilgi var. Özetle King'e göre sızan veriler, Google'ın nelere önem verdiği konusunda dolaylı ipuçlarının yanında, Google’ın web sayfalarından, sitelerden ve arama yapanlardan hangi verileri topladığını gösteriyor.

King'le beraber analiz yapan Fishkin, bu verilerin Google çalışanlarının yıllardır yaydığı bazı yalanları çürüttüğünü söylüyor.

Yalanların neler olduğunu tespit eden King ise, "Sert bir ifade olsa da burada kullanılacak doğru kelime 'yalan'" diyor.

Neden bunu diyor? Çünkü Google yetkililerinin yıllar boyunca kullanmadığını söylediği bazı kriterleri kullandığı görülüyor. Örneğin Google sıralamada Chrome verilerini kullanmadığını yıllardır söylüyor ama sızan dökümanlar böyle olmadığını gösteriyor.

King'in analizine bakarak birkaç noktaya işaret edelim;

Google'ın söyledikleri ile çelişen maddeler

  • Alan Adı Otoritesi: Google'ın iddialarına rağmen, belgeler "siteAuthority" adı verilen bir özelliği ortaya koyuyor, bu da Google'ın site genelindeki yetkiyi ölçtüğünü gösteriyor.
  • Sıralamalar İçin Tıklamalar: Google'ın kamuoyundaki inkarlarının aksine, NavBoost gibi sistemler, sıralamaları etkilemek için tıklama verilerini kullanıyor.
  • Sandbox: Belgelerde yeni siteleri sandbox'a almak için kullanılan bir "hostAge" özelliğinden bahsediliyor, bu da Google'ın sandbox'ı reddetmesiyle çelişiyor.
  • Chrome Verileri: Öyle olmadığını söylemesine rağmen belgeler, Chrome verilerinin sıralama algoritmalarında kullanıldığını gösteriyor.
  • Mimari: Google'ın sıralama sistemi, tek bir algoritmadan ziyade bir dizi mikro hizmetten oluşuyor. Anahtar sistemler arasında Trawler (tarama), Alexandria (indeksleme), Mustang (sıralama) ve SuperRoot (sorgu işleme) bulunuyor.
  • Twiddlers: King'e göre bunlar "bir belgenin bilgi alma puanını ayarlayabilen veya bir belgenin sıralamasını değiştirebilen" yeniden sıralama işlevleridir. Örnekler arasında NavBoost, QualityBoost ve RealTimeBoost yer alıyor. Amerikan Adalet Bakanlığı'nın (DOJ) antitröst davasında orataya çıkan NavBoost, Google Arama'da sıralamaları yükseltmek için, tamamen tıklama verilerine odaklanan özel bir modül.

SEO Etkileri:

  • Panda Algoritması: Panda, çeşitli düzeylerde (etki alanı, alt etki alanı, alt dizin) uygulanan, kullanıcı davranışına ve dış bağlantılara dayalı bir puanlama değiştiricisi kullanıyor.
  • Yazarlar: Google, yazar bilgilerini gizlice saklıyor. Demek ki yazarlar da sıralamada ö
  • Düşürmeler: Sıralamayı düşüren şeyler ise şöyle; bir bağlantı hedef siteyle eşleşmiyor, SERP sinyalleri kullanıcı memnuniyetsizliğini gösteriyor, Ürün incelemeleri, Konum, Tam eşleme etki alanları, Porno.
  • Bağlantılar: SourceType gibi metrikler, bir sayfanın dizine eklendiği yere göre bağlantıların değerini gösteren bağlantılar ile önemini koruyor.
  • İçerik: Google, kısa içeriğin orijinalliğini ölçüyor ve belirteçleri sayarak önemli içeriğin erken yerleştirilmesinin önemini güçlendiriyor.
  • Değişiklik geçmişi: Görünüşe göre Google, dizine eklediği her sayfanın her sürümünün bir kopyasını saklıyor. Yani Google, bir sayfada yapılan her değişikliği "hatırlayabiliyor". Ancak Google, bağlantıları analiz ederken yalnızca URL'deki son 20 değişikliği kullanıyor
  • Güncellik önemli: Google, künyedeki (bylineDate), URL'deki (syntacticDate) ve sayfa içeriğindeki (semanticDate) tarihlere bakıyor.
  • Google, alan adı kayıt bilgilerini (RegisterInfo) saklıyor: Sayfa başlıkları hala ö Google'ın, bir sayfa başlığının bir sorguyla ne kadar iyi eşleştiğini ölçtüğüne inanılan, titlematchScore adlı bir özelliği var. Google, belgelerdeki (avgTermWeight) ve bağlantı metnindeki terimlerin ortalama ağırlıklı yazı tipi boyutunu ölçüyor. Bir belgenin web sitesinin temel konusu olup olmadığını belirlemek için Google, sayfaları ve siteleri vektörleştiriyor, ardından sayfa yerleştirmelerini (siteRadius) site yerleştirmeleriyle (siteFocusScore) karşılaştırıyor."

