11 Haziran 2021

Herkesi kör, âlemi sersem sanmak

Eğer iktidar Sedat Peker'in itiraflarının ve suçlamalarının gerçekten CHP'nin ve dış güçlerin işi olduğunu düşünüyorsa o zaman neden susuyor? Neden "hodri meydan" diyemiyor? Yargı neden harekete geçmiyor?

AK Parti iktidarı, yöneltilen eleştiriler, ortaya çıkan skandallar karşısında sözü eviriyor, çeviriyor dış güçlere ve CHP'ye bağlıyor.

Bu yaparken kendini "sütten çıkmış ak kaşık," CHP'yi ve dış güçleri ise her türlü kötülüğün, başarısızlığın, yolsuzluğun, rüşvetin, adam kayırmanın, suç örgütüyle iş görmenin sorumlusu olarak göstermeyi başardığını sanıyor.

Vatandaşın zekâsını hafife alıyor.

"Herkesi kör, âlemi sersem" sanıyor.

Oysa durum öyle değil.

Ne herkes kör, âlem sersem ne de vatandaş ne olduğunu anlamayacak kadar zekâ özürlü.

Sokaktaki vatandaş da ortaya atılan iddialara ve suçlamalara iktidarın ve adı geçen kişilerin bir yanıt veremediğini görüyor.

Bunu gördüğü gibi, suç örgütüyle iş yapanın CHP değil AK Parti iktidarı olduğunu, eski milletvekilinin dövülmesini, Hürriyet gazetesinin basılmasını, milletvekilinin arabasına çanta çanta para bırakılmasını, yeğenin tefeciye borcunun kapatılmasını isteyenin de CHP veya dış güçler değil, bizzat iktidar olduğunu biliyor, görüyor.

Suç örgütü liderlerine "hakkında soruşturma var, yurt dışına çık, ben armut diyene kadar da ortada gözükme" diye tembih edenin, suç örgütü liderine polis koruması verenin de CHP ve dış güçler olmadığını vatandaş biliyor.

Seçmene bedava dağıtmak için, suç örgütü liderinin fabrikasından parasını ödemeden kahve alıp propaganda yapanın da CHP ve dış güçler olmadığı belli.

Çiftçiye kredi vermekle yükümlü Ziraat Bankası kaynaklarını medyaya el değiştirtmek ve medyanın yüzde 90'nından fazlasını kendine bağlı ve bağımlı hale getirmek için kullananın da CHP ve dış güçler olmadığı çok belli.

Çocuklarının evlerinden balya balya paralar ve para sayma makineleri çıkan bakanın da ayakkabı kutuları içinde dolar ve Türk Lirası istifleyen banka genel müdürünün de CHP olmadığını dünya âlem biliyor.

Şimdi suç örgütü lideri diye suçladıkları ve sözünü ciddiye almadıklarını açıkladıkları Sedat Peker'e meydan meydan miting yaptırıp AK Parti'ye oy isteyenin CHP ve dış güçler olmadığını söylemeye bile gerek yok.

Mafya dünyasından siyaset dünyamıza geçiş yapan "çökme" olaylarının da CHP ilgisi yok.

Paramount Oteli'ne çökme olayında da adı geçenlerin, otele tank getirdikleri öne sürülenlerin CHP ile uzaktan yakından bir ilgisi yok.

Merkez Bankası'nın 128 milyar dolarlık rezervini tüketip hazineyi tamtakır hale getiren de CHP değil.

Hem faizi, hem doları, hem enflasyonu aynı anda fırlatan da CHP değil.

Beş yılda 166 milyar liralık ihaleyi hep aynı şirketlere ve davet usulüyle veren de CHP değil. Bu şirketlere vergi affı getirip vatandaşın sırtına her gün vergi artışı yükleyen de.

Ekonomik kriz ve pandemi nedeniyle işsiz kalmış beş kişilik bir aileye her gün çay-simit yemesine bile yetmeyecek 1.170 lira vermekle övünen de yine CHP ve dış güçler değil.

450 milyar dolar dış borcun, 10 milyondan fazla işsizin, mutfakta yüzde 35 oranındaki enflasyonun, her gün kapanan kepenklerin, iflasların sorumlusu da CHP ve dış güçler değil.

Durum böyle olduğu halde teflon tava gibi kenara çekilip, vatandaşa zeka özürlüsü muamelesi yaparak "biz yapmadık, CHP ve dış güçler yaptı" demek kafayı kuma gömmekten başka bir şey değildir.

Eğer iktidar Sedat Peker'in itiraflarının ve suçlamalarının gerçekten CHP'nin ve dış güçlerin işi olduğunu düşünüyorsa o zaman neden susuyor?

Neden "hodri meydan" diyemiyor?

Yargı neden harekete geçmiyor?

Savcılar gündeme gelen itiraf ve ithamlarla ilgili neden soruşturma açmıyor? İktidar TBMM'de verilen önergeleri neden reddediyor?

Meclis'te araştırma komisyonu kurulmasından, savcıların soruşturma açmasından neden çekiniyor?

Bu soruların yanıtı CHP'yi ve dış güçleri suçlamak değildir.

Türkiye'yi yöneten iç güçleri denetlemek, sorgulamak ve sorumluları ortaya çıkarıp yargıya havale etmektir.

Yazarın Diğer Yazıları

İktidar değiştiğinde...

Bugün yerel yönetimlerde yaşanan süreç iktidar değişikliğinde bakanlıklarda da yaşanacaktır

HDP davası ve AK Parti

Çözüm süreci tek taraflı yürütülen bir süreç değildir. Sürecin belirleyici tarafı AK Parti iktidarıdır. HDP'nin savunmasında kapatma talebine gerekçe olarak gösterilen bu sürecin bütün taraflarını konu etmesi sürpriz olmayacaktır

Demokrasi için birlik zamanı

Deniz Poyraz'a sıkılmış kurşunlar demokrasiye sıkılmış kurşunlardır. Baskın sadece HDP İzmir İl Başkanlığı'na değil demokrasiye yapılmıştır