King, ortaya çıkan özelliklerin nasıl kullanıldığının tam bilinmediğini ama yine de dökümanlarda çok fazla bilgi olduğunu belirtiyor. Belgeler incelemeyi sürdürdükçe birkaç makale daha yazacağını belirtiyor.

Sızıntı, daha önce Google tarafından reddedildiği halde tersi düşünülen birçok SEO inancını doğruluyor ve kaliteli içeriğin, kullanıcı katılımının ve stratejik bağlantı kurmanın önemini vurgulayarak Google'ın sıralama mekanizmalarının daha net bir resmini sunuyor.

Sızan dökümanların arama motoru optimizasyonu (SEO), pazarlama ve yayıncılık sektörlerinde epeyce değişikliğe neden olması beklenebilir. Çünkü nasıl kullanıldığı ve puanlama ölçütleri tam bilinmese de şu anda SEO uzmanları ya da rakiplerin bu belgeleri çoktan değerlendirdiklerini tahmin edebiliriz. Ve bu Google'ın işinin ana çekirdeğini oluşturuyor. Yani değiştirmek zorunda.

Füsun Nebil Kimdir?

Füsun Sarp Nebil, İstanbul, Bakırköy'de doğdu. Eğitimini Çanakkale, İzmir ve İstanbul'da yaptı. Evli, 2 çocuk sahibidir. Denizcilik meraklısıdır (amatör kaptan).

Master derecesini Istanbul Teknik Üniversitesi Nükleer Yüksek Mühendisliği bölümünden aldı (Şimdi Enerji Enstitüsü). THY, Nasas Alüminyum Fabrikası ve Alemdar Holding Grubunda çeşitli görevlerde bulundu.

1997 Türkiye'nin ilk ISP'lerinden Alnet'in Genel Müdürlüğüne getirildi. 1999 yılında turk-internet.com'un da dahil olduğu çeşitli siteleri yayınlayan Intervizyon Ltd. şirketini kurdu. Şirket halen Kadinvizyon.com gibi başka siteleri de yönetmektedir.

1998 - 2011 arasında Ulaştırma Bakanlığı tarafından kurulan İnternet Kurulu üyeliği yaptı. Devletin özel sektörü aldığı çeşitli komisyonlarda çalıştı. 2016'dan beri TOBB Telekom Meclisi üyesidir.

Nebil, Eylül 2001 yılında Birleşmis Milletler tarafından Türkiye'den seçilen başarılı iş kadınları arasında yer aldı (UNECE INCLUDES 9 TURKISH BUSINESSWOMEN ON ITS LIST).

2010-2013 arasında Türkiye Dijital Oyun Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı.

2011 - 2015 arasında 4 yıl Eutelsat Avrupa TV Ödüllerinde Jüri Üyeliği görevi aldı.

Türkiye İhracatçılar Merkezi dahil, çeşitli projelerde "Bilişim ve İletişim Sistemleri Danışmanlığı" vermektedir. Konusuyla ilgili olarak TV programlarına ya da konferanslara katılarak, konuşma yapmaktadır. Yazıları internet üzerinden turk-internet.com sitesinin yanısıra, yetkinreport.com, bilisimdergisi.org.tr, Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği Dergisi, 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Güncel Hukuk Dergisi, Ankara Baro Dergisi, journo.com, Tüketiciler Birliği Etikett gibi çeşitli ortamlarda yayımlanıyor.

2014 yılından beri T24'te yazıyor.

Türk Telekom ve Turkcell konusunda araştırmaları ve uzmanlığı var. 2018 nisan ayında "Bitcoin ve Kripto Paralar" isimli ilk kitabı yayınlandı.

Detaylı bilgi için https://wiki-turk.com/fusun-sarp-nebil/ adresine bakabilirsiniz.

 

Yazarın Diğer Yazıları

TBMM Komisyonu’nun Çin ziyareti masraflarını Huawei mi, TBMM mi ödedi?

Her iki taraf da cevap vermekten kaçındı. Hem Huawei hem de TBMM. Kaçındılar çünkü aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. Vergi üzerine vergi getirilirken TBMM böyle bir seyahatin masraflarını öderse vatandaşa ayıp olmaz mı? Ödemez ve Huawei öderse o da meslekleri bile farklı olan milletvekilleri açısından başka bir garabet olmuyor mu?

Elon Musk, AB'nin gizli sansür anlaşmasını reddettiğini açıkladı

"Avrupa Komisyonu, X'e yasadışı bir gizli anlaşma önerdi. Eğer kimseye söylemeden, konuşmaları gizlice, sessizce sansürlersek, ceza vermeyeceklerini söylediler"

F-35 ve F-15’e ait 250 GB veri sızıntısı Telegram’da yayınlandı

Çinli bilgi güvenliği uzmanları, F-35 savaş uçağı ve hassas ABD silahlarına ilişkin teknik bilgiler içerdiği iddia edilen ve yakın zamanda sızdırıldığı anlaşılan belgelerin gerçek göründüğünü raporladı